(3091 S. K. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, ….. adresinde …… Sanayi Sitesi Toplu Yapı Yönetimi tarafından kamuya ait, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yola delici metal ve güvenlik kulübesi inşa edilmek suretiyle tecavüz ve müdahalede bulunduğundan bahisle 3091 sayılı Kanun hükümlerince bahse konu tecavüzün önlenmesi talebiyle yaptığı 05.05.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin Beylikdüzü Kaymakamlığının 17.05.2016 tarih ve 1074 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; "Uyuşmazlık konusu olayda, …… Sanayi Sitesi Toplu Yapı Yönetimi Kurulunca site girişine güvenlik gerekçesiyle güvenlik kulübesi ve güvenlik bariyeri konulması hususunda karar alındığı, İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen 12.11.2015 tarih ve 2015/1665 no'lu özel güvenlik izin belgesinin bulunduğu, davacı vekili tarafından, vekili olduğu kooperatifin bilgisi ve rızası dışında sanayi sitesinin girişine güvenlik bariyeri konulduğu, tecavüz ve müdahalede bulunulduğu, şirketlerine ait personel araçlarının sanayi sitesine alınmadığı belirtilmekte ise de, Beylikdüzü Kaymakamlığının 17.05.2016 tarih ve 1074 sayılı yazısında, söz konusu güvenlik noktalarının belediye başkanlığı bilgisi dahilinde olduğu ve güvenlik noktasına giriş çıkışlarda herhangi bir ücret te alınmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 26/01/2017 tarih ve E:2016/1080, K:2017/243sayılı kararının; 3091 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müdahalenin men'i talep olunan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan yol niteliğinde olduğu, söz konusu yerlere yönelik tecavüz veya müdahalelerin önlenmesi suretiyle koruma görevinin kaymakamlıklara verildiği, ilgili yerde belediyenin bilgisi dahilinde güvenlik bariyesi konulmasının bu durumu değiştirmediği, kaldı ki davalı idarenin bu hususa ilişkin beyanının somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı vekili tarafından, …. adresinde …… Sanayi Sitesi Toplu Yapı Yönetimi tarafından kamuya ait, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yola delici metal ve güvenlik kulübesi inşa edilmek suretiyle tecavüz ve müdahalede bulunduğundan bahisle 3091 sayılı Kanun hükümlerince bahse konu tecavüzün önlenmesi talebiyle yaptığı 05.05.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin Beylikdüzü Kaymakamlığının 17.05.2016 tarih ve 1074 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun amaç ve kapsamını belirleyen 1.maddesinde; Bu kanunun amacının gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya devlete ait veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamak olduğu belirtilmiştir.
Aynı Yasanın 4.maddesinde; "Yetkililerin; tecavüz veya müdahalenin yapıldığını öğrendikleri tarihten altmış gün içinde, idari makama başvuruda bulunmaları gerekir. Ancak, tecavüz veya müdahalenin oluşundan itibaren bir yıl geçtikten sonra bu makamlara başvuruda bulunulamaz.
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerde süre aranmaz." hükmüne yer verilmiştir.
3091 sayılı Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 8.maddesinde; "Devlete ait taşınmaz mallar, tapuda Hazine adına kayıtlı olanlar ile tescil edilebilir nitelikte Hazineye ait taşınmaz mallardır.", 9.maddesinde de; "Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz mallar, herkesin istifadesine açık olan denizler, göller, nehirler, tarıma elverişli olmayan yerler, kayalar, tepeler ve dağlar gibi sahipsiz şeyler ile Devlet veya bir kamu hukuku tüzel kişisi tarafından umumun yahut bir kısım halkın yararlanmasına terk ve tahsis edilen umumi yollar, köprüler, parklar, meydanlar, mer'alar, yaylak ve kışlaklar gibi menfaati umuma ait olan taşınmaz mallardır." olarak tanımlanmış, aynı Yönetmeliğin 22.maddesinde; "Başvuru dilekçesini alan vali, yetkili vali yardımcısı veya kaymakam tecavüz veya müdahalenin olup olmadığını yerinde doğrudan soruşturabileceği gibi, bu amaçla devlet memurlarından bir veya işin mahiyetine göre birkaçını soruşturma yapmak üzere görevlendirebilir. Taşınmazın ölçülmesi, sınırlarının belirlenmesi, krokisinin çizilmesi ve tapu uygulaması gibi hususlarda yardımcı olmak üzere soruşturma memurlarına eleman verilebilir..." 24.maddesinde; "Kanun, soruşturmanın 15 gün içerisinde yaptırılarak karara bağlanmasını öngördüğünden; soruşturma emrini alan memur, soruşturmanın yapılacağı yer, gün ve saati; tarafların tanık ve diğer delilleri ile hazır bulunmaları, aksi halde sonradan tanık dinletemeyecekleri hususunu her türlü imkandan yararlanarak tebliğ eder ya da köy veya mahalle muhtarları vasıtasıyla tebliğ ettirir ve tutanağını dosyasına koyar. Taraflara tebligat yapılmadan veya 25.maddede belirtilen ilan yaptırılmadan mahallinde soruşturmaya başlanamaz. Zorunlu ve acele hallerde bu konu ile ilgili bildirimler, Tebligat Kanunu ve Tüzüğü esaslarına göre valilik veya kaymakamlık emri ile yollukları ödenmek suretiyle güvenlik kuvvetlerine yaptırılır. Köye ait taşınmaz mallara yapılan tecavüz ve müdahalelerde köy halkından biri tarafından başvuruda bulunulmuş ise, soruşturma sırasında muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden birinin mahallinde hazır bulunması zorunlu olduğundan, yukarıdaki usullere göre bunlara da gerekli tebligat yapılır. 25.maddesinde; "Adresinin tespit edilememesi, gösterilen adreste bulunamaması gibi nedenlerle mütecavize tebligat yapılamaması halinde soruşturmanın yapılacağı yer, tarih ve saat soruşturma memuru tarafından 3 gün önceden alışılmış usullerle taşınmaz malın bulunduğu köy veya beldede ilan ettirilir ve durum tutanakla belgelenir. Bu duyuruya rağmen mütecavizin soruşturma mahalline gelmemesi halinde ilân tutanağı dosyasına konularak soruşturma mütecavizin yokluğunda yapılır." 28. maddesinde; "Soruşturma memuru, taşınmaz malın bulunduğu yerde sırasıyla önce şikayetçinin, sonra mütecaviz olduğu iddia edilen kişi veya kişilerin, daha sonra tarafların tanıklarının ve gerek gördüğünde doğrudan seçeceği bilirkişiler ile ilgilisine göre Hazine, özel idare ve belediye temsilcilerinin, köy veya mahalle muhtarı ve ihtiyar kurulu üyelerinin ifadesini alarak:
a) Taşınmaz malın niteliğini ve bütün sınırlarını.
b) Taşınmaz malı fiilen tasarruf eden zilyedin kim veya kimler olduğunu, ne zamandan beri ve ne suretle zilyet olduğunu,
c) Mütecavizin kim veya kimler olduğunu.
d) Taşınmaz mala mütecavizi veya mütecavizler tarafından ne şekilde ve ne zaman tecavüz veya müdahale edildiğini.
e) Tecavüz veya müdahalenin bu taşınmazın hangi kısmına veya miktarına yapıldığını.
f) Başvuru sahibinin bu tecavüzü veya müdahaleyi hangi tarihte öğrenildiğini,
tespit eder.
Bu amaçla taraflarca gösterilen tapu ve her türlü belgeleri inceler, araziye uygunluğunu araştırır." 29.maddesinde; "Soruşturma sırasında soruşturma memuru veya görevlendirilmiş ise teknik eleman tarafından taşınmaz malın mevkii, yönleri sınırları ve tecavüz veya müdahale edilen kısmı çizilerek basit bir kroki üzerinde gösterilir. Krokinin altında düzenlendiği tarih ile düzenleyenin kimliği ve imzası bulunur.", 30.maddesinde de; "Tanıkların ve bilirkişilerin ifadeleri tek tek alınır. İfadeler alınırken hazır bulunan diğer tanıklar ve bilirkişiler tanığın söylediklerini duyamayacak şekilde uzaklaştırılır. İfade alınmasına başlanmadan önce tanıkları tanıyıp tanımadıkları ve anlaşmazlık konusu hakkında bilgileri olup olmadığı sorularak gerekli açıklamalarda bulunur. Soruşturmanın amacının zilyedi belirlemek olduğu, mülkiyet anlaşmazlıklarının bu soruşturmanın kapsamı dışında kaldığı anlatılır. Tanık ifadeleri ile bilirkişilerin görüşleri 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yeminli olarak, başvuru sahibinin ve mütecavizin ifadeleri yeminsiz olarak alınır. Tanıklar ayrı ayrı ve tanıklıktan önce yemin ederler..." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; söz konusu mevzuat hükümleriyle taşınmaz mal üzerinde fiili hakimiyet ve tasarrufun esas alınarak zilyetliğin korunduğu, verilen kararların mülkiyet yönünden bir bağlayıcılığı olmadığı, taşınmaz mal zilyetliğine tecavüz edildiği yönünde şikayet geldiğinde ilk olarak soruşturmacı/ların görevlendirileceği, soruşturmanın taraflarına keşfin yapılacağı yer ve zamanının tebliğ edeceği ve bu tebligat tutanağının dosyasına konulacağı, taraflara tebligat veya ilan yapılmadan soruşturmaya başlanamayacağı, soruşturma memuru tarafından yapılacak soruşturmada şikayetçinin, mütecaviz olduğu belirtilen kişilerin, tanıkların ve gerek görüldüğünde bilirkişilerin sırasıyla ifadesini alacağı ve sonuçta taşınmaz malın niteliği ve sınırlarını belirleyeceği, taşınmaz malı fiilen tasarruf edeni ve ne zamandan beri zilyet olduğunu, mütecavizin kim ya da kimler olduğu ne zamandan beri ve ne şekilde müdahalede bulunduğunu, tecavüzün taşınmazın hangi bölümüne yapıldığını ve başvuranın müdahaleyi hangi tarihte öğrendiği hususlarını tespit edeceği, taraflarca verilen tapu ve her türlü belgeyi de inceleyerek değerlendirileceği ve araziye uygunluğunu araştıracağı, ayrıca soruşturmacı veya görevlendirilen teknik eleman tarafından taşınmaz malın mevki, yönleri, sınırları ile tecavüz edilen kısımları gösteren basit bir kroki çizilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından davalı idareye 05.05.2016 tarihinde yapılan başvuruda, İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ….. Mahallesi, …..Sanayi Sitesi, ….. Caddesi ve Sanayi Caddesinde devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yola …….. Sanayi Sitesi Yönetimi tarafından güvenlik kulübesi ve metal engelleyiciler tesis edilmek suretiyle müdahalede bulunduğu gerekçesiyle söz konusu müdahalenin 3091 sayılı Kanun hükümleri uyarınca önlenmesinin istenildiği, bunun üzerine davalı idarece adı geçen site yönetimiyle yapılan yazışma sonucunda tesis olunan dava konusu işlemle, olaya ilişkin fotoğraflardan herhangi bir işgalin söz konusu olmadığının anlaşıldığı, söz konusu güvenlik kulübesi ve bariyerlerin konulması için site yönetim kurulu kararı alındığı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığının bilgisi dahilinde güvenlik noktalarının oluşturulduğu ve uyuşmazlığın hukuki mahiyette bulunduğu gerekçesiyle davacı talebinin reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yol vasfındaki taşınmaza müdahalede bulunulduğu iddiası üzerine 3091 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin yukarıda aktarılan hükümleri uyarınca taşınmaz mahallinde yöntemine uygun olarak gerekli soruşturmanın yapılması ve hazırlanacak fezlekeli soruşturma raporu ile tespit edilen hususlar değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının başvurusuyla ilgili olarak yeterli bir inceleme yapılmaksızın uyuşmazlığın hukuki mahiyette bulunduğundan bahisle başvurusunun doğrudan reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık davanın reddine ilişkin bir istinafa konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 26/01/2017 tarih ve E:2016/1080, K:2017/243 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 225,40 TL yargılama giderinin ve karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın mahkemesince davacıya iadesine, kesin olarak 20/06/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)