(193 S. K. m. 25, 61) (4857 S. K. m. 17) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının çalıştığı ….. İlaçları Ltd. Şti. tarafından 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş akdinin feshedilmesi sonucu kendisine ödenen kıdem ve iş güvencesi tazminatının 100 bin TL'lik kısmından tevkif edilip ödenen gelir stopaj vergisinin düzeltme- şikayet yoluyla iadesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davayı "...ücret niteliği taşımayan ve davacının işine son verilmesi nedeniyle yapılan ödemenin hangi ad altında yapıldığının vergisel açıdan bir önemi bulunmadığı gibi, işverenin yasal sorumluluğu ve zorunluluğu olmadan yapılmış olmasının da tevkifata tabi tutulmasını gerektiren bir durum olmadığı, buna göre ücret niteliği taşımayan ve 193 sayılı Kanun'un yukarıda değinilen 25. maddesi uyarınca vergiden istisna edilen tazminat ödemesinden gelir vergisi stopajı yapılmaması gerektiğinden, davacıdan hukuka aykırı olarak yapılmış gelir vergisi kesintisinin açık bir vergilendirme hatası olması nedeniyle, düzeltme- şikayet yoluna konu edilebilecek olması karşısında, başvuru sonucunda gelir (stopaj) vergisinin terkini ve davacıya iadesi gerekirken aksi yöndeki dava konusu zımni ret işleminde hukuki isabet görülmediği..." gerekçesiyle kabulüne ve tevkif edilen gelir vergisinin davacıya iadesine karar veren İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 16/03/2017 tarih ve E:2016/1104, K:2017/845 sayılı kararının, davacı vekili tarafından, tarafların ikale sözleşmesiyle iş akdine son verdiği, bu sözleşme gereği kıdem tazminatı ve işe başlatmama tazminatlarının ödendiği, bu tazminatlardan yasaya ve uygulamaya aykırı olarak gelir vergisi kesildiği, Mahkeme kararında yalnızca iş güvencesi tazminatına yönelik değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğu, kıdem tazminatı ödemesinden yapılan kesintiyle ilgili hüküm kurulmayarak, taleplerinin eksik hükme bağlandığı, bu suretle davacının hak kaybına uğradığı, kararın düzeltilerek onanması gerektiği, davalı idare tarafından, davacıya ödenen tazminat, işverenin yasal sorumluluğu ve zorunluluğu olmadan ödendiğinden, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi hükümlerine göre iş güvencesi veya işe başlatmama tazminatı niteliğinde bulunmadığı, bu tazminatın ek ödeme niteliğinde bulunduğu, 193 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca stopaja tabi tutulması gerektiği, olayda açık bir vergi hatası bulunmadığından davacının düzeltme-şikayet başvurusunun kabul edilemeyeceği ileri sürülerek, aleyhe ve eksik kısımları itibarıyla istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVACI): Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerektiği ileri sürülerek davalı istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ (DAVALI): Davacının istinaf talebinin reddi ile yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvuruları, davacının çalıştığı ……. İlaçları Ltd.Şti. tarafından 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca iş akdinin feshedilmesi sonucu kendisine ödenen kıdem ve iş güvencesi tazminatının 100 bin TL'lik kısmından tevkif edilip ödenen gelir stopaj vergisinin düzeltme- şikayet yoluyla iadesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemlerine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının çalıştığı ….. İlaçları Ltd.Şti. adlı şirket ile olan iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca feshedildiği, davacıya yapıldığı belirtilen kıdem ve iş güvencesi tazminatının 100 bin TL'lik kısmı üzerinden tevkif edilen gelir (stopaj) vergisinin gelir vergisine tabi olmadığından bahisle kesilen gelir stopaj vergilerinin iadesi istemiyle 16.10.2015 tarihinde Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'na başvurduğu, 26.10.2015 tarihli işlemle, yapılacak incelemeye göre başvurunun değerlendirileceği şeklinde kesin sonuç ifade etmeyen cevap verilmesi üzerine 13.01.2016 tarihinde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'na şikayet yoluna gidildiği, bu merci tarafından da, 04.02.2016 tarihli işlemle, inceleme sonucuna göre değerlendirilme yapılacağı şeklinde 60 gün içerisinde kesin cevap verilmediğinden bahisle, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, ilk başvuru tarihi baz alınarak 6 aylık süre içerisinde 07/04/2016 tarihinde kayda alınan dava dilekçesiyle bakılan davanın açıldığı, dosyada, 6 aylık bekleme süresi içerisinde veya dava açıldıktan sonra, davalı idarece, başvuruya kesin bir cevap verildiğine ilişkin bilgi-belge de bulunmadığı anlaşılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; "İdari Makamların Sükutu" başlıklı 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısına yer verilen hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, Kanun'un 10. maddesi uyarınca idareye yapılan başvuru üzerine 60 günlük süre içerisinde verilen cevabın kesin olmaması halinde, başvuranın önünde, idari dava açmak için 2 yol bulunduğu, başvurucunun, söz konusu muğlak cevabı başvurunun reddi sayarak dava açabileceği, bu yolun tercih edilmemesi durumunda, idarenin kesin cevabını da bekleyebileceği, idarenin kesin cevabının beklenmesi halinde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bu bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren azami 6 ay olabileceği, bir diğer deyişle, idarenin kesin cevabının beklenmesi halinde, dava açma süresinin, başvuru tarihinden 6 ay sonra işlemeye başlayacağı, bunun dışında, Kanun'un 10. maddesinde, başvuruya kesin bir cevap verilmemesi halinde, idari dava açmak için seçenek olarak sunulan imkanların bir arada kullanılması, örneğin, idarenin muğlak cevabı üzerine, dava açma süresi de geçirildikten sonra, 6 aylık bekleme süresi içerisinde (6 aylık sürenin, başvuru hakkında idarece kesin bir cevap verilmeden dolması beklenmeksizin), başvurunun reddedildiğinden bahisle dava açılması mümkün bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından, davalı idareye 13.01.2016 tarihli dilekçeyle yapılan şikayet başvurusu üzerine tesis edilen ve davacıya 09.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan 04.02.2016 tarih ve 11217 sayılı işlemle, başvuruya kesin bir cevap verilmediğinin kabul edildiği, ancak, söz konusu işlem üzerine, 30 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılmadığı gibi, başvuru tarihinden itibaren 6 aylık bekleme süresinin, davalı idarece, başvuru hakkında kesin bir cevap verilmeyerek geçirilmesi beklenilmeden, şikayet başvurusuna 60 gün içerisinde kesin cevap verilmediğinden bahisle 07/04/2016 tarihinde kayda alınan dava dilekçesiyle dava açıldığı, yani, Kanun'un, 10. maddesinde, idareye yapılan başvuru üzerine 60 günlük süre içerisinde verilen cevabın kesin olmaması halinde, idari dava açabilmek için öngörülen seçeneklerin bir arada kullanılmaya çalışıldığı anlaşılmakla, davacının başvurusu üzerine verilen muğlak cevap sonrasında, bu cevap kesin bir cevap kabul edilerek 30 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılmadığı, 6 aylık bekleme süresinin de dava açma tarihinde henüz dolmadığı dikkate alındığında, idarenin muğlak cevabı kesin cevap sayılarak açıldığı kabul edilen davanın süresinde olmadığı sonucuna varılmakla, davalı idare isteminin kabulüyle, işin esasını inceleyen Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın süreden reddine, davacı istinaf isteminin aynı gerekçeyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un, yukarıda alıntısına yer verilen 10. maddesinin devamında, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca bir cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı başvurusu hakkında, davalı idarece, sonradan açık ve kesin bir ret işlemi tesis edilmesinin, idari dava açma süresini canlandıracağı sonucuna da varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nce verilen 16/03/2017 tarih ve E:2016/1104, K:2017/845 sayılı kararın kaldırılmasına, DAVANIN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava aşamasında davacı tarafından yapılan 212,30-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf başvurusu aşamasında yapılan 25,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 31,40-TL maktu karar harcı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca, istinaf başvurusu aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 90,80-TL istinaf başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 27/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)