(213 S. K. m. 353) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin 2013 yılında bir kısım alışlarına ilişkin olarak fatura almadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca 2013/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...2013 vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra 20/06/2016 tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesi maddenin getiriliş amacına uygun düşmediğinden dava konusu cezada hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 03/04/2017 tarih ve E:2016/2734, K:2017/1070 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının sahte fatura düzenlediğine dair somut tespitlerin yapıldığı, davacının hakkında sahte fatura düzenleyicisi olduğu tespitiyle vergi tekniği raporu düzenlenen kişilerden fatura aldığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacı şirketin 2013 yılında bir kısım alışlarına ilişkin olarak fatura almadığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca 2013/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2013 takvim yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile 2013 yılında aldığı bir kısım faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğundan ve bu faturalara isabet eden tutardaki alışları için gerçek satıcısından fatura almadığından bahisle 2013/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasını içeren ihbarnamenin davacıya tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesinde; verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için kanunda yazılı miktardan aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda anılan madde uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için, öncelikle mal veya hizmet alımında madde metninde sayılan belgelerin verilmediğinin ve alınmadığının belirlenmesi ve belgeleri vermeyen ve almayanların saptandığına ilişkin hukuken geçerli bir tespitin mevcut olması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda; yalnızca faturaları düzenleyen mükellef ile ilgili tespitlerden hareketle ilgili faturaların sahte olduğu iddia edilmiş, ancak sahte faturayla belgelendiği iddia olunan söz konusu mal/hizmet alışlarının gerçekte kimlerden yapıldığına ilişkin hukuken geçerli somut bir tespit yapılmaksızın faturalardaki tutarlar üzerinden yorum ve varsayıma dayalı olarak dava konusu özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.
Bu durumda, özel usulsüzlük cezası kesilmesini öngören ve cezanın kesilmesine dair koşulları düzenleyen maddede belirtilen unsurlar uyuşmazlık konusu olayda bir arada gerçekleşmemiş bulunduğundan idari cezalar için de geçerli olan “cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan failin cezalandırılamayacağı” yolundaki genel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas yoluyla ceza tayinine olanak tanımaması nedeniyle davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında bu gerekçeyle hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 03/04/2017 tarih ve E:2016/2734, K:2017/1070 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan 39,00-TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 28.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)