(4077 S. K. m. 7, 25, 26) (2577 S. K. m. 2, 49, 54, Geç. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete, mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 7/5. maddesine aykırı fiilde bulunduğu iddiasıyla aynı Kanunun 26/3. maddesi uyarınca 1.080,00.-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 12.03.2015 tarih ve 1790 sayılı İstanbul Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 25/02/2016 tarih ve E:2015/889, K:2016/400 sayılı kararın bozulması istemiyle yapılan itiraz başvurusunun reddi ile kararın onanmasına dair İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nin 15.11.2016 tarih ve E:2016/231, K:2016/172 sayılı kararının; davacı şirket tarafından, idari para cezalarının "mahalli mülki amir" tarafından verilmesi gerektiğine dair açık kanuni düzenlemenin ve bu konuyla alakalı daha önce sunulan kararların dikkate alınmadığını, eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulması gerekirken, kararın onanmasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanunu'nun 27. maddesi ile eklenen geçici 8/1. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirkete, mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 7/5. maddesine aykırı fiili nedeniyle aynı Kanunun 26/3. maddesi uyarınca 1.080,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 12.03.2015 tarih ve 1790 sayılı İstanbul Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan itirazın reddi ile kararın onanmasına dair İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nin 15/11/2016 tarih ve E:2016/231, K:2016/172 sayılı kararının düzeltilmesi istenilmektedir.
Dosyadaki belgeler incelendikten sonra, kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin 15.11.2016 tarih ve E:2016/231, K:2016/172 sayılı kararı kaldırılarak gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde; "görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerine uyulmamış olması" bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Davacı şirketin 4077 sayılı Kanun hükümleri ile ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Müfettişi tarafından yapılan denetimi sonucu düzenlenen 21.11.2014 günlü ve 417-C/02 sayılı inceleme raporunda yer alan öneri doğrultusunda; davacı şirket ile müşteriler arasında imzalanan devre mülk pay vaadi sözleşmelerinde mal veya hizmetin Türk Lirası olarak peşin satış bilgisine, faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve tüketicilerin ödemelerinin malın teslim veya ifa edileceği tarihe kadar sigorta ettirilmesi bilgilerine yer verilmemesi hususlarının yer aldığı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 7/5. maddesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle aynı Kanun'un 25/2. maddesi uyarınca 2012 yılına ait dört tüketici işleminin her biri için 270.- lira olmak üzere (270X4=1.080.-TL) idari para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Valisi adına Vali Yardımcısı Emin Çolak tarafından imzalanan 12.03.2015 günlü ve 1790 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 26. maddesinde; 25 inci maddenin birinci, dördüncü, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkralarındaki idari yaptırımların Bakanlık tarafından, diğer fıkralardaki idari para cezalarının ise, mahalli mülki amir tarafından verileceği kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
"Yetki", idari işlemin temel unsurlarından olup, idari makamların yetkileri kamu düzenine ilişkindir. Bu itibarla, yetkili makamlar tarafından tesis edilmeyen işlemlerin 2577 sayılı Yasa'nın anılan hükmü uyarınca iptale matuf hukuka aykırı işlem olacağı kuşkusuzdur.
İdari yaptırımların, Kanun'da verilmesi yetkilendiren idari ajan ya da kurullar dışında bir idari birim tarafından verilmesi durumunda Kanun'a aykırılığı ile birlikte genel ceza hukuku ilkesi olan "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesine de aykırı olacaktır. İptali istenilen idari işlem de, idari para cezasına ilişkindir.
4077 sayılı Kanun'un 26. maddesi, Kanun'un 25/3. maddesi uyarınca verilecek idari para cezasının mahallin mülki amir tarafından verileceğini çok açık bir şekilde düzenlemiştir. Mahalli mülki amir sözünden anlaşılması gereken o mahallin mülki amiri olan Vali olmalıdır. Vali yardımcıları mülki idare amirleri sınıfına dahil olmakla birlikte Mahalli Mülki Amir olan Vali'nin yardımcılarıdır. Vali Yardımcılarının mahalli mülki amir olduğunun kabul edilmesi durumunda; Vali'nin amirliği sona erer. Nitekim, işlemi tesis eden Vali Yardımcısı tarafından atılan imzanın Vali adına atıldığı belirtilmiş ise de; Mahalli Mülki Amire verilen cezalandırma gibi bir asıl tarafından kullanılması zorunlu bir yetkinin, hiçbir kişi veya kurum tarafından kullanılması ya da asıl yetki sahibi adına kullanılması olanağı bulunmamaktadır. Kanun ile açık bir şekilde düzenlenen yetkili makam dışında cezalandırma yetkisinin kullanılabileceğinin kabul edilmesi halinde, her bir idari işlemde hukukun üstünlüğü ilkesini esas alması gereken idarelerce yapılacak keyfi cezalandırmalara da zemin hazırlanır, hukuk güvenliği ilkesi zarar görür. Hukuk güvenliği ilkesinin göreceği zarardan da, ülkede yaşayan herkesin etkileneceğinin unutulmaması gerekir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda, idari para cezasını vermeye yetkili idari mülki amirin İstanbul Valisi olduğu gözetilmeksizin, İstanbul Valisi adına İstanbul Vali Yardımcısı tarafından verilen idari para cezası yetki yönünden hukuka aykırıdır.
Belirtilen hususlar doğrultusunda idari işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı karar düzeltme isteminin kabulüne, İstanbul Bölge İdare Sekizinci İdare Dava Dairesi'nin 15.11.2016 tarih ve E:2016/231, K:2016/172 sayılı kararının kaldırılmasına, İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 25/02/2016 tarih ve E:2015/889, K:2016/400 sayılı kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 422,30.-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990.00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, sehven yatırıldığı anlaşılan 60,80.-TL karar düzeltme harç ile artan posta ücretinin davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine, 10.05.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar kararımızın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığından düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)