(2709 S. K. m. 42) (2547 S. K. m. 54)
İSTEMİN ÖZETİ: Pamukkale Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Doktora öğrencisi olan davacı tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 54/a maddesi, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesi, 672, 675 ve 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler hükümleri uyarınca "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü'nün 14.02.2017 tarih ve 3586 sayılı işlemi ile tebliğ edilen Pamukkale Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun 09.01.2017 tarih ve 01/01 sayılı kararının iptali ile uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın idarenin hizmet kusuru ve idarenin hukuki sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde davalı idarece tazmini istemiyle açılan davada, davacının davalı idareye bağlı olarak öğretim görevlisi olarak görev yaptığı ve aynı zamanda davalı idareye bağlı olan Eğitim Enstitüsü'nde doktora öğrencisi olduğu, 15.07.2016 tarihinde FETÖ/PDY tarafından yapılan darbe girişiminden sonra 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname eki listelerde (birçok kamu kurumunda olduğu gibi) davalı Kurum nezdinde görev yapan ve bu terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen personellerin kamu görevinden çıkarıldıkları, davacının da bu bağlamda kamu görevinden çıkarıldığı, davalı idarece yapılan disiplin soruşturması neticesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişki kurduğu ve eylem birliği içerisinde bulunduğu değerlendirmesi yapıldığı, davacı hakkında Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/19 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, davacının terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı, davacının terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğu noktasında yeterli kanaatin oluştuğu, mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edildiği anlaşıldığından davacının yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren Denizli İdare Mahkemesi'nin 19/09/2017 gün ve E:2017/543, K:2017/1492sayılı kararının; kesinleşmiş bir yargı kararı olmadığı, işlemin dayandığı sebebin somutlaştırılmadığı, delillendirilmediği, siyasi amaç güdüldüğü, kişisel husumet sonucu tesis edildiği ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının FETÖ/PDY başta olmak üzere Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapılar ile bağlantılı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, davacının eylemlerinin 2547 sayılı Kanunun 54. maddesine ve Yükseköğretim Kurumları Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesindeki şartlara uyduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Pamukkale Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde Doktora öğrencisi olan davacı tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 54/a maddesi, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9. maddesi, 672, 675 ve 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler hükümleri uyarınca "yükseköğretim kurumundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Pamukkale Üniversitesi Genel Sekreterliği'nin 14.02.2017 tarih ve 3586 sayılı işlemi ile tebliğ edilen Pamukkale Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun 09.01.2017 tarih ve 01/01 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42.maddesinde, "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır...Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez..." hükmüne yer verilmiştir.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Öğrencilerin disiplin işleri" başlıklı 54. maddesinde; "Soruşturma, yetkiler ve cezalar: a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükün, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları verilir." kuralına yer verilmiştir.
18/08/2012 tarih ve 28388 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin "Dayanak" başlıklı 2. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 54 üncü maddesi ile 65 inci maddesinin (a) fıkrasının (9) numaralı bendine dayanılarak hazırlanmıştır." düzenlemesine, "Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları" başlıklı 9. maddesinde;"(1) Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır;
a) Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek,
b) Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak,
c) 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak,
ç) Kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmek" kuralı yer almaktadır.
Öte yandan, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esasların, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 12/02/2015 tarihli kararı ile değiştirilen 10. maddesinin 4. fıkrasında "YÖK tarafından ilan edilen lisansüstü eğitim kontenjanlarına yerleştirilen araştırma görevlilerinin öğretim üyesi yetiştirme kadrosu ile ilişiklerinin kesilmesi halinde, lisansüstü eğitimle de ilişikleri kesilir" kuralı yer almakta iken, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15/10/2015 günlü ve E:2015/1112 sayılı kararıyla Anayasa'nın kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağına ilişkin hükmü ile Avrupa İnsan hakları Mahkemesi'nin Sözleşme'ye taraf bir ülkenin kendi egemenliği altında olan kişileri halihazırda mevcut olan eğitim kurumlarına erişim hakkından hukuka aykırı olarak mahrum bırakamayacağı ve bu hakkın yükseköğretimi de kapsadığı yönündeki kararları gözönünde bulundurulduğunda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan eğitim hakkından yoksun bırakılma sonucunu doğuran dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği, bu karar gereğince Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 04/02/2016 tarihli kararıyla söz konusu Esasların 10.maddesinin 4.fıkrasının "YÖK tarafından ilan edilen lisansüstü eğitim kontenjanlarına yerleştirilen araştırma görevlilerinin ÖYP kadrosu ile ilişiklerinin kesilmesi lisansüstü eğitimle de ilişiğin kesilmesi neticesini doğurmaz." şeklinde değiştirilmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Pamukkale Üniversitesi, Tavas Yüksekokulu, Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü, Organik Tarım Programı'nda "öğretim görevlisi" olarak görev yapmakta iken, 01.09.2016 tarih, 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin Eki 1 Sayılı 15. Liste'nin 2070. sırasında ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, öte yandan; davacının aynı zamanda Pamukkale Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde doktora öğrencisi olduğu, Rektörlük makamının 19.12.2016 tarihli oluru ile FETÖ/PDY ile ilgili olarak lisansüstü öğrenci disiplin soruşturma komisyonu kurulduğu, Pamukkale Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı tarafından Eğitim Bilimleri Enstitü Müdürlüğü'ne yazılan 19.12.2016 tarihli yazıda, FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı olduğu tespit edilen öğrencilerin 21.12.2016 tarihine kadar bildirilmesinin istenildiği, anılan yazıya cevaben aralarında davacının da bulunduğu FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu değerlendirilen öğrencilere ait isim listesinin 20.12.2016 tarihli yazı ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı'na gönderildiği, disiplin soruşturma komisyonunun 22.12.2016 tarihli raporunda aralarında davacının da bulunduğu öğrenci isim listesinde yer alan kişilerin yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılmalarının teklif edilmesine ve keyfiyetin Rektörlük makamına bildirilmesine karar verildiği, Pamukkale Üniversitesi Disiplin Kurulu'nun 09.01.2017 tarihli kararı ile davacının yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına karar verildiği ve bu kararın 14.02.2017 tarihli Genel Sekreterlik yazısı ile davacıya tebliğ edilmesi üzerine anılan işlemin iptali ile uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle istinaf incelemesine konu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle 01.09.2016 tarih, 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edilmiş ise de yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, herhangi bir öğrencinin, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek fiillerini işlediğinin Mahkeme kararıyla ortaya konulması durumunda yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası ile cezalandırılabileceği yönündeki Yönetmelik hükmü karşısında davacı hakkında dava konusu işlemin sebebini oluşturan terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki davacının ekli listesi ile meslekten ihraç edildiği 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de dahil olmak üzere Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması hakkında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde yurtdışında öğrenim gören ve terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olan kişilerin öğrencilikle ilişiklerinin kesileceği, bunların bu kapsamda gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklik işlemlerinin yapılamayacağı ve bunların söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlı haklardan yararlanamayacakları hükme bağlanmış iken yurtiçinde okuyan ve FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı tespit edilen üniversite öğrencilerinin kaydının silineceğine dair bir düzenlemeye de yer verilmediği görülmektedir.
Bilindiği üzere; idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı uğranılan zararların tazminine yönelik tam yargı davalarında davacı, uğranılan zararın varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Ayrıca idare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için sadece iddia edilen zararın varlığı yeterli olmayıp; bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirgin yani gerçek zarar olması zorunludur.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından maddi ve manevi zararın tazmini istenilmekle birlikte, yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası sonucu davacının ne tür bir maddi zararının doğmuş olabileceğine ilişkin hiç bir bilgiye yer verilmediği gibi, dava dilekçesinde ve davacı tarafından dava dosyasına sunulan diğer dilekçelerde maddi ve manevi zararın miktarının, dayanağının ve zararı oluşturan kalemlerin gösterilmediği, idari yargılama usulünün yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, davacı tarafından tazmini istenilen miktar belirtilmediğinden, Mahkeme kararının, maddi ve manevi zararların tazmini isteminin de reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu Denizli İdare Mahkemesi'nin 19/09/2017 gün ve E:2017/543, K: 2017/1492 sayılı kararının, dava konusu işlemin iptali isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararın davalı idarece tazmini isteminin ise reddine ilişkin kısmı yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine, istinaf incelemesi sonucu dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 370,00-TL yargılama giderinin davada haklılık oranına göre takdir edilen 185,00-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin mahkemesince kabulü nedeniyle başvuru sırasında alınmayan yargılama giderlerinden davada haklılık oranına göre hükmedilen 185,00-TL'lik kısmının davacıdan, 185-TL'lik kısmının ise davalı idareden tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, maddi ve manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusu reddedildiğinden ve bu kısım yönünden Mahkemesince vekalet ücretine hükmedildiğinden, aleyhe bozma yasağı ilkesi de göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)