(2709 S. K. m. 135) (2577 S. K. m. 2, 7, 11, 14, 15) (6235 S. K. m. 2) (3194 S. K. m. 8)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 04/05/2017 günlü, E:2017/787, K:2017/1135 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, 63865 ada 2 parsele ilişkin; Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.05.2012 günlü, 817 sayılı kararı ile onaylanan "Yenimahalle İlçesi Eski AŞOT Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanında 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar plan değişikliği" ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.11.2013 günlü, 1985 sayılı kararı ile onaylanan "1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar plan değişikliği" işlemleri ile söz konusu parselde halihazırda verilmiş olan 06.02.2017 tarihli, 4-1...4-23 sayılı (sıralı olarak toplam 23 adet) yapı ruhsatlarının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazda inşa edilecek yapılar için düzenlenen yapı ruhsatlarının genel düzenleyici işlem olmayıp bireysel işlem niteliğinde olduğu, davacı meslek kuruluşunun davaya konu yapı ruhsatları ile ilgili olarak hukuken korunan hangi menfaatinin ihlal edildiği hususunda somut bir iddia öne sürülmediği gibi dosyaya bu yönde bir bilgi ve belge sunmadığı görülmekte olup, Anayasa ve kuruluş yasaları gereği meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçları ve mesleki faaliyetler çerçevesinde iş ve işlemler yapma yetkisini haiz olan davacı Oda Şubesinin salt "hukuka aykırılık" iddiasıyla açtığı davada, "kişisel, meşru ve güncel" bir menfaatlerinin ihlalinin söz konusu olmadığı, bu nedenle 2577 sayılı Yasa'nın 2/1-a maddesi uyarınca dava açma ehliyetinin bulunmadığı; davanın Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.05.2012 günlü, 817 sayılı ve 16.11.2013 günlü, 1985 sayılı kararları ile onaylanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarındaki değişiklere ilişkin kısmına gelince; ilgililerin ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı askı ve ilan üzerine dava açma süresi geçtikten sonra, bu işlemlere karşı uygulama işlemleri üzerine dava açabilmeleri, ancak bu düzenleyici işleme dayanılarak haklarında hukuken korunan menfaatlerini ihlal eden bir bireysel işlemin tesisi halinde mümkün olduğu, diğer bir deyişle, bireysel işlemin 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi gereği uygulama işlemi olarak kabul edilebilmesi için, bu işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunması gerektiği, uyuşmazlığa konu olayda, dava konusu imar planlarına ilişkin düzenleyici işlemlerinin davacı meslek odası şubesi hakkında menfaatlerini ihlal eden bir bireysel işlemle uygulamaya başlandığından söz edilemeyeceğinden ve bu işlemin dava açma süresini ihya edecek nitelikte olmadığından genel düzenleyici nitelikteki işlemlere karşı askı ilan süresinin bitiminden sonra işlemeye başlayan dava açma süresi geçtikten çok sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu, Danıştay Altıncı Dairesinin 02.03.2016 günlü, E:2015/2662, K:2016/900 sayılı kararının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle davanın yapı ruhsatlarına ilişkin kısmının ehliyet yönünden, imar planlarındaki değişikliklerine ilişkin kısmının da davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Anayasanın 135. maddesinde "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir." kuralı yer almaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu'nun yukarıda anılan Anayasal hükme paralel olarak düzenlenen 2. maddesinde "(Değişik: 19/4/1983-KHK 66/2 md.) Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir.
Birliğin kuruluş amacı:
a)Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek;
Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak;
b)Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak;
c)Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir.
(Değişik: 18/6/1997 - 4276/6 md.) Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında; idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında "menfaat ihlali" olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun kişiye bağlı subjektif hak ihlallerinin giderilmesinin yanı sıra idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında da belirlenmesi gerekmektedir. Davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir. Bu itibarla yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, yine aynı Yasanın "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kuralı yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde ise: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlar." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Yasanın 8/b. maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen altmış gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği, askı süresinde imar planına itiraz edilmemiş ise, son askı tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarında yapılan değişiklerin 2012 ve 2013 yıllarında askıya çıkarıldığı, davacının askı süresi içinde imar planına karşı yukarıda açıklanan usule uygun olarak dava açılmadığı, uyuşmazlık konusu parsel için 06.02.2017 tarihli yapı ruhsatlarının düzenlenmesi üzerine 23.03.2017 tarihinde davacı Oda tarafından sözü geçen yapı ruhsatları ile dayanağı nazım ve uygulama imar planlarındaki değişikliklerin iptali istemiyle görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa ve yasal düzenlemelerle davacı Odanın kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak, meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek olarak sayılmış olan davacı odanın ancak tüzel kişiliğinin ve üyelerinin ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti bulunmaktadır.
Uyuşmazlığa öncelikle parselde yapılaşma için verilen yapı ruhsatları yönünden incelenmesi ve bu kapsamda dava konusu yapı ruhsatlarına istinaden inşa edilecek yapıların, belde veya kentte yaşayan tüm insanları ya da büyük çoğunluğunu etkileyecek ölçüde önemli bir inşaat olup olmadığı, yoksa yalnızca inşa edilecek yapılardan doğrudan etkilenme durumunda olan komşularının veya aynı sokak yahut aynı mahalledeki insanların hukuki ve kişisel menfaatlerini mi etkileyebileceği yönlerinden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede uyuşmazlık ele alındığında; Yenimahalle İlçesi Eski AŞOT Kentsel Dönüşüm Gelişim Proje Alanında kalan uyuşmazlık konusu 124.475,80 m² yüzölçümlü taşınmazda inşa edilecek yapıların toplam 1.366.033,34 m² olduğu, E:4,5, H.maks=Serbest yapılaşma koşuluyla Merkezi İş Alanı kullanımına ayrıldığı, taşınmazın yer aldığı alanın Kazım Karabekir Caddesi, Mevlana Bulvarı ve Hipodrum Caddesi arasında, Gençlik Pakı komşuluğunda, Atatürk Kültür Merkezi karşısında, Ankara Garı-Sincan Hattı demiryoluna bitişik, Ankara Kent Merkezinde Kızılay, Ulus, TCDD Ankara Tren Garına yakın konumda bulunduğu, taşınmazda öngörülen yapılaşma imkanının Ankara açısından farklı bir emsali ifade ettiği, bu haliyle uyuşmazlığa konu taşınmaz için verilen yapı ruhsatlarının yukarıda ifade edilen şekilde, kentte yaşayanların büyük çoğunluğunu; taşınmazın bulunduğu alan ve çevresinde oluşacak yoğunluk, donatı, ulaşım gibi değerler yönünden etkileyecek ölçüde önemli bir inşaat öngörmesi karşısında davacı Odanın hukuki, kişisel ve güncel bir menfaatini etkileyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Düzenleyici işlem niteliğinde olan dava konusu nazım ve uygulama imar planlarında yapılan değişikliklere karşı dava açma süresi, uygulama işlemi niteliğindeki dava konusu yapı ruhsatları üzerine yeniden başlayacaktır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmaz için verilen yapı ruhsatları ile dayanağı imar planlarının esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, yapı ruhsatları yönünden davanın ehliyet yönünden reddi, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarında yapılan değişiklikler yönünden ise davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Meslek Odalarının düzenleyici işlem olan imar planlarının uygulama işlemlerinden birisi olan yapı ruhsatına karşı dava açma ehliyeti Danıştay Altıncı Dairesinin 27.02.2018 günlü, E:2016/11534, K:2018/1580 sayılı kararında yukarıda yer verilen ölçütlere göre değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile davanın kısmen ehliyet, kısmen süre aşımı yönünden reddi yolunda Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 04/05/2017 günlü, E:2017/787, K:2017/1135 sayılı kararın KALDIRILMASINA, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine geri gönderilmesine, yargılama giderleri nihai hüküm verilirken mahkemesince dikkate alınacağından bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 5. fıkrasına göre kesin olarak 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)