(1136 S. K. m. 5, 34, 134, 135, 136, 140, 157, 159) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapmakta olan davacının, ''3 yıl süre ile işten yasaklanmasına'' ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun 21.07.2014 tarih ve E:2005/D.401, K:2014/670 Sayılı kararının onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 13.06.2015 tarih ve E:2015/195, K:2015/446 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; hakkında yapılan disiplin kovuşturması sonucunda, meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışları sübut bulan davacının, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 135/4. maddesi gereğince ''3 yıl süre ile işten yasaklanmasına'' ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nun 21.07.2014 tarih ve E:2005/D.401, K:2014/670 Sayılı kararının onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 13.06.2015 tarih ve E:2015/195, K:2015/446 Sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen 10/02/2017 gün ve E:2015/2501, K:2017/510 Sayılı kararının kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapmakta olan davacının, ''3 yıl süre ile işten yasaklanmasına'' ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun 21.07.2014 tarih ve E:2005/D.401, K:2014/670 Sayılı kararının onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 13.06.2015 tarih ve E:2015/195, K:2015/446 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin (a) bendinde, Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlardan, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmanın avukatlığa kabulde engeller arasında olduğu düzenlenmiş, 34. maddesinde; "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." hükmüne, 134. maddesinde; "Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır." hükmüne, 135. maddesinde; "Disiplin cezaları şunlardır:
(...)
4-) İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır..(...)" hükmüne, 136. maddesinde ise; "Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymıyanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5. maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 140. maddesinde; "Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz. Şu kadar ki, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemlerden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise, avukat hakkındaki disiplin kovuşturması, ceza davasının sonuna kadar bekletilir. Bu halde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında 153 ve 154. maddeler uyarınca bir karar vermek zorundadır. Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır. Baro yönetim kurulları hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu teşkil eden eylemlerden dolayı ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadırlar." hükmü, 157. maddesinde, “ Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.
( ...)
Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı düzelterek onaylayabilir.
Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tabi değildir.(...)" hükmü, 159. maddesinde ise; ''Disiplin cezasını gerektirecek eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise kovuşturma yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren dört buçuk yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.
Disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve bu suç için kanun daha uzun bir zamanaşımı süresi koymuş bulunuyorsa, birinci ve ikinci fıkralardaki süreler yerine bu zamanaşımı süresi uygulanır.'' hükmü bulunmaktadır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 3. maddesinde; "Avukat, mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür." düzenlemesi, 4. maddesinde ise, "Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat, özel yaşantısında da buna özenmekle yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır
Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan davacı hakkında, ''(1)-Avukat B. D. Ü. ile anlaşarak kardeşi L. Y. tarafından borçlu müşteki C.... Telekomünikasyon Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2004/2734 Sayılı dosyası üzerinden gerçeğe aykırı borç ilişkisine dayalı takip başlatılmasını sağladığı ve bu takip sırasında alacaklı vekili olarak işlemler yaptığı, (2)- Alacaklı L. Y.'nın borçlu C.... Telekomünikasyon Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine 15.06.2004 tarihinde Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2004/2734 Sayılı dosyası üzerinden muvazaalı olarak başlatığı takipte alacaklı vekili sıfatıyla işlem yaptığı halde, aynı tarihlerde anılan şirketin, aleyhine Şişli 4. İcra Müdürlüğünün 2004/8651 Sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe ilişkin tebligatın iptali istemi ile Şişli 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin E:2004/338 sayısına kayden açtığı davayı Avukat A. C. T.'ın düzenlediği 15.06.2004 tarihli yetki belgesine istirıaden davacı şirket vekili olarak takip ettiği, (3)- Kardeşi olan alacaklı L. Y.'nın C.... Telekomünikasyon Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2004/2734 Sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü takip sırasında, 2000 yılından itibaren ayrı yaşayıp, çalıştığı eşi A. Y.'nın, alacaklı tarafından daha önce başka hukuki işlemleri nedeniyle vekil tayin edildiği Antalya 3. Noterliğince düzenlenen 07.11.1990 tarih ve 37916 yevmiye sayılı vekaletnameye istinaden kendisine ait sicil, baro ve vergi numaralarını yazıp, adı geçen Avukatın yerine imzalayarak düzenlediği 17.06.2004 tarihli yetki belgesi ile bürosunda çalışan Avukat M. Ö.'ü yetkilendirip, bu Avukatın gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş yetki belgesi ile bahse konu takip dosyasında işlemler yapmasını ve 01.07.2004 ile 16.07.2004 tarihlerinde toplam 35.113.622.075 TL tahsil etmesini sağladığı,'' şeklindeki disiplin kovuşturmasına da konu olan iddialarla ilgili olarak ceza davasının açıldığı, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.02.2010 tarih ve E:2008/263, K:2010/23 Sayılı kararı ile; resmi evrakta sahtecilik suçundan 765 Sayılı TCK'nın 342/1, 80 ve 59/2. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın itirazın reddi üzerine 08.06.2010 tarihinde kesinleştiği, iki ayrı görevi kötüye kullanmak suçundan ise mahkumiyet ve neticede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine anılan hükmün kaldırıldığı, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yeniden yapılan yargılama sonunda 09.05.2011 tarih ve E:2010/224, K:2011/196 Sayılı kararı ile 5237 Sayılı TCK'nın 257/1 ve 62. maddeleri uyarınca iki defa 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezaların 5237 Sayılı TCK'nın 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 09.01.2014 tarih ve E:2012/11083, K:2014/228 Sayılı kararıyla zamanaşımı nedeniyle hükümlerin bozulmasına ve davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verildiği, davacının görevi kötüye kullanma suçunu işlediği dikkate alınarak 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 3. ve 4. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 135/4. maddesi gereğince İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nun 21.07.2014 tarih ve E:2005/D.401, K:2014/670 Sayılı kararı ile "3 yıl süre ile işten yasaklanmasına" karar verildiği, anılan cezaya karşı yapılan itirazın ise davaya konu Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 13.06.2015 tarih ve E:2015/195, K:2015/446 Sayılı kararı ile; ''disiplin kovuşturma zamanaşımı süreleri göz önünde bulundurularak, davacı hakkında isnat edilen sahtecilik suçu bakımından henüz zamanaşımı süresinin dolmadığı, kesinleşmiş Mahkeme kararı ile de davacının memur olmayan kimsenin resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm giydiğinin açık olduğu, dolayısıyla Baro Disiplin Kurulunun sonucu itibariyle hukuksal değerlendirmesinin yerinde olduğu,'' gerekçesiyle reddedildiği, anılan disiplin cezasının Adalet Bakanlığı'nın 18.08.2015 tarihli işlemiyle onaylandığı, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada idare mahkemesince, olayda; davacının, açıklanması geri bırakılsa da, 08.06.2010 tarihinde kesinleşen Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04.02.2010 tarih ve E:2008/263, K:2010/23 Sayılı kararı ile, resmi evrakta sahtecilik suçundan 765 Sayılı TCK'nın 342/1, 80 ve 59/2. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılması karşısında, anılan fiil ve halleri nedeniyle davacı tarafından, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. ve 134. maddeleri ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 3. ve 4. maddelerinde belirtilen mesleki yükümlülüklerin ihlal edildiği sonucuna varıldığı, bu durumda; hakkında yapılan disiplin kovuşturması sonucunda, meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışları sübut bulan davacının, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 135/4. maddesi gereğince ''3 yıl süre ile işten yasaklanmasına'' ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nun 21.07.2014 tarih ve E:2005/D.401, K:2014/670 Sayılı kararının onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 13.06.2015 tarih ve E:2015/195, K:2015/446 Sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, bu karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmektedir.
Davacıya disiplin cezası verilmesine neden olan sahtecilik suçu olup, davacı Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/02/2010 gün ve E:2008/263, K:2010/23 Sayılı kararıyla 1 yıl 11 ay 10 gün ceza almıştır. Ceza Mahkemesince hüküm kurulurken davacının eylem tarihi dikkate alınarak 765 Sayılı önceki Ceza Kanunu hükmü esas alındığına göre disiplin cezası verilirken bu Yasadaki zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerekirken eylem tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunundan hareketle zamanaşımı bulunmadığı gerekçesiyle davacıya 3 yıl süreyle işten yasaklama kararı verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan eylem tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı Kanun'un zamanaşımı süreleri ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının disiplin hukukuna etkileri de dikkate alınarak davacıya disiplin cezası verilip verilmeyeceği hususu incelenmek suretiyle davalı idarece yeni bir işlem tesis edilebileceği de açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen 10/02/2017 gün ve E:2015/2501, K:2017/510 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 259,25-TL, istinaf aşamasına ait 181,40-TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 05/07/2017 tarihinde 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay ilgili dairesine temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)