(2577 S. K. m. 2, 46) (667 S. KHK. m. 4) (677 S. KHK. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Mersin Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur olarak görev yapan davacının, terör örgütüne veya Milli Güvenlik Kurulu'na Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliğinin, mensubiyetinin, iltisakının veya irtibatının bulunduğundan bahisle, 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca, davalı idarenin 22/08/2016 tarih ve 148 sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkartılmasına dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davalı idarenin Yönetim Kurulu kararı ile kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiş ise de; dava konusu işlemden sonra 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesinin 1. fıkrasının (ç) alt bendinde, "Ekli-4 sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." düzenlemesinin getirildiği, bu düzenlemeye ekli-4 sayılı listede davacının ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı anlaşılmış olup, davacının kamu görevinin bir yasama hükmü olan Kanun Hükmünde Kararname ile doğrudan sonlandırılması karşısında, ortada Mahkemelerince hukuki denetimin yapılacağı idari bir işlemin kaldığından söz etmenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle Mersin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 01/06/2017 tarih ve E:2016/1162, K:2017/942sayılı kararın, davacı tarafından; dava konusu işlemin icrai olduğu, Anaysa ve Kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyulmadan, soruşturma açılmadan ve savunma hakkı verilmeden işlem tesis edildiği iddialarıyla itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi ile istinafa konu Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Dava, Mersin Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memur olarak görev yapan davacının, terör örgütüne veya Milli Güvenlik Kurulu'na Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliğinin, mensubiyetinin, iltisakının veya irtibatının bulunduğundan bahisle, 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca, davalı idarenin 22/08/2016 tarih ve 148 sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkartılmasına dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmıştır.
İptal davasının konularından birini oluşturan bireysel idari işlemler, belli kişiler üzerinde yeni bir hukuki durum ortaya çıkartma veya değiştirme gibi sonuçlar doğurmakta olup, görevli ve yetkili yargı merciince bu işlemler iptal edilinceye veya işlemi tesis eden idarece geri alınıncaya, kaldırılıncaya, değiştirilinceye veya düzeltilinceye kadar hukuki geçerliliğini korumaktadır. Dolayısıyla bireysel işleme karşı açılmış bir iptal davası söz konusuysa, bu dava sonuçlanıncaya kadar hakkında işlem tesis edilen kişi ile işlem arasındaki ilişki işlemin ilk tesis edildiği hukuki sebeplerle birlikte devam eden bir nitelik arz etmekte olduğundan, iptal davasında idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin işlem tarihi itibariyle geçerli olan düzenlemeler esas alınarak yapılacağı da yargısal içtihatlarla kabul görmüştür.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı üniversite bünyesinde memur olarak görev yapan davacının, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu'nun 22.08.2016 tarih ve 11-2016/148 sayılı kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davayı açtığı, dava konusu işlemden sonra yayımlanarak 22.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname hükmüne göre ekli listede yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı ve bu listede davacının isminin de yer aldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesinin 1/d bendinde; "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü öngörülmüş, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesinin 8/d bendi ile yapılan değişikle "2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla, yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki 657 sayılı Kanuna tabi personel bakımından ise yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarındaki en üst yöneticisinin teklifi üzerine, yükseköğretim kurumlarında Üniversite Yönetim Kurulunun, yükseköğretim üst kuruluşlarında ise Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılır." hükmü getirilmiş, davacı hakkında da bu düzenleme uyarınca Üniversite Yönetim Kurulu kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince, davacının kamu görevinin bir yasama hükmü olan Kanun Hükmünde Kararname ile doğrudan sonlandırılması nedeniyle Mahkemelerince hukuki denetimin yapılacağı bir idari işlemin kalmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş ise de, sözü edilen ve sonradan yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname hükmünün, davacının üniversite yönetim kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemi ortadan kaldırıcı veya değiştirici nitelikte olmadığı, esasen iki işlemin niteliğinin ve hukuki denetiminin farklı hukuki kurallara tabi olduğu görüldüğünden, davanın konusuz kaldığı söylenemez.
Bu durumda; Mahkemece, davacı tarafından iptali istenen ve Kanun Hükmünde Kararname'nin atıf yaptığı yasa hükmüne istinaden yönetim kurulu kararı ile ihracına yol açan işlemin hukuki denetimi yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hukuken denetleme olanağı olmayan Kanun Hükmünde Kararname'nin ve ekindeki listede davacının ismine de yer verildiği hususu dikkate alınarak yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın konusuz kaldığından bahisle "karar verilmesine yer olmadığı" yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf istemine konu Mersin 2. İdare Mahkemesi'nin 01.06.2017 tarih ve E:2016/1162, K:2017/942 sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mersin 2. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, mahkemece verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 03.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)