(213 S. K. m. 353) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının 2010, 2011, 2012, 2013 yılları hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen 17.11.2015 tarih ve 2015-A-187/22 sayılı vergi tekniği raporu ile 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen 23.11.2015 tarih ve 2015-A-187/31 sayılı vergi inceleme raporunda bir kısım kayıt ve beyan dışı satışlarda bulunulduğu ve söz konusu satışlar için belge düzenlenmediğinden bahisle 2012/1-12 dönemi için, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca, kayıt ve beyan dışı bırakıldığı ileri sürülen ürün bedeli toplamının % 10'u oranında kesilen özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...dava konusu özel usulsüzlük cezasının Bursa 1. Vergi Mahkemesi'nin E:2016/179 K:2016/595 sayılı dosyasında dava konusu edilen ihbarnameyle kesildiği ve anılan davada işin esasına girilerek özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verildiği, bu nedenle, aynı özel usulsüzlük cezası için yeniden ihbarname düzenlenmesinin hukuka uygun olmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen Bursa 2. Vergi Mahkemesi'nin 10/07/2017 tarih ve E:2016/1949, K:2017/1047 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacının 2012 yılı hesaplarının incelemesi sonucunda davacının bir kısım kayıt ve beyan dışı satışlarda bulunduğu ve söz konusu satışlar için belge düzenlemediğinin tespit edildiği, raporda belirlenen tespitler uyarınca davacı hakkında özel usulsüzlük cezalarının kesildiği, daha önce dava konusu edilen ihbarname hakkındaki yargı kararının vergi tekniği raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle usule ilişkin olarak verildiği, vergi dairesi müdürlüğünce vergi tekniği raporunun tebliği suretiyle yeniden düzenlenen ihbarnamenin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 64,30-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 29.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)