(2577 S. K. m. 7, 11, 45, 49) (3194 S. K. m. 3, 10, 15, 18) (5393 S. K. m. 14) (2981 S. K. m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Menderes İlçesi, …. Mahallesinde bulunan 844 ada, 3 parselde paydaş olan davacı tarafından, ……, ……. Mahallesi sahilindeki parselasyon planı ile kamuya terki yapılan işgalli alanların kamunun terklerinin sağlanabilmesinin uygun olduğuna, işlemlerin takibi için İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğüne havalesine ilişkin Menderes Belediye Encümeninin 26/08/2015 gün, 766 sayılı kararı ile işgalli olarak kullanılan bölümlerdeki eklentilerin kaldırılarak mülkiyet sınırına uygun hale getirilmesi gerektiği, aksi takdirde belediyece kaldırılacağı ve masrafların %20 fazlası ile tahsil edileceğine dair aynı Belediye Başkanlığının 10/09/2015 tarihli, 22742422-754/13356 sayılı işleminin, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 18/12/1998 tarihinde onaylanan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile parselasyon işleminin iptali istemiyle açılan davada; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, "...Dava konusu parsele ilişkin 1/1000 ve 1/5000 ölçekli İmar planı kararlarının birbirleri ile ve üst ölçekli plan kararları ile çelişmediği, "planların kademeli birlikteliği" ilkesine uygun olduğu, plan kararlarının alt ölçeğe inildikçe detaylandırılmış olduğu, dava konusu parsele ilişkin imar planı kararlarında, davacı taraf iddiaları esas alındığında, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmadığı, tespit ve değerlendirilmelerine bağlı olarak dava konusu parsele ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli İmar planı kararlarının üst ölçekli plan hükümlerine, şehircilik İlkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına, plan bütünlüğüne ve kamu yararına incelenen açılardan uygun olduğu, ancak: dava konusu imar uygulamasına (Parselasyon Planı'na) ilişkin olarak; dava konusu encümen kararından ve dosyada da anlaşıldığı üzere dava konusu parselasyon planının ıslah imar planına dayalı olarak ve 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi ve 2981 sayılı yasanın 10/c maddesi hükümleri bir arada uygulanmak suretiyle yapıldığı, 3194 sayılı imar Yasasının 18. maddesi ve 2981 sayılı yasanın 10/c maddesinin uygulama koşulları bir birinden farklı olduğundan ve her iki maddenin bir arada uygulama olanağı bulunmadığından dava konusu parselasyon planın uygun olmadığı tespit ve değerlendirilmelerine bağlı olarak dava konusu parsele ilişkin .......... Belediye Encümeni'nin 12.02.1992 tarihinde kabul edilen Parselasyon Planı'nın incelenen açıdan uygun olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir(...) Anılan raporun teknik ve bilimsel kısımları bakılan dava hakkında da hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur(...) Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının şehircilik ilkelerine planlama esasları, mevzuata ve hukuka aykırılığı bulunmamaktadır(...) Dava konusu parselasyon işleminin ise, uygulama imar planı bulunan bir alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine göre, ıslah imar planı bulunan bir alanda ise 2981 sayılı Kanununun değişik 10/c maddesine göre parselasyon yapılması mümkün olup her iki maddenin birlikte uygulanması suretiyle parselasyon işlemi yapılmasına hukuki olanak bulunmadığından, her iki madde hükmü uyarınca yapılan dava konusu parselasyon işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir(...) Öte yandan, parselasyon işleminde eşit oranda düzenleme ortaklık payı kesilmesi gerekmekte olup dava konusu işlemde ise farklı oranlarda düzenleme ortaklık payı kesildiği görüldüğünden işlem bu bakımından da hukuka uygun bulunmamıştır(...) Parselasyon işlemi hukuka uygun bulunmadığından bu işlem esas alınarak tesis edilen, kamuya terki yapılan mevzuatta işgalli alanların kamuya terkinlerinin sağlanmasına ilişkin 26.08.2015 tarih ve 766 sayılı belediye encümeni kararı ile işgalli olarak kullanılan bölümündeki eklentilerin kaldırılması, aksi takdirde belediyelerince kaldırılacağı ve masrafların % 20 fazlasıyla tahsil edileceğine ilişkin işlemin de dayanaksız kalması nedeniyle 10.09.2015 tarih ve 13356 sayılı işlemde de hukuka uyarlık görülmemiştir..."gerekçesiyle davanın imar planlarına ilişkin kısmının reddine, parselasyon işlemi ile 26.08.2015 tarih ve 766 sayılı belediye encümeni kararı ile 10.09.2015 tarih ve 13356 sayılı işlemin iptaline ilişkin İzmir 3. İdare Mahkemesinin 30/12/2016 günlü, E:2015/1759, K:2016/1916 sayılı kararının; davacı tarafından,1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarının 1/25000 ölçekli çevre düzeni imar planına uymadığı, çelişki ve zıtlıkların bulunduğu, jeolojik etütlerinin bulunmadığı, bölge Bakanlar Kurulu kararı ile turizm merkezi ilan edildiği halde alt ölçekli planların bu yönde revizyonlarının yapılmadığı, alanda ikinci kez uygulama yapılarak ikinci kez DOP alındığı ileri sürülerek davanın redde ilişkin kısmının kaldırılması, davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; davaya konu edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek kararın iptale ilişkin kısmı ile ve vekalet ücreti yönünden kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi, davalı Menderes Belediye Başkanlığı tarafından; yapılan parselasyon planının ve bu dayanak oluşturan işlemlerin imar mevzuatına uygun olduğu, parselasyon işlemin süresinde dava açılmadığı ileri sürülerek kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılması, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından; davaya konu işlemler ile ilgilerinin bulunmadığından husumetten çıkarılması gerektiği ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesi istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın iptaline ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın redde ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
MENDERES BELEDİYE BAŞKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın redde ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararın redde ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Davacının istinaf başvurusunun incelenmesinden;
İdare ve Vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılmaları, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrası ile göndermede bulunulan aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 30/12/2016 günlü, E:2015/1759, K:2016/1916 sayılı kararının, davanın reddine ilişkin kısmının dayandığı gerekçe ise usul ve hukuka uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektiren neden bulunmamaktadır.
Davalı idarelerin istinaf başvurularının incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; yine aynı Yasanın "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." denilmiş, 10. maddesinde, belediyelerin; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlayacakları öngörülmüş, 15. maddesinde ifraz ve tevhid ile ilgili hükümlere yer verilmiş, 18. maddesinde ise, arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin kurallar getirilmiştir.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun ''Belediyenin Görev ve Sorumlulukları'' başlıklı 14. maddesinin ilk fıkrasında, ''Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000'i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Olayda, davacının taşınmazı 10/03/1998 tarihinde aldığı, satın aldığı parselin dava konusu ettiği parselasyon planı ile oluştuğu, bu hali ile parselasyon işlemini öğrendiğinin açık olduğu, diğer bir anlatımla parselasyon ile yolda kalan kısmın kendi mülkiyetinde olmadığını bildiği, davanın parselasyon işlemine ilişkin kısmının süresinde açılmadığı sonucuna varıldığından, davanın bu kısmının süreaşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Dairemizin E:2017/990 sayılı dava dosyasının incelenmesinden, İzmir İli, Menderes İlçesi, .........., 22Ü-IIIb pafta 864 ada 16 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 12.02.1992 tarihli .......... Belediye Encümeni kararıyla onaylanan imar uygulamasının iptali istemiyle açılan davada, davanın imar planlarına ilişkin kısmının reddine, parselasyon işlemine ilişkin kısmının ise iptaline ilişkin İzmir 6. İdare Mahkemesinin 17/07/2017 tarih ve E:2015/682, K:2017/1139 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3.İdare Dava Dairesinin 21/12/2017 tarih ve E:2017/990, K:2017/905 sayılı kararıyla, davacı ve davalı istinaf başvurularının kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu 26.08.2015 tarih ve 766 sayılı belediye encümeni kararı ile 10/09/2015 tarihli, 22742422-754/13356 sayılı işlemin dayanağı olan parselasyon işleminin iptaline ilişkin yargı kararının bulunmadığı ve anılan parselasyon işleminin geçerliliğini koruduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu parselasyon işlemine dayanılarak tesis edilen, işgalli olarak kullanılan bölümlerdeki eklentilerin kaldırılması aksi takdirde belediyece kaldırılacağı yönündeki dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarelerin istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 3.İdare Mahkemesinin 30/12/2016 günlü, E:2015/1759, K:2016/1916 sayılı kararının iptale ilişkin bölümünün kaldırılmasına, davanın parselasyon işlemine ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine, davanın 26.08.2015 tarih ve 766 sayılı belediye encümeni kararı ile 10/09/2015 tarihli, 22742422-754/13356sayılı işlemine ilişkin kısmının reddine, sonuç itibariyle dava kısmen süre ret, kısmen ret ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 285,10-TL dava yargılama gideri ile 142,20-TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından istinaf başvurusu sırasında yapılan 109,20-TL yargılama giderinin davacı tarafından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına verilmesine, davalı Menderes Belediye Başkanlığı tarafından istinaf başvurusu sırasında yapılan 195,40-TL yargılama giderinin davacı tarafından Menderes Belediye Başkanlığına verilmesine, davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından istinaf başvurusu sırasında yapılan 23,50-TL yargılama giderinin davacı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Menderes Belediye Başkanlığına ve Kültür ve Turizm Bakanlığına 1/3 oranında verilmesine, davacıdan yersiz alınan 31,40-TL karar harcının istemi halinde iadesine, posta gideri avanslarından artan miktarların mahkemesince yatıran taraflara iadesine 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)