(213 S. K. Mük. m. 355) (2577 S. K. m. 5)
İstemin Özeti: Davacı şirket tarafından; 2011 ve 2012 takvim yılı yasal defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi sebebiyle indirim konusu katma değer vergilerinin reddi suretiyle 2014/12 döneminden devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltılması sonucunda 2015/12 dönemine dair olarak adına re'sen yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarına ve 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesine dayanılarak kesilen özel usulsüzlük cezalarına karşı açılan davayı; davacı şirket merkezinde 04.02.2012 tarihinde yaşanan olay sebebiyle defter ve belgelere ulaşılamamış olduğu ve bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de; davacı şirket tarafından fiilen ulaşılamayan defter ve belgelere dair bir tespitin yaptırılmadığı, bu defter ve belgelerin alıkonulması sebebiyle her hangi bir şikayette ve suç duyurusunda bulunulmadığı diğer bir deyişle mücbir sebebin varlığının kanunen geçerli bir şekilde ispatının yapılamadığı anlaşıldığından, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi sebebiyle beyan edilen katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle davacı adına yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin 13/01/2017 gün ve E:2016/1151, K:2017/37 Sayılı kararının; müvekkili şirketten istenilen defter ve belgelerin, şirketin ve yetkililerinin iradesi dışında gelişen mücbir sebeplerle ibraz edilememiş olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçeyle de dava açılabileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek kararlar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, 3. ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmeyen dava dilekçelerinin, anılan maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere reddedileceği hükmüne yer verilmiştir.
Her idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılacağı yolundaki kuralın istisnası olan ve birden fazla işlemin bir dilekçeyle davaya konu edilebilmesini öngören kuraldaki maddi veya hukuki bağlılıktan kasıt, birden fazla işlemin aynı maddi olay sebebiyle veya aynı hukuksal sebeple kurulmuş olmasını; işlemler arasındaki sebep-sonuç ilişkisi ise işlemlerden birinin diğerinin sonucu olmasını, yani biri hakkında verilecek kararın diğerini etkilemesini ifade etmektedir. İşlemlerin içerik ve niteliklerinin aynı olup olmadığı, yasal düzenlemelerle getirilen mevcut görev dağılımına göre işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların aynı yargı yerince sonuçlandırılıp sonuçlandırılamayacağı ve bu uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece yargı yerlerince verilecek kararlara karşı yapılacak itiraz, istinaf ve temyiz taleplerinin aynı mercilerce incelenip incelenmeyeceği, maddi veya hukuki bağlılığın tespitinde dikkate alınacak diğer kıstaslardandır.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari ve Vergi Dava Daireleri arasındaki iş bölümü, 2576 Sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 3/C maddesine dayanılarak alınan, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 25/07/2016 tarihli ve 2016/1 Sayılı kararıyla belirlenmiş olup, alınan karar gereğince, vergilendirme işlemlerinden bağımsız olarak kesilen özel usulsüzlük cezalarından uyuşmazlıklara dair itiraz ve istinaf başvurularının Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4.Vergi Dava Dairesince incelenip sonuçlandırılacağı, katma değer vergisine dair uyuşmazlıklarla ilgili itiraz ve istinaf başvurularının ise Dairemizin görev ve yetki alanında bulunduğu belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket hakkında katma değer vergisi konusunda düzenlenen vergi inceleme raporuyla, 2011 ve 2012 yıllarına ait defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı, ilgili dönemlerde yararlanmış olduğu katma değer vergisi indirimlerinin reddi sonucunda, ödenecek vergi bulunan 2015/12. dönemi için re'sen yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı ile, Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca adına kesilen özel usulsüzlük cezası birlikte aynı dilekçeyle davaya konu yapılmış ve Vergi Mahkemesince davanın esası incelenerek yazılı gerekçeyle sonuçlandırılmıştır.
Davaya konu özel usulsüzlük cezası ile cezalı katma değer vergisi tarhiyatının dayanaklarını farklı kanuni düzenlemelerin oluşturması sebebiyle çözümleri de ayrı ayrı hukuki irdelemeyi ve ilgili mahkeme kararlarına karşı yapılacak istinaf taleplerinin farklı yargı yerlerince sonuçlandırılmasını gerektirdiğinden, özel usulsüzlük cezası ile söz konusu cezalı vergi arasında sebep-sonuç ilişkisi ya da maddi veya hukuki bağlılık bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda dava dilekçesinin, 2577 Sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının ( d ) bendi uyarınca, katma değer vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasına karşı ayrı, özel usulsüzlük cezasına karşı da ayrı olmak üzere toplam iki dilekçeyle dava açılmak üzere reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen kararın kaldırılması gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin kabulüne, Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin 13/01/2017 gün ve E:2016/1151, K:2017/37 Sayılı kararının kaldırılmasına, yukarda yazılı gerekçe dikkate alınarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, istinaf yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince dikkate alınacağından, bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 23/06/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)