(6360 S. K. Geç. m. 1)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı adına 2010 ila 2016 yıllarına ait bina vergisi ve çevre vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen 16.06.2016 tarih ve 2494 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; davacıya ait taşınmazların Aydın İli, İncirliova Belediyesi, ... Köyünde olduğu, ……. Köyü'nün, 6360 Sayılı Kanunla tüzel kişiliğinin kaldırılarak ... Mahallesi'ne dönüştürüldüğü, davacının anılan mahallede bulunan taşınmazlarına 2010-2016 dönemleri için bina vergisi ve çevre vergisi tahakkuk ettirildiği, tahakkukların vadesinde ödenmemesi üzerine ise dava konusu 16.06.2016 tarih ve 2494 nolu ödeme emrinin düzenlendiği, buna göre, davacının belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan ve işyeri olarak kullanıldığı davalı idarece belirtilen taşınmazları için 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 15. bendi hükmünün yürürlüğe girdiği tarih olan 30.03.2014 tarihine kadar adına 1319 Sayılı Emlak Kanunu ve 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca tahakkuk eden vergilerini ödemesi gerektiği, ancak 30.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasanın geçici süre ile muafiyet getiren geçici 1. maddesinin 15. fıkrasında getirilen muafiyet hükmünün kapsamı bakımından herhangi bir ayrım yapılmadığının açık olduğu, davacının bu tarihten sonra beş yıl süreyle muafiyet hükmünden yararlanması gerektiği, 30.03.2014 tarihinden sonraki dönemler için tahakkuk ettirilen emlak vergisi ve çevre temizlik vergilerinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ödeme emrinin 30.03.2014 tarihinden önceki döneme isabet eden kısmının reddine, 30.03.2014 tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmının ise iptaline ilişkin olarak Aydın Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 28/12/2016 gün ve E:2016/454, K:2016/761 sayılı kararın; belediye ve mücavir alan dışında kalan ve işyeri olarak kullanılan taşınmazların her zaman emlak vergisine tabii olduğu, durumun 6360 sayılı Yasa ile ilgisinin bulunmadığı, 6360 Sayılı Yasada köyde bulunan ve işyeri olarak kullanılmayan taşınmazlara ilişkin düzenlemeler yapıldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü.
Aydın Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen 28/12/2016 gün ve E:2016/454, K:2016/761 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle; istinaf başvurusunun reddine, aşağıda gösterilen 176,35-TL yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, temyiz harcı olarak peşin yatırılan 219,70-TL'den aşağıda gösterilen 90,80-TL istinaf başvuru harcı ve 31,40-TL karar harcının tahsilinden sonra kalan 97,50-TL ve yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 22/05/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU:
6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 15. bendinde: "Bu Kanuna göre tüzel kişiliği kaldırılan köylerde, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 29.07.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre alınması gereken emlak vergisi ile 26.05.1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca alınması gereken vergi, harç ve katılım payları beş yıl süreyle alınmaz'' hükmü yer almakta olup, ilgili madde hükmü ile getirilen muafiyetin Kanunun yürürlüğünden önce muafiyet kapsamındaki vergi ve harçlardan sorumluluğu bulunmayan, ancak 6360 Sayılı Kanundaki düzenlemeler neticesinde ilk defa bir takım mali külfetlere girecek olanlar için, yani 6360 Sayılı Kanunun öncesinde emlak vergisi ve çevre temizlik vergisi mükellefi olmayan ve köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasından sonra vergi mükellefi haline gelecek kişiler bakımından bir çeşit alışma dönemi oluşturularak bu yeni mükelleflerin psikolojik olarak hazırlanmaları amacı ile getirilen geçici süreli (5 yıllık) bir muafiyet olduğu görülmektedir. Zira Kanun hükmünde; ''bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren alınması gereken'' denilerek bu fıkranın yürürlüğünden önce alınan ve alınması gerekenleri kapsam dışında bıraktığı anlaşılmaktadır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 3. maddesinde; vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunları hükümlerinin, kuruluşundaki maksat, hükümlerin Kanun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle bağlantısı gözönünde tutularak uygulanacağı belirtilmiştir.
Yasanın lafzı açık olarak söz konusu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarı ile yeni başlayacak mükellefler için beş yıllık bir muafiyet öngörmekte, Yasanın yürürlüğe girmesinden önce vergi mükellefi olanlar için bir muafiyet öngörmemekte ise de; Yasanın ve Geçici 1. maddesinin 15. bendindeki ruha bakıldığında da; bundan daha farklı bir yorum yapılamamaktadır.
Zira 6360 Sayılı Kanunla yerel yönetimlerde köklü değişiklikler yapılmış, alt yapı çalışmaları, ulaşım gibi hizmetlerin tek elde toplanıp koordinasyonun sağlanması, İl sınırları genişletilerek büyükşehir belediyesi hizmetlerinden daha geniş kitlelerin yararlanması amaçlanmıştır.
Hizmet alanı genişleyen yerel yönetimler için Kanun koyucunun yerel yönetimlerin en önemli gelir kalemlerinden olan emlak vergisine Yasanın yürürlüğünden önce vergi mükellefi olanları da kapsayacak şekilde muafiyet getirdiği düşünülemeyeceğinden ve 6360 Sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 15. fıkrası yürürlüğe girmeden önce vergi mükellefi olan davacının söz konusu madde hükmünde yer alan geçici muafiyetten yaralanamayacağı, dolayısı ile maliki olduğu Aydın İli, İncirliova Belediyesi, ... Köyünde işyeri olarak kullanılan, 6360 Sayılı Kanunun yürürlüğünden önce de vergileri ödenen taşınmazla ilgili olarak tahakkuk ettirilen emlak vergisinde ve vadesinde ödemede bulunulmadığından tahsili amacı ile düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı görüş ve düşüncesi ile söz konusu kararın, ödeme emrinin kısmen iptaline ilişkin kısmının kaldırılarak reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile Dairemizin istinaf başvurusunun reddine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)