(213 S. K. m. 3, 10, 116, 117, 118, 124)
İSTEMİN ÖZETİ: …. Akaryakıt LPG İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliği üzerine, 28.04.2016 tarih ve 74690 sayılı dilekçeyle yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davayı; davacı adına …… Akaryakıt LPG İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait 2008 yılı dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 21/01/2015 tarihli, 2 ve 3 takip numaralı ödeme emirlerinin 29.1.2016 tarihinde tebliği üzerine bu ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davanın, Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin E:2016/368, K:2016/298 sayılı kararıyla süre aşımı yönünden reddedildiği, bunun üzerine davacının 28.4.2016 tarihinde söz konusu ödeme emirlerinin iptali istemiyle yaptığı şikayet başvurusunun Gelir İdaresi Başkanlığı'nca reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, davacı tarafından vergi hatası olarak ileri sürülen iddialar 213 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen yorum tekniklerine başvurularak çözümlenebilecek nitelikte iddialar olduğundan, bu iddiaların ancak süresinde açılacak bir davada incelenebileceği, dolayısıyla olayda düzeltme - şikayet yolu kapsamında ileri sürülebilecek açık bir vergilendirme veya hesap hatası bulunmadığından, davacının şikayet başvurusunun reddine ilişkin işlemde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 14/12/2016 tarih ve E:2016/1291, K:2016/1979 sayılı kararının; ceza mahkemesinde beraat ettiğinden vergi borçlarının kendisinden aranmasının ve kanuni temsilci olmadığı dönemlere ilişkin vergi borçlarından sorumlu tutulmasının vergi hatası olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava, ...... Akaryakıt LPG İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına 21.01.2015 tarihli 2 ve 3 sayılı ödeme emirlerinin düzenlenerek tebliği üzerine, dava açma süresi geçirildikten sonra Gelir İdaresi Başkanlığına, sahte belge düzenleme fiiliyle ilişkisi olmadığının Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin beraat kararıyla ortaya çıktığı, ayrıca kanuni temsilcilik sıfatı 20.08.2016 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonraki şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı iddialarıyla yapılan şikayet başvurusunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmış ise de, davacı tarafından 21.07 2016 tarihinde dava açıldıktan sonra, 19.08.2016 tarihli dilekçe ekinde sunulan ve davalı idare tarafından savunma ekinde gönderilen belgelerden, davacının başvurusunun Gelir İdaresi Başkanlığının 20.07.2016 tarih ve 74865 sayılı işlemi ile reddedildiği ve durumun Maltepe Vergi Dairesi Müdürlüğünün 10.8.2016 tarih ve 195769 sayılı yazısıyla davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır.
Vergi Usul Kanunu'nun 124. maddesinde, dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talebi reddolunanların Maliye Bakanlığı'na başvurabilecekleri belirtilerek dava açma süresinin geçirmiş mükelleflere açık bir vergilendirme hatası varsa bu hatanın düzeltilmesini isteyebilme hakkı tanımıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116. maddesinde vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması vergi hatası olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un 117. maddesinde matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer olması "hesap hataları" olarak, 118. maddesinde ise, mükelleflerin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme ve muafiyet dönemlerinde hatalar, vergilendirme hataları olarak sayılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Kanuni temsilcilerin ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; anılan kişilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; tüzelkişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı belirtilmiştir.
Bu hükümle, asıl borçlu tüzel kişilikler ve maddede sayılan diğer mükelleflerden tahsil edilemeyen kamu alacaklarının, vergiye ilişkin kanuni ödevlerini yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden alınması öngörülerek, bu kişiler için kusura dayalı bir sorumluluk kabul edilmiştir. Bu nedenle, vergiyi doğuran olayların ve vergi matrahının kanuna uygun şekilde saptanarak kayıtlara aktarılması gereken vergilendirme döneminde, oluşan vergi matrahının kanuna uygun olarak noksansız şekilde beyan edilmesi gereken beyan döneminde veya verginin ödenmesi gereken vade tarihinde kanuni temsilci olarak görev yapanlar, kanuni ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden asıl mükelleflerden tahsil edilemeyen vergi ve bağlı alacaklardan sorumlu bulunmaktadır. Bu dönemlerin hiçbirinde kanuni temsilci sıfatı bulunmayanların, herhangi bir kanuni ödevi yerine getirmedikleri iddiasıyla kusurlandırılmasına hukuken olanak bulunmadığından, aksi uygulamayla tüzel kişilik borçlarından sorumlu tutulmaları şahısta hata halini oluşturacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına ...... Akaryakıt LPG İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla 21/01/2015 tarihli 2 ve 3 takip numaralı ödeme emirlerinin düzenlenerek 29.01.2016 tarihinden tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emirlerine karşı açılan davanın, Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin E:2016/368, K:2016/298 sayılı kararıyla süre aşımı yönünden reddedildiği, bunun üzerine davacının 28.4.2016 tarih ve 74690 sayılı dilekçeyle, sahte belge düzenleme fiiliyle ilişkisi olmadığının Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2013/746, K:2014/441 sayılı beraat kararıyla ortaya çıktığı, ayrıca kanuni temsilcilik sıfatı 20.08.2016 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonraki şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı iddialarıyla yaptığı şikayet başvurusunun Gelir İdaresi Başkanlığı'nca reddedildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasında fotokopisi mevcut 10 Eylül 2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nden, davacının Ankara 31. Noterliğinin 20.08.2008 tarih ve 13467 No.lu yevmiyesiyle onaylanan 20.08.2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla hisselerini devrettiği ve şirket yetkilerinin iptal edildiği, şirket müdürlüğüne 10 yıl için ……'ın seçildiği, davacının 9/2008 vergilendirme döneminde ve bu döneme ait idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezaların vade tarihleri olan 29.02.2012 ve 17.02.2014 tarihlerinde kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 9/2008 dönemine ait özel usulsüzlük cezası ile aynı döneme ait katma değer vergisi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası borçlarının, borçların ait olduğu vergilendirme döneminde ve vade tarihlerinde kanuni temsilci sıfatı bulunmayan, dolayısıyla vergi ödevlerini yerine getirme sorumluluğu bulunmayan davacıdan tahsili yoluna gidilmesi Vergi Usul Kanunun 118. maddesine göre şahısta hata halini oluşturmaktadır.
Davacının Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan beraat ettiğinden sahte fatura düzenlemeden kaynaklanan vergi ve cezalardan sorumlu tutulamayacağı yolundaki iddiasına gelince, bu iddianın doğru olup olmadığının saptanması, Vergi Usul Kanununun 10. maddesine göre hukuki yorum ve değerlendirmeler yapılmasını gerektirdiğinden, ancak kanuni süresi içinde ödeme emrine karşı açılacak bir davada incelenmesi mümkündür. Dolayısıyla bu iddianın düzeltme - şikayet yolu kapsamında incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacının şikayet başvurusunun, kanuni temsilci olmadığı 9/2008 vergilendirme dönemine ait borçlara ilişkin olarak kabulü, diğer vergilendirme dönemleri ve diğer iddiaları yönünden reddi gerekirken, şikayet başvurusunun tamamen reddine ilişkin dava konusu işlemde yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf isteminin kabulüne, Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 14/12/2016 tarih ve E:2016/1291, K:2016/1979 sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne, davacının şikayet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin 9/2008 vergilendirme dönemine ait borçlar yönünden iptaline, davanın kalan kısmının reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı idare lehine takdir edilen 1.000,- lira vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davacıdan 35,90 lira karar harcı tahsiline, aşağıda dökümü yapılan toplam 225,- lira yargılama giderinin yarısı olan 122,50 liranın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 07/02/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X-KARŞI OY
Vergi mahkemesinin kararı usul ve hukuka uygun olup, istinaf başvurusuna ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, istinaf isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum. (¤¤)