(2577 S. K. m. 2, 14, 15) (6098 S. K. m. 29, 237) (4721 S. K. m. 705, 706) (1512 S. K. m. 60, 72)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, İstanbul İli, ...... kapı sayılı Çarşı Bloğuna ve C Bloğa yapı kullanım izni verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 25.05.2016 gün 40025 sayılı işlemin; diğer bloklar ile hukuksal ve fiili açıdan hiçbir fark olmamasına rağmen C Blok için iskan izni verilmemesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/12/2016 tarih ve E:2016/2399, K:2016/2336 sayılı kararın istinaf yoluyla bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dosyanın tekemmülüne ve yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmesine gerek görülmeksizin dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul İli, ...... kapı sayılı Çarşı Bloğuna ve C Bloğa yapı kullanım izni verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 25.05.2016 gün 40025 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmış; ilk inceleme konularının gösterildiği 14. maddesinin 3/c bendinde dilekçenin "ehliyet" yönünden de inceleneceği belirtilmiş; 15. maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen hükme göre; iptal davası açılabilmesi, açanın davaya taraf olma ehliyetine sahip bulunmasına bağlı bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinde; bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmelerin geçerli olduğu, kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliğinin, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olduğu, 237. maddesinde; taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesinin şart olduğu, taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağı hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 705. maddesinde; taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının, tescille olacağı, 706. maddesinde; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır.
1512 sayılı Noterlik Kanununun 60. maddesinde; Noterlerin görevleri arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmak da sayılmış, 72 ve devamı maddelerinde de; sözleşmenin Noterler tarafından nasıl ve ne şekilde düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, ......, 771 ada, 12 parsel üzerinde yer alan ve A, B ve C ile Çarşı Bloktan oluşan inşaat için yapı ruhsatı düzenlendiği, sonrasında A ve B Bloklar için yapı kullanma izninin de düzenlendiği, davacı ile yapının maliki ve müteahhidi olan ...... Gayrimenkul İnş. Yatırım ve Turizm Anonim Şirketi arasında C Blokta yer alan ve projede Kat:3 No:5 olarak gözüken dairenin 1/6 hissesinin davacıya satılması konusunda 18.07.2011 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından 24.05.2016 tarihli dilekçe ile C Blok ve Çarşı Bloğu için yapı kullanma izni talep edildiği ancak bu talebin 25.05.2016 tarih ve 40025 sayılı işlemle reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, öncelikle davacının dava açma ehliyeti olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Davacı dava dilekçesinde dava açmaktaki menfaatini, dava dilekçesi ekinde sunduğu 18.07.2011 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine bağlamaktadır. Dolayısıyla davacının dava açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında öncelikle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin niteliği ve geçerlilik şartlarının araştırılarak ortaya konması gerekmektedir.
Taşınmaz satış vaadi, taraflara, taşınmazın ilerideki satış sözleşmesine esas olmak üzere istemlerini belirten ön akittir. Zamanı geldiğinde borçluya semeni/semensiz karşılığında taşınmazı satıp devretme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu sözleşmenin geçerli olması mevzuatta şekil şartına bağlanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemelerden de görüleceği üzere bu şekil şartı, sözleşmenin resmi biçimde Noter'de yapılması şeklindedir. Dolayısıyla resmi şekil şartına uymayan, haricen yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri hukuken geçersiz olup kişiler hakkında hak ve borç doğurmaz.
Davaya konu olan ve davacı tarafından sunulan söz konusu sözleşmeye bakıldığında; davacı ile yapının maliki ve müteahhidi olan ...... Gayrimenkul İnş. Yatırım ve Turizm Anonim Şirketi arasında yapıldığı, tarafların karşılıklı imzalarını içerdiği yani adi bir sözleşme niteliğinde olduğu, resmi şekilde yapılmadığı görülmektedir. Ayrıca tapu kayıtlarında da halen malik olarak yapı müteahhidinin adı/ünvanı geçmektedir.
Bu durumda, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması mevzuatta Noter'de resmi şekilde yapılması şartına bağlandığından, geçersiz bir şekilde yapılan ve her zaman düzenlenerek imza altına alınması olanağı bulunan sözleşmeye bağlı olarak bağımsız bölüm satın alındığı iddiasıyla yapı kullanma izni talep edilmesi olanaklı bulunmadığından, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/12/2016 tarih ve E:2016/2399, K:2016/2336 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca Ehliyet Yönünden Reddine, aşağıda dökümü yapılan 180,60- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 107,70- TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf aşamasında kullanılmayan 51,70 TL YD harcın istemi halinde davalı idareye iadesine, artan posta ücretin resen taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 14/04/2017 tarihinde temyizi kabil olmamak üzere oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)