(6112 S. K. m. 8, 32) (2577 S. K. m. 31) (6100 S. K. m. 266)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı Şirkete ait "….." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında, 02.01.2016 tarihinde yayınlanan, "….." adlı sinema filminin içeriğiyle, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin ihlal edildiği ileri sürülerek, aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrasına göre uyarı cezası uygulanmasına ilişkin, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun 10.3.2016 tarihli ve 2016/15 sayılı toplantısında alınan 30 sayılı kararın, bu bölümünün iptali istemiyle açılmış olan davada; 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8/1-e ve 32. maddelerinde yer alan düzenlemelerden bahisle; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ve CD görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde; …." filminde ….. karakterinin, kendisini ehli iman, taat ve ibadeti yerinde ticaret ehli bir mümin olarak siyasi açıdan da yandaş mafya ve muhafazakar demokrat olarak tarif ettiği, argo sözler sarfettiği, filmin birçok sahnesinde "Ne diyor kitapta" şeklinde bir soruyla başlayıp Arapça olduğu iddiasıyla bir şeyler okuyarak tercüme ettiği, bu davranışı ile kutsal kitaptan bahsettiği izlenimi oluşturduğu, "Allah, Allah dostu, mümin, münafık, kafir, sevap" gibi dini kavramları sıkça kullandığının görüldüğü, bu durumda, yapılan yayın ile dini, siyasî ve felsefî düşünce ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapıldığı, toplumun hayat tarzı itibariyle nispeten daha muhafazakar olan, dini hassasiyetlere göre hayatını dizayn eden, referansları millî, kültürel ve dini değerlere dayanan kesimlerin aşağılandığı, siyasal pozisyonu ifade eden "muhafazakar demokrat", "yandaş mafya" tanımlamalarının da ayrımcılık içerdiği anlaşıldığından, 6112 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin ihlali sebebiyle, uyarı cezası uygulanmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin olarak, Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/12/2016 tarih ve E:2016/2308, K:2016/5869sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davacı Şirkete ait, "….." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 2.1.2016 tarihinde yayınlanan "…." adlı sinema filminin içeriğiyle, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin ihlal edildiği ileri sürülerek, aynı Kanun'un 32. maddesinin ikinci fıkrasına göre uyarı cezası uygulanmasına ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun 10.3.2016 tarihli ve 2016/15 sayılı toplantısında alınan 30 sayılı kararın, bu bölümünün iptali istemiyle açılmıştır.
6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan ve yayın hizmeti ilkelerinin belirlendiği 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, özürlülük, siyasî ve felsefi düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez."hükmü, "İdari Yaptırımlar" başlıklı 32. maddesinde ise; "(1) Bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (g), (n), (s) ve (ş) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idari tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idari tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir. / (2) 8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcıları uyarılır. Uyarının ilgili kuruluşa tebliğinden sonra ihlalin tekrarı hâlinde medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz."hükmü bulunmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, söz konusu "…" isimli filmin içeriğinin, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde kurala bağlanmış olan yayın ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin, diğer bir ifadeyle; Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapıldığının ve bireyleri aşağılayan yayınları içerdiğinin ve teşvik ettiğinin tespitinin, yargıcın hukuk bilgisi dışında, sosyolojik bilgiden ve sinema tekniğinden de yararlanmayı gerektirdiğinden, uyuşmazlığın konunun uzmanlarına bilirkişi incelemesi yaptırılarak düzenlenecek bilirkişi raporu dikkate alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekli görülmüş ve Dairemizin 05/07/2017 tarih ve E:2017/440 sayılı kararıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Konunun uzmanları arasından re'sen seçilen; Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. … ile Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü Öğretim Üyelerinden, Prof. Dr. … ve Prof. Dr. … tarafından, dosya ve filme ait CD üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ve Dairemiz kaydına 13.11.2017 tarihinde giren, bila tarihli bilirkişi raporunda özetle; Medyanın ve özellikle sinemanın toplum üzerindeki etkilerine dair kuramsal temeller" başlığı altında; filmin öncelikli olarak seyircilerin alımlaması ile ilgili sosyolojik boyutun bilimsel yönden ele alındığı, ikinci olarak sanat ve özel olarak sinema sanatının özelliklerinin incelendiği ve son olarak da filmin sinematografisi ve içeriğinin bütün olarak değerlendirmeye alındığı vurgulandıktan sonra, medyanın ve özellikle sinemanın toplum üzerindeki etkilerine dair kuramsal temellerden başlanılarak, tarihsel bir gelişim ve süreç içerisinde günümüze kadar, konuya ilişkin kimi yazarların görüşlerinden alıntılar yapılarak bunlara ilişkin çok değişik kaynaklardan söz edildiği ve sonrasında ise; izleyici araştırmalarında gelinen noktanın, izleyicilerin kendilerinin pasif olmadıkları, medya içeriğini çelişkili hatta karşıt bir şekilde alımlayabildikleri, özellikle sinema özelinde kendi birikimleriyle ve kültürel altyapısı ile medya metinlerini karşılaştırarak emek sarfettiği yönünde olduğu belirtilmiş, "Genel olarak sanatın ve sinema sanatının temel özellikleri hakkında kısa bir bilgi vermek" için açılan başlık içerisinde ise; düşüncenin bilim, sanat ve felsefe olarak üç tarzda kendini gösterdiği, sanatın görülmeyeni gösterme, düşünülmeyi dahi düşünme, sonsuzu sonluda ifade etme özelliğinin bulunduğu, sinemanın bir kompozisyon olması nedeniyle sadece diyaloglardan değil ses, müzik, renk kamera açısı, kamera hareketi, montaj, mizansen, doku, oyunculuk niteliklerinin sinemanın asli unsuru olduğu, dava konusu filmin iki kişi haricindeki karakterlerin absürd komedi türünün özelliklerine uygun olarak betimlendiği ve kritik edildiği bir özelliğe sahip olduğu, daha sonra filmde yer alan karakterlerin, senaryosunun ve filmin süreci anlatılarak, filmde "…." rolü dışındaki diğer karakterlerde ….. ve dünyasının alternatifini oluşturacak, ayrımcı bir çizgide çizilen karakterler olmadığı, yine "……" adlı karakterin üstlendiği rollerden örneklemeler yapılarak bu kişinin dini kendi menfaatleri için kullanan bir karakter olduğu, filmde kahraman bulunmadığı, bu filmde aynı zamanda felsefi ya da sosyolojik anlamda derin bir eleştiri kaygısının bulunmadığı, sanat ya da düşünce sinemasının bir örneği değil, klasik bir sinema örneği, bir kitle ya da popüler sinema olduğu, sinematografinin de buna göre biçimlendiği, inandırıcı kalıcı etki yaratan bir formatta sinematografinin filmde görünmediği, içinde düzeyleri farklı olmakla birlikte aslında hiç bir ciddi karakterin bulunmayan bir film olduğu, yine film içeriğindeki sahnelerden (konuşma ve diyaloglardan) örnekler verilerek, bu filmi izleyen birisinin ayrımcılık ve aşağılama yerine değerleri kendi menfaatleri lehine kullananları şizofrenik ve paradoksal durum ile somutlaştırdığı, sonuç olarak bu filmin 6112 sayılı Kanun'un 8/1 (e) maddesinde yer alan yayın ilkesini ihlal etmediği, yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.
Davalı idarenin, içeriği itibariyle karar vermeye esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporuna yönelik itirazi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, bilirkişi raporunda belirtilen hususlar dikkate alındığında, söz konusu filmin içeriği ile 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşu Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun, yayın hizmeti ilkelerinin belirlendiği 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde belirlenen yayın ilkelerinin ihlal edilmediği anlaşılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafından istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/12/2016 tarih ve E:2016/2308, K:2016/5869 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin İPTALİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 1.843,40 -TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 990,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, 31,40 TL karar harcının istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, eksik alınan 82 TL posta ücretinin davacı tarafa tamamlattırılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 29/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)