(2577 S. K. m. 45) (3194 S. K. m. 18, Ek. m. 1) (2981 S. K. m. 1) (İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, İstanbul İli, ……. mahallesinde bulunan 757 ada, 24 parsel numaralı Hazine adına kayıtlı taşınmaza ilişkin, İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin 21.01.2015 tarih ve 295-270 sayılı encümen kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine göre yapılan İmar uygulamasının; Parselasyon, şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/01/2017 tarih ve E:2015/1543, K:2017/127 sayılı kararın, istinaf yoluyla bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, İstanbul İli, …. mahallesinde bulunan 757 ada, 24 parsel numaralı Hazine adına kayıtlı taşınmaza ilişkin, İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin 21.01.2015 tarih ve 295-270 sayılı encümen kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine göre yapılan İmar uygulamasının iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Arazi ve arsa düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde; "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 2.11.1985 tarih, 18916 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İmar Parsellerinin Oluşturulması ve Dağıtımındaki Esaslar" başlıklı 10. maddesinde; "İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında aşağıdaki esaslar dikkate alınır: a) Düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanır, b) Plân ve mevzuata göre korunması mümkün olan yapıların tam ve hissesiz bir imar parseline intibak ettirilmesi sağlanır, c) Mal sahibine tahsis edilen miktarın bir imar parselinden küçük olması veya diğer teknik ve hukuki nedenlerle müstakil imar parseli verilmemesi halinde, imar parselasyon plânları ve imar durumu belirlenmiş düzenleme alanlarında yapılacak binaların toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adaları veya parselleri, kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirilebilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyanın incelenmesinden, Hazineye ait İstanbul İli, …… mahallesinde bulunan 757 ada, 24 parsel numaralı taşınmaza ilişkin, 21.01.2015 tarih ve 295-270 sayılı encümen kararıyla İmar Kanunu'nun 18. ve 2981 sayılı yasanın Ek 1.maddesi uyarınca uygulama işleminin tesis edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle de bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu olan imar uygulaması işleminin, İmar Kanununa, parselleme ilke ve esaslarına uygun olup olmadığının saptanması amacıyla, Mahkemesince yaptırılan keşif-bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu 757 ada 24 sayılı parseli de kapsayan alanda 16.06.2009 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli İstanbul Ataköy Turizm Merkezi Kazlıçeşme Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve 23.02.2011 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Uygulama Imar Planı kapsamında 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. Maddesi ile 3290 sayılı yasa ile değişik EK- 1 maddesine göre imar uygulaması yapılması hususunda 21/01/2015 tarih ve 295/270 sayılı encümen kararının alındığı, 16.06.2009 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli İstanbul Ataköy Turizm Merkezi Kazlıçeşme Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında bahse konu taşınmazın kısmen "Kent içi Ana Arter (35.00 m) kısmen "Kentsel Aktif Yeşil Alan" lejantlarında kaldığı, yapılan imar uygulamasının da bu imar planı kapsamında kaldığı, dava konusu 757 ada 24 sayılı parseli kapsayan alanda 21/01/2015 tarih ve 295/270 sayılı encümen karan ile yapılan imar uygulamasında davacının hissesinin 709.49 m2 olarak uygulamaya girdiği, davacının bu hissesinden 271.30 m2 (% 38.23846) Düzenleme Ortaklık Payı alındığı ve imar uygulaması sonrasında oluşturulan 34.376,18 m2 miktarındaki 3324 ada 17 sayılı parselden 411.26 m2 hisse yer tahsisi yapıldığı, kalan 26.93 m2'nin ise KOP olarak alındığı, söz konusu yerde özel parselasyon planına rastlanmadığından yapılan işlemin 2981 Sayılı Kanunun EK-1 maddesi kapsamına alınmasının mümkün olmadığı, davacının müstakil olan 757 ada 24 sayılı parselinin imar uygulamasına giren alanından Düzenleme Ortaklık Payı ve Kamu Parseline tahsis yapıldıktan sonra kalan kısmının 3324 ada 17 sayılı parselden hisseli olarak tahsisin yapıldığı, bu durumda davacının imar uygulaması öncesi müstakil olan yerinin imar uygulaması ile hisseli hale getirildiği, ayrıca davacıya eski parselinin bulunduğu yere çok uzak durumda bulunan parselden yer tahsisi yapıldığı, davacının imar uygulamasına giren diğer parselleri göz önüne alındığında, davacıya imar uygulaması sonrasında müstakil olarak eski parseline yakın bir yerde yer verilmesi gerekirken Yönetmeliğin 10. Maddesinde belirtilen hususlara aykırı olarak yer tahsisinin yapıldığı, davacının düzenleme öncesine göre parselinin konum, büyüklük ve kıymet yönünden de olumsuz etkilendiği, dava konusu encümen kararı ile yapılan imar uygulamasının, fiili duruma uygun olmadığı" yönünde görüş belirtilmiştir.
Mahkemesince, anılan bilirkişi raporu esas alınarak; 2981 sayılı yasanın EK-1 maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı, davacının imar uygulaması öncesi müstakil olan yerinin imar uygulamasıyla hisseli hale getirildiği ve eski parselinin bulunduğu yere çok uzak durumda bulunan parselden yer tahsisi yapıldığı, davacının diğer parselleri ile birlikte değerlendirilerek müstakil olarak eski parseline yakın bir yerde yer verilmesi gerekirken verilmediği, düzenleme öncesine göre parselinin konum, büyüklük ve kıymet yönünden de olumsuz etkilendiği gerekçesiyle işlemin iptal edildiği görülmüştür.
Dava konusu işlemde 2981 sayılı Yasanın EK-1 maddesinin de uygulandığı belirtilmiş ise de, davacının sadece kendi parseline yönelik dava açtığı, parselinin müstakil iken hisseli hale dönüştüğü dolayısıyla anılan maddenin aksine bağımsız parselin hisseli hale getirilmesi nedeniyle davacı açısından söz konusu maddenin uygulanmadığının açık olduğu, dayanak imar planında 1000m2'den küçük imar parseli oluşturulamayacağı kuralı konulduğundan bağımsız parsel verme imkanı olmadığı ve anılan planda davacının parselinin yol ve park'da kalması nedeniyle aynı yerden parsel verme imkanı kalmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda davacıya diğer parselleri ile birleştirilmek suretiyle müstakil parsel verme imkanı bulunduğu belirtilerek buna göre Mahkemesince karar verildiği görülmüş ise de; davacının parsellerinin düzenleme sahasının farklı yerlerinde farklı konumda olduğu, davacının bu parsellerden bazılarına yönelik tasarruflara itiraz ettiği bazı parseller yönünden ise uygulamayı kabul ettiği dolayısıyla davacının rızasına dikkat edilmesi gerektiği, alanda çok sayıda malik olduğu, davacıya bağımsız parsel verilmesinin diğer malikler açısından sorun teşkil edebileceği, bu şekilde bir uygulama istemenin idarenin takdir yetkisini elinden alacak şekilde yerindenlik denetimine girebileceği açıktır.
Davacıya kök parsele yakın yerden parsel verme imkanına gelince; davacıya kök parseli yerine biraz uzaktan 3324 ada 17 sayılı parselden hisse tahsis edildiği, davacının uygulamaya giren diğer parsellerinin de bu parsele kaydırıldığı, toplam 34.376,18m2 alana sahip parselin yaklaşık 15.000m2'sinin davacıya verildiği, bu parseldeki diğer maliklerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Zeytinburnu Belediyesi olduğu, davalı idarece bu şekilde tahsis yapmanın amacı olarak; düzenleme sahasındaki şahıs parsellerinin sorununu çözmek ve Devlet kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak kamu bütünlüğü sağlanıp bölgedeki imar faaliyetlerini hızlandırmak olarak açıklanıştır.
Bu durumda, kamu kaynaklarının verimli olarak kullanılması amacına matuf olmak üzere Hazine'nin alandaki parsellerinin tek parselde toplanması ve bu şekilde alandaki dönüşümünün kamu eliyle hızlandırılması amacıyla parselasyon ilkelerine uygun olarak yapıldığı anlaşılan imar uygulaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/01/2017 tarih ve E:2015/1543, K:2017/127 sayılı kararın bozulmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 3.181,30.- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 118,70.- TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 18/04/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dava konusu işlemde 2981 sayılı Yasanın EK-1 maddesinin de uygulandığı belirtilmiş ise de, davacının sadece kendi parseline yönelik dava açtığı, parselinin müstakil iken hisseli hale dönüştüğü dolayısıyla anılan maddenin aksine bağımsız parselin hisseli hale getirilmesi nedeniyle davacı açısından söz konusu maddenin uygulanmadığının açık olduğu, dayanak imar planında 1000m2'den küçük imar parseli oluşturulamayacağı kuralı konulduğundan bağımsız parsel verme imkanı olmadığı ve anılan planda davacının parselinin yol ve park'da kalması nedeniyle aynı yerden parsel verme imkanı kalmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda davacıya diğer parselleri ile birleştirilmek suretiyle müstakil parsel verme imkanı bulunduğu belirtilerek buna göre Mahkemesince karar verildiği görülmüş ise de; davacının parsellerinin düzenleme sahasının farklı yerlerinde farklı konumda olduğu, davacının bu parsellerden bazılarına yönelik tasarruflara itiraz ettiği bazı parseller yönünden ise uygulamayı kabul ettiği dolayısıyla davacının rızasına dikkat edilmesi gerektiği, alanda çok sayıda malik olduğu, davacıya bağımsız parsel verilmesinin diğer malikler açısından sorun teşkil edebileceği, bu şekilde bir uygulama istemenin idarenin takdir yetkisini elinden alacak şekilde yerindenlik denetimine girebileceği açıktır.
Davacıya kök parsele yakın yerden parsel verme imkanına gelince;
İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin "a" bendinde; düzenlemeyle oluşacak imar parsellerinin mümkün mertebe aynı yerdeki veya yakınındaki eski parsellere tahsisi sağlanacağı kurala bağlanmıştır.
Anılan Yönetmelik hükmü uyarınca davacıya kök parselinden, imkansızlık halinde ise kök parsele yakın parselden tahsis yapılması gerekmektedir.
Olayda, davacının parselinin park ve yol alanında kalması sebebiyle kök parselden tahsis imkanı bulunmamaktadır. Ancak kök parsele yakın 3321 ada 1, 2, 3 parsellerden yer verme imkanı bulunmaktadır. Zira anılan bu parsellere altlıkları dışında daha uzak parsellerden (766 ve 779 adadaki parseller gibi) tahsis yapıldığı dağıtım cetvellerinden (CD'de) anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacıya yakınındaki yerden hisse verme imkanı varken çok uzak yerden parsel verilmesine yönelik parselasyon işleminde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle, çoğunluk görüşüne anılan gerekçe sebebiyle katılmıyorum. (¤¤)