(2577 S. K. m. 45, 49) (213 S. K. m. 3, 134) (193 S. K. m. 1, 2, 37, 75, 94)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2011 hesap dönemi için tanzim edilen 15/06/2016 tarih ve 2016-A-3716/39 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen 2011 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; üyelerine uygun koşullarda konut temini için kurulan yapı kooperatifinin bu amacını gerçekleştirmek için sahip olduğu arsayı … A.Ş.'ye ortaklarına daire teslim etme karşılığında trampa ettiği bu eylemin bir kazanç sağlama yolu olmadığı ayrıca ticari bir gaye ile yapılmadığı bir yana, şayet kooperatifin üyelerine teslim ettiği dairler kar dağıtımı sayılacaksa dahi, öncelikle kooperatife kar dağıtımı sebebiyle yapılan tarhiyat sonucu belirlenen matrahın, üyelere yapılacak tarhiyat neticesinde çıkan matrahtan mahsup edilmesi gerektiği, henüz kooperatif hakkında yapılan tarhiyat kesinleşmeden veya kooperatif için tarh edilen vergi, üyelerin ödeyeceği vergiden mahsup edilmeden, üyeler hakkında tarhiyat yapılmasının söz konusu olamayacağı göz önüne alındığında, kooperatif hakkında yapılan tarhiyat kesinleşmeden konut bedelinin kooperatif tarafından dağıtılan kâr payı olarak değerlendirilmesi suretiyle mükerrer olarak yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 15/05/2017 tarih ve E:2016/2220, K:2017/1440 sayılı kararının davalı idare tarafından; takdir komisyonunca mükellefin dosyasının tetkiki, vergi inceleme raporu ve haricen yapılan araştırmalar sonucu dönem matrahının takdir edildiği, yapılan cezalı tarhiyatın hukuka uygun olduğu iddialarıyla istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunulmaktadır.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce; dava dosyası incelenerek davalı idarece yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Davacı adına 2011 yılı için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 15/05/2017 tarih ve E:2016/2220, K:2017/1440 sayılı kararı ile kabulüne karar verilmesi üzerine karara davalı idarece istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45.maddesinin 2.fıkrasında; istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, 3.fıkrasında da; bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği belirtilmiş, aynı Kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49.maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükme bağlanmış, 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinde menkul sermaye iradi, sahibinin ticari zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde edilen kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar olarak tanımlanmış ve kaynağı ne olursa olsun bentler halinde sayılan iratların menkul sermaye iradi olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasının 2 numaralı bendinde, iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited Şirket ortaklarının kâr payları dahil) menkul sermaye iradı olduğu açıklanmış, aynı yasanın 94. maddesinin 6. fıkrasının b-i bendinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergiden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmış, (2) numaralı bendinde ise kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin kazanç dağıtımı sayılmayacağı düzenlemeleri yer almıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde; gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin; bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu hükme bağlanmış, 2. maddesinde, ticari kazanç; gelire giren ve maddede sayılan kazanç ve iratlar arasında sayılmıştır.
Aynı Kanun'un "Ticari kazancın tarifi" başlıklı 37. maddesinde de; her türlü ticari, sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtildikten sonra bu Kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacak diğer kazançlar maddenin devamında belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden davacının …. Basın Birlik Mensupları Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğu, kooperatifin 1979 yılında üyelerine konut temini için kurulduğu, amacını gerçekleştirmek için edindiği İstanbul ili Beykoz ilçesi ….. mevkiinde kain 8 pafta 360 parseldeki arazinin inşaatına başlayamaması üzerine araziyi 258 üyesi için 258 konut ve 258 otomobil alınmak üzere ….. ile trampa ettiği, …. tarafından anlaşma koşullarının yerine getirilmesi üzerine her üyeye birer tane olmak üzere anılan sayıdaki otomobilin davacının da içinde bulunduğu üyelere 2011 yılında tesliminin gerçekleştirildiği, bunun üzerine anılan dairenin ve aracın kooperatif tarafından davacıya verilmesinin ortak dışı işlem olduğu ve kooperatif üyeliği aracılığı ile elde edilen daire ve aracın bedelinin kooperatif tarafından üyesine dağıtılan kâr payı olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davacı adına yapılan cezalı gelir vergisi tarhiyatının kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda; üyelerine konut temini sağlamak maksadıyla kurulan kooperatifin uhdesinde bulunan arazi üzerinde inşaata başlayamaması ve bu nedenle amacını gerçekleştirmek maksadıyla araziyi …… ile trampa etmek suretiyle üyelerine otomobil ve daire sağladığı, bu işlemin bir kazanç sağlama amacı gütmediği gibi, Yasanın aradığı anlamda ticari bir amaç taşımadığı anlaşıldığından, anılan otomobilin tesliminin aksi yöndeki kabulle ortak dışı işlem ve kar payı dağıtımı olarak değerlendirilerek davacı adına yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatında yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 12. Vergi Mahkemesi'nin 15/05/2017 tarih ve E:2016/2220, K:2017/1440 sayılı kararında Yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca başvuru aşamasında yapılan 28,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 12,50 TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)