(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36, 125) (213 S. K. m. 35, 352) (2577 S. K. Geç. m. 8)
İstemin Özeti: Davacı adına, 2011 yılı 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. dönemlerine ilişkin olarak tarhedilen usulsüzlük cezalı banka muameleleri vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Samsun Vergi Mahkemesince tek hakimli olarak verilen 20/03/2017 tarih ve E:2017/149, K:2017/229 sayılı kararı ile; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile yapılan tespitlerde davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu belirlendiğinden anılan faaliyeti nedeniyle yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu, 213 sayılı VUK'nun 352/1-1. maddesi gereğince Banka ve Sigorta Muamele Vergisi beyannamelerinin zamanında verilmemesi nedeniyle kesilen usulsüzlük cezası hakkında ise, ilgili dönemde anılan ticari faaliyetinden dolayı mükellefiyet kaydı bulunmayan davacının o tarihte usulsüzlük fiilini tamamlaması olanaklı bulunmadığından, geçmişe dönük olarak tesis edilen mükellefiyete istinaden söz konusu tespit tarihinden önceki dönem beyannamelerinin zamanında verilmediği gerekçesiyle 213 sayılı yasanın 352/1-1. maddesi uyarınca kesilen davaya konu usulsüzlük cezalarında yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu tarhiyatların onanmasına, kesilen usulsüzlük cezalarının kaldırılmasına karar vermiştir.
Davacı; mevcut işletme kapasitesi gözetildiğinde anılan vergi ve cezaları ödemesine olanak bulunmadığını, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını, istekleri bulunmaksızın incelemenin müfettişlik adresinde yapıldığını, defter ve belgelerinin yazılı olarak istenilmediğini, kaybolan koçandan fatura kesilmiş olduğunu, bu nedenle mükellefin bilgisi bulunmaksızın sahte imza ile fatura tanzim eden SMMM hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, anılan şahsın birçok mükellefle ilgili olarak aynı türden eylemlerde bulunduğunu mükellefin vergi incelemesi ile öğrendiğini ileri sürülerek davanın kısmen reddine ilişkin mahkeme kararının itirazen incelenip bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Davacının 2010, 2011 ve 2012 yılları hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma fiili yönünden incelenmesi neticesinde mükellef hakkında düzenlenen 02.11.2015 gün ve 2015-A-959/44 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden 20160108135080000004, 5, 6, 9 - 20160112133080000001, 2, 3, 4, 5, 6, 7 sayılı ihbarnameler içeriği verginin tarh ettirildiği ve usulsüzlük cezalarının kesildiği, tesis edilen işlemin kanuna ve usule uygun olduğu
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun 1. Vergi Dava Dairesince 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 8. madde uyarınca işin gereği görüşüldü;
Kararın davanın kabulüne ilişkin kısmına davalı idarece itiraz başvurusunda bulunulmadığından kesinleşmiş bulunmaktadır.
Dava, davacı adına, 2011 yılı 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. dönemlerine ilişkin olarak tarhedilen usulsüzlük cezalı banka muameleleri vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Anayasanın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir." kuralı yer almış; 125. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır.
Anayasanın 36. maddesinde yer verilen iddia ve savunma hakkı, birbirini tamamlamakta ve birbirinden ayrılmaz niteliğiyle de hak arama hürriyetine temel oluşturmaktadır. Savunma hakkının öznesi, suçlanan kişidir. Kişinin, savunma seçeneklerini değerlendirebilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen suçlamanın varlığını ve sebeplerini bilmesi gerekir. Çağdaş bir hukuk düzeninde bu hakkın kullanılması, olabildiğince kolaylaştırılmalı; olumlu ya da olumsuz sonuç almayı geciktiren, güçleştiren engeller kaldırılmalıdır. Savunma hakkının belirtilen şekilde kullanılabilmesi ise; iddia olunan fiile ilişkin tespit ve kanıtların bilinmesi, buna bağlı olarak karşı argümanlar geliştirilerek aksi yönde tespit ve kanıtların sunulmasıyla mümkündür.
Anayasa Mahkemesinin 14.7.1998 günlü E:1997/41 K:1998/47 sayılı kararında Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin, savunma hakkının önemini ve gereğini vurgulayan 6. maddesini de dikkate alarak savunma hakkının niteliğini vurguladığı, herkesin kendisine yönelik isnadın nedeninden ve niteliğinden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek hakkına sahip olduğu; olayı, isnadın nedenini ve hukuki niteliğini bilmeyen kişinin kendisini yeterince savunamayacağının açık olduğu, bu hususun, savunma hakkının temelini oluşturduğu belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasında, takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği düzenlemesine yer verilmiştir.
İlgili madde hükmünde; re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun bir suretinin ihbarname ekinde mükelleflere tebliğ edileceğinin düzenlenmesinin amacı; tarhiyata yol açan re'sen takdir sebeplerinin, takdire dayanak alınan verilerin ve idarece yapılan tespitlerin mükellef bilgisine sunularak, tüm bu tespitlere karşı mükelleflerin yasadan kaynaklanan haklarını, iradelerini kısıtlamaksızın kullanabilmelerini sağlamaya yöneliktir. Bu itibarla; re'sen takdiri gerektiren sebeplerin ve idarece yapılan tespitlerin açık, ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde vergi inceleme raporlarında yer alması halinde ayrıca vergi tekniği raporunun da mükelleflere tebliğine lüzum bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla; vergi inceleme raporlarında, re'sen takdire ilişkin (re'sen takdir nedeni, re'sen takdir verileri gibi) gerekli açıklamaların bulunmaması, sadece matrah hesabına ilişkin bilgilerin yer alması, buna karşılık takdirin dayanağı tespitlerin vergi tekniği raporuna atıf yapmak suretiyle gösterilmesi halinde yukarıda aktarılan madde metninin amacına uygun bir bilgilendirmenin varlığından söz etmeye imkan bulunmamakta olup böyle bir durumda re'sen takdirin sebeplerini açıklayan ve vergi inceleme raporu ile bütünleşen vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde mükellefe tebliğ edilmemesinin hukuka aykırılık sebebi oluşturduğu kabul edilmelidir.
Dava dosyasının incelenmesi neticesinde, davacı hakkında tanzim edilen 2015-A-959/44 sayılı vergi inceleme raporuyla yine davacı hakkında tanzim edilen 2015-A-959/36 sayılı vergi tekniği raporuna atıf yapılmak suretiyle, davacının ilgili dönemde tefecilik faaliyetinde bulunduğu, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediği, bir kısım hasılat faturasını kayıt ve beyan dışı bıraktığının tespiti üzerine beyan dışı bırakıldığı tespit edilen matrah dikkate alınmak suretiyle iş bu davaya konu usulsüzlük cezalı banka muameleleri vergisinin tarh edildiği anlaşılmıştır.
Olayda davacı adına tarh edilen usulsüzlük cezalı banka muameleleri vergileri için tanzim edilen 02.11.2015 tarih ve 2015-A-959/44 sayılı vergi inceleme raporunda davacı hakkında re'sen tarh nedenleri hususunda ayrıntılı tespitleri içeren 02.11.2015 tarih ve 2015-A-959/36 sayılı vergi tekniği raporuna atıf yapıldığı, vergi inceleme raporunda re'sen tarh nedenleri ve matraha ilave edilmesi gereken tutarlara değinilmiş ise de, re'sen tarh nedenleri ve matraha ilave edilen tutarların ne şekilde hesaplandığına ilişkin tespitlerin açık, ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde vergi inceleme raporunda değinilmediği anlaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Samsun Vergi Mahkemesince verilen 20/03/2017 tarih ve E:2017/149, K:2017/229 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına, kararın bozulan kısmı yönünden Dairemizce işin esasına geçilerek davanın kabulüne, aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan 384.30-TL yargılama giderlerinin davalı idarece davacıya ödenmesine, kararın kesinleşen kısmı ile davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, artan posta ücreti miktarının itiraz edene iadesine, tebliği izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde Dairemiz nezdinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)