(5352 S. K. m. 13, 13/A) (1136 S. K. m. 3, 5) (2577 S. K. m. 45) (5237 S. K. m. 53) (765 S. K. m. 121, 124) (1412 S. K. m. 416, 420)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, müdahil E. E.'nin İzmir Barosu Levhası'na yeniden yazılma talebinin kabulüne dair 03.06.2014 tarih ve 15/38 Sayılı Baro Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 27.06.2014 tarih ve 53804-12 Sayılı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının, Bakanlığın 20.08.2014 tarih ve 10817 Sayılı kararı ile bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 01.09.2014 tarih ve 55084-2 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Adli Sicil Kanunu'nun 13/a maddesine istinaden verilmiş "yasaklanmış hakların geri verilmesi" niteliğinde bir yargı kararı olmadığı sürece Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinden kaynaklanan ehliyetsizliğin devam edecek olması nedeniyle E. E.'nin baro levhasına yeniden yazılmasına olanak bulunmadığından, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun adı geçenin İzmir Baro Levhası'na yazılmasının uygun bulunması hususundaki "ısrar" kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 15. İdare Mahkemesince verilen 2.12.2016 gün ve E:2014/1737, K:2016/5333 Sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacı Adalet Bakanlığı tarafından, müdahil E. E.'nin İzmir Barosu Levhası'na yeniden yazılma talebinin kabulüne dair 03.06.2014 tarih ve 15/38 Sayılı Baro Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 27.06.2014 tarih ve 53804-12 Sayılı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Bakanlığın 20.08.2014 tarih ve 10817 Sayılı kararı ile bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 01.09.2014 tarih ve 55084-2 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 3. maddesinin (f) bendinde; avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için bu Kanuna göre Avukatlığa engel bir halin bulunmaması gerektiği, 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise; Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezası alan ya da Devletin güveliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olunması halinde, avukatlık mesleğine kabul istemlerinin reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde "Bir Kamu Kurumunun veya Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmek", kullanmaktan yoksun bırakılacak haklar arasında sayılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, kişinin işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı belirtilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; E. E.'nin, İzmir Barosu levhasına kayıtlı avukat iken Baro Yönetim Kurulu'nun 08.04.1997 tarihli kararıyla yıllık baro aidatını ödemediğinden bahisle baro levhasından silinmesine karar verildiği, avukat olarak görev yaptığı dönemde Diyarbakır 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 14.05.1997 tarih ve E:1994/693, K:1997/127 Sayılı kararıyla PKK terör örgütü üyesi olmak suçundan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kamu hizmetinden müebbeten yasaklanmasına karar verildiği, 21.05.1997 tarihinde kararın kesinleştiği, söz konusu hükmün uyarlanma yargılaması sonucunda Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17.06.2005 tarih ve 1997/127 Sayılı ek kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası olarak belirlendiği, adı geçenin 14.02.2006 tarihinde baro levhasına yeniden yazılmak üzere İzmir Barosu Başkanlığına başvurduğu, Baro Yönetim Kurulunca verilen baro levhasına yeniden yazılmasına ilişkin 07.03.2006 tarihli kararın, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 01.04.2006 tarihli kararı ile Avukatlık Kanunu'nun 5/1-c maddesi uyarınca uygun bulunmadığı, bu işleme karşı Ankara 7. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda 13.07.2007 tarih ve E:2006/1899, K:2007/1727 Sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay 8. Dairesinin E:2008/899, K:2011/1077 Sayılı kararı ile onandığı, sonrasında adı geçenin 13.06.2011 tarihinde İzmir Barosuna başvurarak baro levhasına yeniden yazılma talebinde bulunduğu, Baro Yönetim Kurulu'nun 14.06.2011 tarihli Baro levhasına yeniden yazılmasına dair kararının, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 01.07.2011 tarihli kararı ile aynı gerekçeyle uygun bulunmadığı, adı geçen hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.06.2011 tarih ve 2011/405 Sayılı kararı ile yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine karar verildiği, bu defa memnu haklarının iade edildiğini ve Avukatlık Kanununun 5/1-c maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 28.02.2013 tarihli kararıyla iptal edildiğini belirterek 28.05.2014 tarihinde baro levhasına yazılması istemiyle İzmir Barosuna başvurduğu, İzmir Barosu Yönetim Kurulunun 03.06.2014 tarihli kararıyla yeniden yazılma koşullarını taşıdığından bahisle levhaya yeniden yazılmasına karar verildiği, bu kararın Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun 27.06.2014 tarihli kararıyla uygun bulunduğu, kararın Adalet Bakanlığına gönderildiği, Adalet Bakanlığının Avukatlık Kanunu'nun 5/1-c maddesi yönünden yasal engelin kalktığı ancak 5/1-a maddesinde belirtilen engel halin devam ettiği ve Adli Sicil Kanununun 13/a maddesi uyarınca verilmiş memnu hakların iadesi kararı bulunmadığından bahisle uygun bulma kararını yerinde görmediği ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararını bir daha görüşülmek üzere iade ettiği, Türkiye Barolar Birliği 01.09.2014 tarihli kararıyla ilk kararında ısrar ettiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesince Adli Sicil Kanununun 13/a maddesine istinaden verilmiş yasaklanmış hakların geri verilmesi niteliğinde bir yargı kararı olmadığı sürece anılan 5/1-a maddesinden kaynaklanan ehliyetsizliğin devam ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde "bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmek", kullanmaktan yoksun bırakılacak haklar arasında sayılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, kişinin işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının ifâsı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı belirtilmektedir. Başka bir ifadeyle, söz konusu Kanun ile bir suçtan dolayı mahkumiyete bağlı olarak kişiyi ömür boyu belli haklardan yoksun bırakacak yaptırım sistemi terk edilerek, bir mahkumiyete bağlı hak yoksunluklarının, mahkum olunan cezanın tamamlanmasına kadar devam etmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Memnu hakların iadesi kurumu mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 121 ila 124 ve 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 416 ve 420. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5271 Ceza Muhakemeleri Kanununda memnu hakların iadesi kurumuna yer verilmemiş, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmekle beraber, bu yoksunluklarının cezanın infazının tamamlanması ile birlikte sona ereceği kabul edilmiştir. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun benimsediği yaptırım teorisi gereği sürekli hak yoksunluğu kabul edilmediği için ne bu Kanunda ne de 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda sürekli hak yoksunluğu ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ancak Avukatlık Kanununda olduğu gibi diğer Kanunlarda öngörülen sürekli hak yoksunluklarının hüküm ifade etmeye devam etmeleri nedeniyle, bu konuda tekrar bir düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmış ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununa 06/12/2006 tarih ve 5560 Sayılı Kanunu ile 13/17 maddesi eklenmek suretiyle özel kanunlarda düzenlenen bu hak yoksunluklarının ortadan kaldırılması için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması, eski ifadesiyle memnu hakların iadesi müessesesi getirilmiştir.
Bu bağlamda; 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununun 06/12/2006 tarih ve 5560 Sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen "Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi" başlıklı 13/17 maddesinde, "5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki Kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağlandığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için; Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 5. ve 6. maddeleri saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kimsenin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerektiği düzenlenmiştir.
Öte yandan; Danıştay kararlarında "Memnu Hakların İadesi kararı", ister Türk Ceza Kanununundan ister özel bir yasadan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran bir karar olarak tanımlanmış ve memnu hakların iadesinin ilgiliye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi verdiği kabul edilmiştir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, E. E.'nin 1.6.2011 tarihinde memnu haklarının iadesi talebiyle başvurması üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 8.6.2011 tarihli kararı ile "5237 Sayılı TCK'da hak yoksunlukları süresiz olarak öngörülmediğinden memnu hakların iadesi benzeri bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu şekilde bir talep geldiğinden mahkemece yapılan işlem şartları oluştuğu takdirde yasaklanmış hakların bulunmadığının tespitinden ibarettir.
Diğer yandan çeşitli Kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 5560 Sayılı yasanın 38. Maddesi ile 5352 Sayılı yasaya 13/a maddesi eklenmiş ve yasak hakların geri verilmesi yeniden düzenlenmiştir. 5352 Sayılı yasanın 13/A (1) maddesinde; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a-) Mahkum olunan cezanın infazının tamamladığı tarihten itibaren 3 yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b-) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. Görüldüğü üzere 5560 Sayılı yasa ile getirilen yasak hakların geri verilmesi 5237 Sayılı TCK dışındaki bir yasada mahkum olunması halini münhasırdır. Dolayısıyla somut olayda hükümlü 5237 Sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle uyarlama yapılıp hüküm bu yasa uyarınca kurulduğundan 5560 Sayılı yasa ile getirilen düzenleme değil TCK'nın 53. maddesindeki düzenleme uygulanmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlere göre hükümlünün cezasının bihakkın tahliye tarihi olan 05.01.2001 tarihinde infaz edilmiş sayılması nedeniyle 5237 Sayılı TCK'nun 7/3 ve 53. maddeleri gereğince bu tarihten itibaren belli haklar kullanmaktan yoksun bırakılma cezası ve güvenlik tedbirleri sona ereceğinden talebin kabulüyle yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Diyarbakır 3 numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 14.5.1997 tarih 1994/693, 1997/127 karar sayılı ilamı ve bu kararın uyarlanmasına yönelik mahkemenin 17.6.2015 tarih, 1994/693, 1997/127 karar sayılı ek kararından dolayı yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine ilişkin kararıyla, 1136 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan ehliyetsizliğini ortadan kaldırdığı tartışmasızdır.
Bu durumda, 1136 Sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında kalan ehliyetsizlik halinin bulunmadığı anlaşılan E. E.'nin İzmir Barosu levhasına avukat olarak yazılmasına dair İzmir Barosu Yönetim Kurulu'nun 3.6.2014 tarih ve 15138 Sayılı kararının uygun bulunması yolundaki Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının Adalet Bakanlığınca geri gönderilmesi üzerine ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup dava konusu işlemin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare ve davalı idare yanında katılan müdahilin istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 15. İdare Mahkemesince verilen 2.12.2016 gün ve E:2014/1737, K:2016/5333 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 127,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının yapmış olduğu 118,70 TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye ve davalı idare yanında katılan müdahilin yapmış olduğu 123,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idare yanında katılan müdahile verilmesine, istinaf safhasında Türkiye Barolar Birliği tarafından fazla yatırılan 31,40-TL harcın davalı idareye iadesine, posta gideri avansından artan miktarın taraflara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.5.2017 tarihinde 2577 Sayılı Kanun'un 46/c maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)