(2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının sevk edildiği takdir komisyonu kararı ile tespit edilen matrah uyarınca re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı 2010/10-12 dönemine ilişkin kurum geçici vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "...mükelleflerin ticari faaliyetlerini, mal varlıklarını ve ileriye dönük kararlarını doğrudan etkileyecek olan tarhiyatların temelinde yer alan takdir komisyonu kararlarının alınma süresinin de belirli olması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen bir yıllık süre, sadece zamanaşımının duracağı süreye ilişkin olmayıp, söz konusu bir yılı aynı zamanda takdir komisyonunun matrah takdiri için kullanabileceği azami süre olarak kabul etmek, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca mükelleflere hukuki güvence sağlayan belirlilik ilkesinin de bir gereğidir. Aksi halde, sınırsız veya genel zamanaşımıyla sınırlı sürede matrah takdir edilebileceği, ancak bu sürenin sadece bir yıllık kısmının zamanaşımını durduracağının kabul edilmesi, Anayasa Mahkemesin kararında sözü edilen ve eleştirilen İdarenin öngörülemeyen keyfiliğini doğurur ki bu durumda açıkça hukuk devletine aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle takdir komisyonu kararı bir yıllık azami süre aşılarak alındığından, sözkonusu idari işlem şekil yönünden hukuka aykırı olup, bu işleme dayalı olarak yapılan tarhiyatlarda yasal isabet görülmediği..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 18/07/2017 tarih ve E:2016/2733, K:2017/1802 sayılı kararının, davalı idare vekili tarafından, davacı hakkında takdir komisyonu tarafından Vergi Usul Kanunu'nun 74-75. maddelerine dayanılarak matrah takdirinde bulunduğu, vergi tekniği raporuna dayalı olan takdir komisyonu kararına istinaden vergi tarh edilip ceza kesildiği, gerekli araştırma ve incelemeye dayanılarak tanzim edilen takdir komisyonu kararının mevzuat gereği ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun reddine, başvuru aşamasında yapılan 40,50-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 29.12.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
213 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısına yer verilen 114. maddesinde, takdir komisyonuna başvurulması halinde işlemeyen zaman aşımı süresinin her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamayacağı belirtilerek, takdir komisyonunca, matrah takdiri isteminin bir yılda karara bağlanmamasının idare bakımından yaptırımının, "duran zaman aşımı süresinin işlemeye devam etmesi" olarak belirlendiği, bunun dışında, kanunda, duran zaman aşımının işlemeye devam etmesi sonucunu doğuracağı açıkça belirtilen gecikmenin, takdir komisyonu kararını sakatlayacağı yönünde bir düzenleme de mevcut olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, takdir komisyonu kararının, salt 1 yıl içerisinde matrah takdir edilmemesi nedeniyle şekil yönünden hukuka aykırı hale geldiğinden söz etme imkanının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Olayda, davacının dava konusu dönemde düzenlendiği faturaların sahte olduğundan bahisle sahte belge düzenleme fiilinden elde edilen komisyon gelirinin tespiti için takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonunca alınan karara istinaden dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı, komisyon kararlarında, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun done alındığı, bu anlamda, dava konusu tarhiyat gerçekte vergi incelemesine dayandığından takdire sevkin zamanaşımını durduramayacağı ve 31.12.2015 tarihinde zamanaşımına uğrayan cezalı tarhiyatın bu tarihten önce davacıya tebliğ edilemediği anlaşılmakla, dava konusu cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı görüşüyle yukarıda yazılı gerekçe ile verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)