(5271 S. K. m. 141) (2577 S. K. m. 15) (1136 S. K. m. 164)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, yetkilisi bulundukları şirketlerin katıldıkları ihale sonrasında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında ihaleye fesat karıştırma fiili işlendiğinden bahisle açılan soruşturma ve kovuşturma esnasında Kamu İhale Kanunu kapsamında ihalelerine katılmalarının engellendikleri, kovuşturma sonucunda beraat ettikleri, davalı idarenin eylemlerinden kaynaklı maddi ve manevi zararların gerçekleştiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 22.000,00 TL tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasında verilen kararlardan dolayı tazminat talebinde bulunulabileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında "Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." hükmü; aynı kanunun 142. maddesinin 2. fıkrasında ise "İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır." hükmü bulunduğu, söz konusu tazminat isteminin dayanağı zararın ceza yargılamasında ortaya çıkan ve 5271 sayılı Kanun kapsamında kalan iş ve işlemlerden kaynaklandığı göz önüne alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümü konusunda idari yargı yerlerinin görevli olmadığı, davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi uyarınca görev yönünden reddine ilişkin olarak Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/01/2017 gün ve E: 2016/3186, K: 2017/110sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından, idarenin kendini vekil ile temsil ettiğinden, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacılar tarafından, yetkilisi bulundukları şirketlerin katıldıkları ihale sonrasında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında ihaleye fesat karıştırma fiili işlendiğinden bahisle açılan soruşturma ve kovuşturma esnasında Kamu İhale Kanunu kapsamında ihalelerine katılmalarının engellendikleri, kovuşturma sonucunda beraat ettikleri, davalı idarenin eylemlerinden kaynaklı maddi ve manevi zararların gerçekleştiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 22.000,00 TL tazminatın ödenmesi istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164.maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168.maddesinin
son fıkrasında ise; avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 02.01.2017 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin avukatlık ücretinin kapsadığı işler başlıklı 2.maddesinde "(1) Bu tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez. (2) Buna karşılık icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay'da temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde itirazen görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir." hükmüne, 7/1. maddesinde ise, "Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez." hükmüne yer verilmiştir.
İtiraza konu karar tarihinde yürürlükte bulunan 02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci Kısım İkinci Bölümünde ise idare mahkemelerinde takip edilen davalar için (duruşmasız ise) 990,00-TL avukatlık ücreti belirlenmiştir.
Olayda, davanın görev yönünden reddedildiği, yargılama giderleri arasında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği belirlenmiş olup, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarifeye göre davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/01/2017 gün ve E: 2016/3186, K: 2017/110 sayılı kararın ONANMASINA, anılan mahkeme kararın vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden KALDIRILMASINA, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL avukatlık ücreti ile itiraz safhasında davalı idare tarafından yapılan 33,00-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 07/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)