(213 S. K. m. 30, 31, 72, 74, 75, 134) (2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına kanuni süresi geçtiği halde beyanname vermediğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden tanzim ve tebliğ edilen 20160420135010000002, 03, 04, 06, 07, 08, 09, 10, 26, 27 sayılı ihbarnameler içeriği 2010/02-03-04-05-06-07-08-10-11-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı Katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davanın, "...araçların güncel-rayiç bedellerinin ne olduğu yönünde araştırma yapılmaksızın, araçların kasko bedeli üzerinden cezalı tarhiyat yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle kabulü yönünde verilen İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2017 tarih ve E:2016/1302, K:2017/523 sayılı kararının, davalı idare vekilince, araç alım satımında bulunan mükellefin 2010 yılına ilişkin beyannamelerini vermemesi sebebiyle matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edildiği, EVDO kayıtları ve yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen verilere göre VUK 30/1. maddesi uyarınca matrah takdir edildiği, takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Cevap dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf, davacı adına kanuni süresi geçtiği halde beyanname vermediğinden bahisle takdir komisyonu kararına istinaden tanzim ve tebliğ edilen 20160420135010000002, 03, 04, 06, 07, 08, 09, 10, 26, 27 sayılı ihbarnameler içeriği 2010/02-03-04-05-06-07-08-10-11-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı Katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle açılan davanın, yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2.fıkrasında, istinafın, temyizin şekli ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesinde; resen vergi tarhı, "vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden verginin tarh olunması" şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin 1. fıkrasında da, vergi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemiş olması halinde vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilmiş; 31. maddesinde ise, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı ve takdirin dayanağının ve takdir hakkında izahatın takdir kararlarında bulunması gereken malumat arasında olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un "Takdir Kararı" başlıklı 31/8. maddesi, takdir kararında, takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahatın bulunması gerektiği hükmüne amirdir.
Yine 213 sayılı Kanun'un "Komisyonların Görevleri" başlıklı 74. maddesinin 'a' fıkrasının 1. bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2. bendinde ise vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek takdir komisyonlarının görevleri arasında sayılmış,aynı şekilde "Komisyonların Yetkileri" başlıklı 75/1. maddesinde, 72. maddenin birinci fıkrasına göre kurulan takdir komisyonlarının 74. maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisine haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.
Bu kapsamda 213 sayılı Kanun'un "Maksat" başlıklı 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu; aynı maddenin 2. fıkrasında ise, incelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde incelemenin, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde re'sen tarhın tanımı ve nedenlerine yer verilmiş, takdir kararlarında bulunması gereken bilgileri düzenleyen 31. maddesinin 8. bendinde ise, takdirin dayanakları ve yapılan takdir hakkındaki açıklamaların takdir komisyonu kararlarında yer alması öngörülmüştür. Takdir komisyonlarının görev ve yetkileri ile ilgili düzenlemeler, belirtildiği üzere Kanunun 74 ve 75. maddelerinde hükme bağlanmıştır. 134. maddede ise, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun vergi incelemelerine ilişkin maddeleri ile alt düzenleyici işlemlerde, vergi incelemelerinde, incelemenin mevzuunun, re'sen tarh nedeninin, re'sen tarh donelerinin belirlenerek, bu doneler esas alınarak hesaplanacak matrah ve ödenmesi gereken vergilerle, vergisel sonuç doğuran diğer hususlara ilişkin öneri ve tespitleri ortaya koyan raporların düzenleneceği belirtilmiştir. Uygulamada da, re'sen tarhiyata dayanak teşkil eden inceleme raporlarının, düzenleyici işlemlerde belirtilen zorunluluklara uygun formatlarda, inceleme mevzuunu, re'sen tarh sebeplerini ve donelerini ortaya koyacak şekilde düzenlendiği ve inceleme sonucunda, belirlenen matrah/matrah farkı ve ödenmesi gereken verginin hesaplama yönteminin de raporlarda belirtildiği bilinmekte, düzenlenen inceleme raporu, 213 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, mükellef adına gerçekleştirilen tarhiyatı ihtiva eden ihbarname ile birlikte kendisine tebliğ edildiğinde, hakkında vergi incelemesi gerçekleştirilen mükellefin, re'sen tarhiyatın dayanağı, nedenleri ve doneleri hakkında bilgi sahibi olması ve tarhiyata ilişkin savunma argümanlarını ortaya koyabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Tıpkı vergi incelemesine dayanan re'sen tarhiyatta olduğu gibi, matrah takdirine dayanan re'sen tarhiyatla ilgili olarak da, 213 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısına yer verilen maddelerinde, takdirin dayanağı ve takdir hakkındaki açıklamaların takdir komisyonu kararında yer alması gerektiği ve takdir komisyonu kararının ihbarnameye ekleneceği düzenlenerek, takdire sevk edilen mükellefin, adına, takdir komisyonu kararına dayanarak gerçekleştirilen re'sen tarhiyatın nedeni, takdir edilen matrahın dayanakları ve matrahın bulunuş yönteminden haberdar edilerek, tarhiyata ilişkin savunma argümanlarını ortaya koyabilmesinin mümkün kılınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, takdir komisyonu kararına dayanan re'sen tarhiyatta, takdir komisyonu kararının, re'sen tarhiyatın nedenini, takdir edilen matrahın dayanakları ve doneleri ile matrahın bulunuş yöntemini somut verilere dayalı şekilde açıklayacak ve ortaya koyacak nitelikte düzenlenmesinin yasal bir zorunluluk olduğu sonucuna varılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu cezalı tarhiyatlara dayanak teşkil eden takdir komisyonu kararlarında, mükellef tarh dosyasının tetkiki ve haricen yapılan araştırmalar ile EVDO kayıtları ve Yönetim Bilgi sisteminden elde edilen doneler dikkate alınarak yapılan hesaplama tablosu dayanak olarak gösterildiği, buna göre araçların %3 karla satıldığı kabul edilerek ilgili dönem matrahlarının buna göre tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Bu tespitler ışığında, dava konusu cezalı tarhiyatların dayanağı takdir komisyonu kararlarının, yapılan araştırma ve inceleme sonucunda elde edilen bir takım donelere dayalı olarak alındığı davalı idare savunması ve eki belgelerden anlaşılmakla birlikte, takdir edilen matraha ne şekilde ulaşıldığı ve takdir hakkındaki açıklamalara, karlılık marjının ne şekilde tespit edildiğine kararlarda yer verilmediği gibi, bu hususlarda done teşkil eden bilgi-belgelerin (hesaplama tablosu v.s.) davacıya tebliğ de edilmediği, bu nedenle, cezalı tarhiyatların dayanağı olarak davacıya tebliğ edilen takdir komisyonu kararlarının, 213 sayılı Kanun'un 31/8. maddesinde öngörülen zorunluluklar göz ardı edilerek yazıldığı, söz konusu eksikliklerin, 213 sayılı Kanun'un 31/8. maddesinde yer verilen düzenlemeye uygun bulunmadığı görülmektedir.
Yaptığı idari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma meşru-yasal yetki ve imtiyazına sahip olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşulların belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmesi gerekir.
Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu da, idarenin kamu hizmetini yürütürken, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında işlem tesis ederek eylemde bulunmasıdır. Yine bu bağlamda, özellikle idarece re'sen harekete geçilerek tesis edilen idari işlemlerin açık ve anlaşılır olmasının, işlemin muhatabının, kendisini en doğru şekilde savunmasını mümkün kılarak, adil bir yargılama yapılmasına da imkan sağlayacağı göz önünde tutulduğunda, idari işlemlerin bu niteliklere haiz olması, hukuk devleti ilkesini önceleyen bir yönetimin gereğidir. Bu itibarla, re'sen tarh nedenine, matrahın bulunuş şekli ve hesaplanmasına ve dayanaklarına ilişkin tüm bilgilerin net olarak anlaşılır biçimde takdir komisyonu kararlarında yer almadığı dolayısıyla dava konusu işlemlerin dayanağı takdir komisyonu kararlarının, Kanunun aradığı anlamda şekil şartlarını taşımadığı görüldüğünden yapılan re'sen tarhiyatlarda bu gerekçeyle hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı idare istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf istemine konu; İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2017 tarih ve E:2016/1302 K:2017/523 sayılı kararında yasada sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan53,00-TL istinaf yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 27/12/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)