(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 2, 15) (5271 S. K. m. 142)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2009-2011 tarihleri arasında Kırıkkale İl Jandarma Komutanı olarak görev yapmakta iken 2011 yılı Mayıs ayında Kırıkkale'den ayrılmasına rağmen 2011 yılı Temmuz ayından itibaren Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından telefonlarının yasa dışı dinlenilmesi suretiyle kişilik haklarına ağır ve haksız bir şekilde saldırı yapıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı 10.000,00 TL manevi tazminatın yapılan dinlemenin başlanıldığı tarih olan 08.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; tazmini istenilen zararın 5271 sayılı Yasada belirtilen iletişimin tespiti dinlenmesi veya kayda alınması gibi bir koruma tedbiri neticesinde doğduğu ve bunun haksız şekilde mahkeme tarafından verildiği ileri sürülerek tazminat istenildiği gözönüne alındığında bakılan davada adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı, nitekim, dava ve savunma dilekçelerinde belirtilmediği görülmüşse de, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/22K. sayılı kararında iletişim dinlemelerine ilişkin dönemin İl Emniyet Müdürü'nün sahte belgelerle Mahkemeden iletişimin tespiti ve kayda alınmasını talep ettiği ve sonrasında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum edildiği, davanın idare ajanın görev kusuru işlediği yönünde bir değerlendirme yapılarak görümüne devam edilemeyeceği ve oluştuğu iddia edilen zararın geçmişte mahkeme tarafından verilen bir koruma tedbirinin neden olduğu manevi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 15/02/2017 gün ve E:2016/505, K:2017/188 sayılı kararın; davacı vekili tarafından, müvekkilinin telefonlarının bir ''suç soruşturması veya kovuşturması'' sırasında dinlenmediği, bir başka ifadeyle adli dinleme olmadığı ve bu nedenle de 5271 sayılı Yasada belirtilen iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemi olmadığı, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu, bu nedenle, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, 2009-2011 tarihleri arasında Kırıkkale İl Jandarma Komutanı olarak görev yapmakta iken 2011 yılı Mayıs ayında Kırıkkale'den ayrılmasına rağmen 2011 yılı Temmuz ayından itibaren Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından telefonlarının yasa dışı dinlenilmesi suretiyle kişilik haklarına ağır ve haksız bir şekilde saldırı yapıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı 10.000,00 TL manevi tazminatın yapılan dinlemenin başlanıldığı tarih olan 08.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, yaptıkları eylem ve kusurların, idareden ayrılmaması nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2009-2011 yılları arasında Kırıkkale İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı, 2011 yılı Mayıs ayında Kırıkkale'den ayrıldığı, buna rağmen 2011 yılı Temmuz ayından itibaren Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından düzenlenen gerçek dışı belgelerle mahkeme kararına istinaden telefonlarının yasa dışı dinlenildiği, buna ilişkin yapılan ceza yargılamasında görevli personelin gerçeğe aykırı belge düzenleyerek dinleme tedbir talebinde bulunması suretiyle 19 kez ayrı ayrı kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçundan mahkum edildiği, davacının söz konusu mahkeme kararından sonra 13.6.2016 tarihinde idareye başvurarak manevi tazminat talebinde bulunduğu ve idare tarafından reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Bu durumda, davacıya ait olduğu iddia edilen telefonların bir suç soruşturması veya kovuşturması sırasında dinlenmediği, Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından düzenlenen gerçek dışı belgelerle mahkeme kararına istinaden telefonlarının yasadışı dinlenildiği, dolayısıyla olayın 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanununun 142.maddesinin 2.fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, idari işlemden ve görev kusurundan kaynaklanan manevi zararın tazmini istemiyle açılan bu davada idare hukukunun ilke ve kuralları uygulanmak suretiyle idarenin hukuki sorumluluğu ve tazmin yükümlülüğü bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğinden davanın idari yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin İSTİNAF İSTEMİNİN KABULÜNE, Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 15/02/2017 gün ve E:2016/505, K:2017/188 sayılı kararın KALDIRILMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine Mahkemesince yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olarak 22/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)