(2577 S. K. m. 2, 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, 09/07/2014 tarihinde akrep sokması şikayeti ile tedavi maksatlı başvurduğu Alaşehir İlçesi, ..... Kasabası 23 Nolu Aile Hekimliği biriminde görevli hekimin; kendisiyle ilgilenmediği, hiçbir tıbbi müdahalede bulunmadığı, ağrı ve sızı içinde oğlunun araç bulmasını beklediği, araç bulunamayınca motosikletin arkasına bindirilerek perişan bir vaziyette Alaşehir Devlet Hastanesine getirildiği, hastanede ağrı şokuna girerek bayıldığı ileri sürülerek 10.000,00 TL manevi tazminatın 09/07/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; sağlık sağlık hizmetlerini yürütmekle görevli olan davalı idarenin sağlık birimlerinde yapılacak tedavilerin ve cerrahi müdahalelerin tıbbi esaslara uygun biçimde, hizmetin gerektirdiği yeterliliğe sahip personelle ve gerekli dikkat ve özenin gösterilerek yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ya da geç getirilmesi hizmet kusuru niteliğinde olup, idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracağı, somut olayda, davacının akrep sokması şikayeti ile tedavi maksatlı başvurduğu Alaşehir İlçesi, ..... Kasabası 23 Numaralı Aile Hekimliği biriminde görevli hekim hakkında idari soruşturma sonucu kusurlu bulunarak disiplin cezası alması nedeniyle tazmin sorumluluğunun koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığı, olayın niteliği ile idarenin bu olaydaki kusurunun niteliği gereği davacının çektiği ızdırabın karşılığı olarak istemi doğrultusunda 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yolunda Manisa 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 14/11/2016 tarih, E: 2015/493, K: 2016/1046sayılı kararın; usule ilişkin olarak davanın öncelikle Türkiye Halk Sağlığı Kurumu husumetiyle görülmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu olayda idarenin fiil ve davranışı ile ortaya çıktığı iddia edilen sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir....." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemeleri'nin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, davacı tarafından, 09/07/2014 tarihinde akrep sokması şikayeti ile tedavi maksatlı başvurduğu Alaşehir İlçesi, ..... Kasabası 23 Nolu Aile Hekimliği biriminde görevli hekimin; kendisiyle ilgilenmediği, hiçbir tıbbi müdahalede bulunmadığı, ağrı ve sızı içinde oğlunun araç bulmasını beklediği, araç bulunamayınca motosikletin arkasına bindirilerek perişan bir vaziyette Alaşehir Devlet Hastanesine getirildiği, hastanede ağrı şokuna girerek bayıldığı ileri sürülerek 10.000,00 TL manevi tazminatın 09/07/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, idari dava türleri; iptal, tam yargı ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmış; 14. maddesinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme sırasında ''idari merci tecavüzü'' ve ''husumet'' yönlerinde de inceleneceği ve bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddenin (1-c) bendinde ise, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Aktarılan yasa hükümlerinin, 2577 sayılı Yasada öngörülen idari dava türlerinin tümü bakımından geçerli olduğu, başka bir anlatımla sadece iptal davalarında uygulanacak usul kuralları olmadığı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, tam yargı davalarında, hasım düzeltilerek dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edilmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır.
Ayrıca, tam yargı davasında, yargı yerince davalı konumuna alınan idareye başvuru şartının aranmayacağı da tabiidir. Zira dava açmadan önce ilgili olduğunu düşündüğü idareye başvuran davacının tam yargı davası açmanın ön şartını yerine getirdiğinin kabulü gerekir ki, aksi yorum idari yargılama usulüne özgü hasım düzeltme yolu ve idari davanın bir an önce sonuçlandırılması amacıyla bağdaşmayacaktır.
Diğer taraftan, husumete ilişkin kuralın, idari yargı yerine açılan davalarda davanın doğru idare ile görülmesine yönelik olarak ilk inceleme aşamasında uygulanmasına ilişkin olması nedeniyle ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı bulunması halinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya ilgili mahkemeye gönderilebiliyorsa, "ilk inceleme üzerine karar verilmesini gerektiren bir durumun varlığı halinde bu hususa uyulmadan karar verilmiş olması durumunda da" ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi yolunda karar verilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.
Öte yandan, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde, Sağlık Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan oluştuğu belirtilmiş, ''Altıncı Bölüm'' de bağlı kuruluşlar, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu olarak sayılmış, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 26. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, temel sağlık hizmetlerini yürütmekle görevli, bakanlığa bağlı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu kurulmuştur.'' hükmüne yer verildikten sonra 2. fıkrasının a) bendinde, ''Halk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık için risk oluşturan faktörlerle mücadele etmek'', b) bendinde birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütmek, bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmak Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun görevleri arasında sayılmış, 35. maddesinde, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'nun merkez ve taşra teşkilatından meydana geldiği belirtildikten sonra 3. fıkrada, Bağlı kuruluşlardan Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun taşradaki yönetim görevi halk sağlığı müdürlüklerince yerine getirileceği belirtilmiş, ayrıca Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 5018 sayılı Kanun'un I sayılı cetvelinde Genel Bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 09/07/2014 tarihinde akrep sokması şikayeti ile tedavi maksatlı başvurduğu Alaşehir İlçesi, ..... Kasabası 23 Nolu Aile Hekimliği biriminde görevli hekimin; kendisiyle ilgilenmediği, hiçbir tıbbi müdahalede bulunmadığı, ağrı ve sızı içinde oğlunun araç bulmasını beklediği, araç bulunamayınca motosikletin arkasına bindirilerek perişan bir vaziyette Alaşehir Devlet Hastanesine getirildiği, hastanede ağrı şokuna girerek bayıldığı ileri sürülerek 10.000,00 TL manevi tazminatın 09/07/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Sağlık Bakanlığı'na karşı açılan davada, İdare Mahkemesince 14.07.2015 tarihli ara kararı ile husumetin Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu olarak düzeltildiği ve istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Olayda, davaya konu uyuşmazlığın Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'na bağlı Alaşehir İlçesi, ..... Kasabası 23 Nolu Aile Hekimliği biriminde görevli hekimin davacının zarara uğramasında hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının ortaya konulması, bunun içinde öncelikle halk sağlığı hizmetin yürütülmesinden sorumlu Türkiye Halk Sağlığı Kurumu'nun husumet mevkiine alınarak dosyanın tekemmül ettirilip sonuçlandırılması gerektiğinden bu hususlar dikkate alınmaksızın Kamu Hastaneleri Kurumu husumetiyle görülmek suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Manisa 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 14/11/2016 tarih, E: 2015/493, K: 2016/1046 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda anılan 2577 sayılı Yasanın 45/5 maddesi uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine; Mahkemesinin yeniden vereceği kararda yargılama giderleri yönünden hüküm kurulacağından bu aşamada yargılama giderleri yönünden Dairemizce hüküm kurulmamasına, kesin olarak 29/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)