(2577 S. K. m. 2, 12)
İSTEMİN ÖZETİ: 2010 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuyla bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığının tespiti üzerine ortaklara dağıtıldığı kabul edilen kar payı sebebiyle davacı adına 2011/4. dönem için re'sen salınan gelir(stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; dosyanın incelenmesinden, İzmir Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Başkanlığı'nın 30.12.2014 tarih ve 31861 Sayılı yazısı ekinde yer alan ihbar dilekçesinde, mükellef kurumun satmış olduğu mallar için eksik fatura düzenlediği, nakit satışlarda ise hiç fatura düzenlemediğinin ileri sürüldüğü ve dilekçe ekine sipariş fişleri, cari hesap dökümleri ile ürün fiyat listelerinin eklendiği, bu ihbar üzerine 2010 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 28.05.2015 tarih, 3873/26 Sayılı vergi inceleme raporuyla; sipariş teklif formları ile cari hareket dökümü ve davacı kurumun yasal defter ve belgelerinde yer alan tutarların karşılaştırıldığı ve davacı kurumun 2011 yılında bir kısım hasılatını yasal defterlere kayıt ve verilen beyannamelere dahil etmemek suretiyle dönem kazancını eksik beyan ettiğinin tespit edildiği, davacı şirketin yetkilisi tarafından sipariş/teklif formları ve cari hareket dökümünde yer alan fiyatların doğru olduğu, sadece bu sipariş/teklif formları ve cari hareket dökümünde yer alan fiyatların faturalandırılırken ön muhasebedeki yoğun iş temposu ve sair sebepler sebebiyle personel tarafından sehven yazıldığı yolunda beyanda bulunulduğunun anlaşıldığı, davaya konu olayda, vergi inceleme elamanınca yapılan incelemeler sonucu ihbar dilekçesi ekinde sunulan sipariş teklif formları ve cari hareket dökümü ile yasal defter ve belgelerde yer alan tutarlarla karşılaştırılması sonucu bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı hususunun somut ve hukuken geçerli olarak tespit edilmesi karşısında bu karın fiilen ortaklara dağıtıldığının kabulüyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ancak, davacı şirket adına 2010/9. dönem için kesilen vergi ziyaı cezası 15.12.2010 tarihinde tebliğ edilerek 2011 yılında kesinleştiğinden, davacı hakkında cezanın kesinleştiği 2011 yılını takip eden yıl olan 2012 yılından itibaren tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu ve davaya konu tarhiyatın 2010 yılına dair bulunan matrah dikkate alınarak yapıldığı dolayısıyla vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle %50 oranında arttırılan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın, vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisine dair kısmının reddine, vergi ziyaı cezasının %50 oranında arttırılan kısmının ise kaldırılmasına karar veren İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 14/12/2016 tarih ve E:2015/1693, K:2016/1739 Sayılı kararının; muhbirin verdiği formların şirketle ilgisi olmadığı gibi, sipariş/teklif formlarının kesin olmadığı, sipariş veren kişi ile malın fiyatı, niteliği, teslim tarihi, teslim şekli konusunda mutabakata varılarak irsaliye ve fatura düzenlenerek, fatura ile mal teslimi yapıldığı, davalı İdare tarafından ise, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle %50 oranında artırılan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması ve davacı tarafından davanın kabulüne, davalı İdarece reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafından yasal dayanaktan yoksun bulunan davalı idare isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Davacı tarafından istinaf dilekçesinde, muhbirin verdiği formların şirketle ilgisi olmadığı gibi, sipariş/teklif formlarının kesin olmadığı, sipariş veren kişi ile malın fiyatı, niteliği, teslim tarihi, teslim şekli konusunda mutabakata varılarak irsaliye ve fatura düzenlenerek, faturayla mal teslimi yapıldığı iddia edildiğinden Kurulumuzca verilen 19.4.2017 tarihli E:2017/937 Sayılı ara kararla, davacıdan bu iddialarını ispat edecek her türlü bilgi ve belge istenilmesi üzerine taraflarca ibraz edilen belgelerin incelenmesinden, ileri sürülen iddialar yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusuna konu edilen İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 14/12/2016 gün ve E:2015/1693, K:2016/1739 Sayılı kararın usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 Sayılı Kanunla değişik 45/3. Maddesi uyarınca tarafların istinaf başvurularının reddine, aşağıda dökümü yapılan 112,80 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 31,40 TL maktu karar harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, davalı idare tarafından yapılan 22,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 15.06.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olmak üzere karar verildi. (¤¤)