(2577 S. K. m. 14, 15, 45) (2918 S. K. m. 112) (5326 S. K. m. 3, 19)
İSTEMİN ÖZETİ: Mersin İli Erdemli İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri tarafından 21.03.2016 tarihinde yapılan denetim sırasında yapılan alkol ölçümü sonucunda, davacının alkollü olduğunun tespit edildiğinden bahisle 2918 Sayılı Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca düzenlenen 21.03.2016 tarihli 6 ay süreyle Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağının ve bu sebeple verilen 844,00.-TL idari para cezasına dair 21.03.2016 tarih ve HH 665111 numaralı idari para cezası tutanağının iptali istemiyle açılan davada; davanın reddi yolunda Mersin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/12/2016 günlü, E:2016/1068, K:2016/1858 Sayılı kararın, davacı tarafından, şeker hastası olduğu, hastalığından dolayı alkol kullanmasının mümkün olmadığı, görevli memurlar tarafından alkol ölçümünün yapılması amacıyla bir sağlık kuruluşuna gönderilmek istemesine rağmen talebinin reddedildiği ileri sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusu kapsamında incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yapılan işlemlerin hukuk kuralları çerçevesinde kanun ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
KARAR: Dava, Mersin İli Erdemli İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri tarafından 21.03.2016 tarihinde yapılan denetim sırasında yapılan alkol ölçümü sonucunda, davacının alkollü olduğunun tespit edildiğinden bahisle 2918 Sayılı Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca düzenlenen 21.03.2016 tarihli 6 ay süreyle Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağının ve bu sebeple verilen 844,00.-TL idari para cezasına dair 21.03.2016 tarih ve HH 665111 numaralı idari para cezası tutanağının iptali istemiyle açılmıştır.
Mersin 1. İdare Mahkemesi'nce işin esası incelenerek verilen 22/12/2016 günlü, E:2016/1068, K:2016/1858 Sayılı kararla, 14.02.2016 günü olay yerinde Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince alkolmetre cihazı ile yapılan ölçüm sonucunda 0,66 promil alkollü olduğu tespit edilen davacıya yapılan alkol tespitinin tarih, saat ve ölçüm sonucu ile kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihaz kullanılarak yapıldığı ve tespit edilen alkol miktarının, yukarda yer alan yasa maddesi uyarınca 0.50 promil değerinin üstünde olduğu, alkolmetre çıktısının davacı tarafından itirazsız imzalandığı da görüldüğünden davaya konu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, İdare Mahkemesi'nin kararını istinaf başvurusuna konu etmekte ve kaldırılmasını istemektedir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3. maddesinde dilekçelerin sırasıyla, a) Görev ve yetki, b) İdari Merci Tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği hüküm altına alınmış, 15/1-a maddesinde de; 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun Adli Kovuşturma ve Cezaların Uygulanması başlıklı Dokuzuncu Kısım'a dahil "Bu Kanundaki suçlarla ilgili davalara bakacak mahkemeler ve yetkileri" başlığı altında düzenlenen 112. maddesinin ilk paragrafında; sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması hariç olmak üzere bu Kanundaki hafif para cezasını veya bu kanundaki hafif hapis cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali veya işyerlerinin kapatılması cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara trafik mahkemelerinde, bunların bulunmadığı yerlerde yetki verilen sulh ceza mahkemelerinde bakılacağı ifade edilmiş; böylelikle sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınmasına dair uygulamalar, trafik ve sulh ceza mahkemelerinin görevi dışında tutulmuş iken; 12.7.1013 tarihli 6495 Sayılı Kanun'un 20. maddesiyle yapılan değişiklik ile, maddenin başlığı, "Sürücü belgelerinin geri alınmasında ve iptalinde yetki" şeklinde, madde ise, "Bu Kanunun 6. maddesinde sayılan görevlilerin ve trafik tescil kuruluşlarının yetkilendirildiği haller hariç olmak üzere, sürücü belgelerinin geri alınmasına ve iptaline sulh ceza mahkemeleri karar verir.
Bu Kanunun 51. maddesinin ihlali ve 118. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı "100 ceza puanını doldurmak" eylemi sebebiyle sürücü belgelerinin geri alınmasına yine bu Kanunun 6. maddesinde sayılan görevliler yetkilidir.
Sürücü belgelerinin geçici olarak geri alınması veya iptaline dair verilen kesinleşmiş mahkeme kararı örnekleri, sürücülerin sicillerine işlenmek üzere mahkemelerce ilgili trafik birimlerine gönderilir.
Bu Kanuna göre görülen davalar, diğer kanunlara göre görülen davalarla birleştirilemez.
……. " şeklinde düzenlenmiştir.
5326 Sayılı Kabahatler Kanununun "Saklı tutulan hükümler" başlığını taşıyan 19. maddesi, " (1) Diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için;
a-) Bir meslek ve sanatın yerine getirilmemesi,
b-) İşyerinin kapatılması,
c-) Ruhsat veya ehliyetin geri alınması,
d-) Kara, deniz veya hava nakil aracının trafikten veya seyrüseferden alıkonulması, gibi yaptırımlara dair hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır" şeklinde düzenlenmiştir.
5326 Sayılı Kabahatler Kanununun "Saklı tutulan hükümler" başlığını taşıyan 19. maddesinde, "diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için, ….. ehliyetin geri alınması, ……. gibi yaptırımlara dair hükümler, ilgili kanunlarda bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır" denilerek, ilgili kanununda, bu Kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı tutulan, başka bir deyişle, belirtilen istisnalar içinde sayılan yaptırımlardan biri olan "ehliyetin geri alınması" na dair hükmün, 12/07/2013 tarih ve 6495 Sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 112. maddesinde yapılan değişiklik ile yukarda belirtilen şekilde yeniden düzenlendiği ve bu karara karşı kanun yoluna dair bir düzenlemeye yer verilmediği dikkate alındığında, davanın sürücü belgesi geri alma işlemine yönelik kısmının görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.
Davanın idari para cezası ile ilgili kısmına gelince; sürücü belgesi geri alma işlemine yönelik kısmının görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan, trafik idari para cezası yönünden görevli yargı yerinin belirlenmesinin, sürücü belgesi geri alma işleminden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, trafik idari para cezasının 5326 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda son olarak 12/07/2013 gün ve 6495 Sayılı Kanunla değişiklik yapıldığı, bu haliyle de idari para cezasına karşı kanun yoluna dair bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, Kabahatler Kanununun 5560 Sayılı Kanunla değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna dair hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 Sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, davanın idari para cezası işlemine yönelik kısmının görüm ve çözümünde de adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, adli yargının görevinde bulunan uyuşmazlıkla ilgili davanın, 2577 Sayılı Kanun'un 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan, uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, Mersin 1. İdare Mahkemesi'nce işin esası incelenerek verilen 22/12/2016 günlü, E:2016/1068, K:2016/1858 Sayılı kaldırılmasına, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye iadesine, Mahkemece verilecek kararla istinaf yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 2577 Sayılı Kanun'un 6545 Sayılı Kanunla değişik 45. maddesinin 5. fıkrası gereğince kesin olarak 20/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)