İSTEMİN ÖZETİ: Konya ili Seydişehir ilçesi Özel …… Eğitim Kursu'nda Müdür olarak görev yapan davacı tarafından müdürlük görevine son verilmesine ilişkin 25.03.2010 tarih ve 1844 sayılı davalı Seydişehir Kaymakamlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 10. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 5, 13 ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması üzerine, 12/07/2013 tarih ve 28705 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 22/05/2013 tarih ve E:2013/39, K:2013/65 sayılı kararı ile "İtiraz konusu kural, hizmete devamında 9. maddeye göre sakınca görülmesi durumunda özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin görevine, çalışma iznini veren makam tarafından son verilmesini öngörmektedir. Atıf yapılan 9. maddenin itiraz konusu kuralı ilgilendiren bölümü, söz konusu kişilerin, yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından tabi oldukları kanunları göstermekte olup hizmete devamında sakınca oluşturan eylemleri düzenlememektedir. Bu durumda idarenin, göreve devamında sakınca oluşturan eylemlerin neler olduğunun belirlenmesi hususunda geniş bir takdir yetkisine sahip olacağı açıktır. Bu hâliyle ne tür eylemlerin 9. maddeye göre sakınca oluşturduğunun ilgili kişilerce önceden bilinebilir olduğu söylenemez. Özel öğretim kurumunda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin görevine son verilmesini gerektiren fiillerin tespiti hususunda idareye geniş takdir yetkisi tanıyan itiraz konusu kural, öngörülebilir olmadığı gibi ilgiliye, idarenin keyfi yorum ve uygulamalarına karşı yeterince koruma sağlayacak nitelikte olmadığından hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir." gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunan söz konusu Kanun hükmünün iptaline karar verildiği görüldüğü, bu durumda, Anayasa Mahkemesinin anılan gerekçesi dikkate alındığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren Konya 2. İdare Mahkemesinin 14/12/2016 tarih ve E:2016/683, K:2016/1246 sayılı kararının; davalı vekili tarafından; usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Konya ili Seydişehir İlçesi Özel ....... Eğitim Kursu'nda Müdür olarak görev yapan davacı tarafından müdürlük görevine son verilmesine ilişkin 25/03/2010 tarih ve 1844 sayılı Seydişehir Kaymakamlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdari Yargıda Kanun Yolları 2577 sayılı Kanunun 45 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, tek hakim sınırındaki parasal davalar ile kanunda sayılan bazı dava türlerinde verilen kararlara karşı Bölge İdare Mahkemelerine itiraz yolu, bunun dışındaki dava türlerinde verilen kararlara karşı temyiz yolu açık iken 6245 sayılı kanun ile istinaf yolu benimsenmiş olup kanun yollarında yeni bir uygulamaya gidilmiştir.
Ancak, 6245 sayılı Kanun ile getirilen yeni usulün uygulanma zamanı, geçici 8. madde ile istinaf mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine bağlanmış olup, 20/07/2016 tarihinde istinaf mahkemeleri faaliyete geçmekle, 6245 sayılı Yasa ile getirilen yeni usul hükümleri de bu tarihte uygulamaya konulmuştur. Geçici 8. madde hükmüne göre; bu kanuna idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, bölge idare (istinaf) mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Konya ili Seydişehir ilçesi Özel …….. Eğitim Kursu'nda Müdür olarak görev yapan davacı tarafından müdürlük görevine son verilmesine ilişkin 25.03.2010 tarih ve 1844 sayılı davalı Seydişehir Kaymakamlığı işleminin iptali istemiyle 21/04/2010 tarihinde dava açılmış olup, İdare Mahkemesince 23/03/2011 tarihinde davanın reddi kararı verildiği, temyiz talebi üzerine Danıştay 8. Dairesince 28/03/2016 tarihinde kararın bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyularak 14/12/2016 tarihinde işbu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen yargı düzeni ile ilgili sürecin değerlendirilmesinden, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen kararlarda itiraz-temyiz usulünün, sona verilen kararlarda ise istinaf-temyiz usulünün uygulanacağında tereddüt bulunmamaktadır. Ancak Yasa'da, anılan tarihte, Danıştay'da temyiz aşamasında olup bozma kararı verilerek mahkemesine iade edilen ve mahkemece bozma doğrultusunda verilen kararların hangi usule tabi olacağı konusunda bir açık hükme yer verilmemiştir.
Bu sebeple, bu hususa yorum yoluyla çözüm getirmek gerekmektedir. Bunun için de, Yasa'nın lafzıyla birlikte gayesinin de dikkate alınması gerekmektedir. Yasa lafzında, 20/07/2016 tarihinden önce/sonra verilen kararlar ölçü alınmıştır. Bu bağlamda, bakılan dava ele alınacak olursa, bu ihtilafta, ihtilafla ilgili mahkemece verilen ilk kararın esas alınması gerekir. Çünkü, ilk karardan sonra, kanun yolu olarak Danıştay'ca temyiz incelemesi yapılmış ve bozma kararı verilerek dosya mahkemeye iade edilmiş olup, mahkemece bozma üzerine bir karar verilmiştir. Bu karar bozmaya uyma olabileceği gibi ısrar kararı da olabilir. Dolayısıyla ihtilafla ilgili ilk kez verilen yeni bir karar söz konusu değildir. Aksi takdirde, Danıştay'ın bozma kararı gereklerine uyulup, uyulmadığının istinaf merciine denetlettirilmesi gibi, sistemle bağdaşmayan bir sonuç da ortaya çıkar ki bu yasanın gayesiyle bağdaşmaz. Bu sebeple, mahkemece ilk kez karar verildiği tarihte geçerli olan kanun yollarının anılan dosyada verilen karar kesinleşinceye kadar geçerli olması gerekir. Bu sonuç, taraflar yönünden usulü kazanılmış hakkın da gereğidir.
Nitekim bakılan ihtilafta, istinaf yoluna başvurulan karar 20/07/2016 tarihinden sonra verilmiş olmakla birlikte, bu karar ihtilaf hakkında ilk kez verilen karar olmayıp temyizen Danıştay’ca verilen bozma kararı üzerine verilen karar olduğundan, 6245 sayılı Yasadan önceki kanun yolları usulüne tabi olacağından temyizen Danıştay’ca incelenip karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinafın görev yönünden reddine, dava dosyasının Danıştay'a gönderilmek üzere Mahkemesi'ne iadesine, 16.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)