(2709 S. K. m. 125) (4458 S. K. m. 211, 242)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı firma adına tescilli 09.05.2014 tarih ve IM043222 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya için Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın gözetim uygulamasına ilişkin tebliğinde belirtilen kıymetin esas alınması neticesinde fazladan tahakkuk ve tahsil edildiğini ileri sürdüğü gümrük vergisi ve katma değer vergisinin kaldırılması ve tecil faizi ile iadesi istemi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın reddine dair 10.02.2016 tarih ve 13738481 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı şirketin gümrük beyannamesi ile beyan ettiği kıymetin fazla olduğunu iddia ettiği, mezkur beyannamede bir ihtirazi kaydın mevcut olmadığı ve 2011/1 sayılı genelge hükümlerine göre işlemler yapıldıktan sonra beyannamenin tescil edildiği, yani gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten itibaren üç yıllık süre içerisinde Gümrük Kanunu'nun 211. maddesine göre geri verme talebinde bulunulduğu, bu istemin 18/12/2015 tarihinde zımnen reddi üzerine davacının İzmir 2. Vergi Mahkemesinin E:2015/1950 sayılı dosyasında dava açtığı, mahkemenin merciine tevdi kararı vermesi üzerine, davalı idarenin idari itirazı reddetmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, maddi olayın ve hukuki durumun tanımlanması uyuşmazlığın çözümü açısından şart olduğu, olayda bir ek tahakkuk bulunmadığının sabit ve ihtilafsız olduğu, ancak ihtirazi kayıt konulmak suretiyle verilen beyannameye veya ihtirazi kayıt konulmadan verilen beyannameye dayanılarak tahakkuk ettirilen vergilere karşı, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesine göre söz konusu vergilerin yükümlüye tebliğ edildiği tarihten itibaren ilgilinin üç yıl içinde gümrük idaresine müracaat ile kanunen ödememeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu veya kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirildiği iddiasıyla başvuru yapabileceği ve bunun reddi üzerine idari itiraz yoluna gidilmesi mümkün olduğu, dava konusu olayda, itiraz dilekçesinde belirtilen birim kıymetinin ihracatçıya ödenen gerçek kıymet olmadığı yönünde yapılmış bir saptama bulunmadığı, ihtilafın, kayda (gözetime) tabi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eşyanın, salt bu nedenle yüksek beyan edilen birim kıymete göre hesaplanan fazla vergi ile fonun yasaya uyarlık arz edip etmediği noktasına ilişkin olduğu, beyan edilen eşya için Tebliğde belirtilen kıymetlerin, eşyanın Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı gibi, böyle bir durumda, belirtilen kıymetin esas alınması suretiyle ek tahakkuk yapılmasını öngören herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla gözetim uygulaması ile ilgili olarak belge aranmaması için eşyanın bedeli yükseltilerek beyan edilen kıymetin, Gümrük Kanununda yer alan düzenlemelere göre gümrük kıymeti olarak alınacak gerçek satış bedeli olmadığı, ortada kanunen ödenmesi gereken herhangi bir vergi bulunmadığından gözetim önlemlerinin yanlış algılanması suretiyle fazladan tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen vergilerin iadesi istemini reddeden Bölge Müdürlüğü işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davalı idarece davacı şirketin kanuna karşı hile yaptığı ileri sürülmekte olup, Mahkeme kararına göre davacı şirketin söz konusu ithalata ilişkin CİF bedeli 2013/9 sayılı tebliğ hükümlerine göre yeni bir kayıt belgesi ibrazını yahut elektronik ortamdaki kaydın ithalatçı tarafından ilgili gümrük idaresine sunulmasını gerektirmesi halinde bu yükümlülüklerin davacıdan istenebileceği, ayrıca, davalı idarece kanuna karşı hile yaptığı düşünülen firmaların CİF kıymetinde fatura tutarı ile yurtdışı gider arasında bariz farklılıklar olduğunun görülmesi halinde ilgili firmalardan yurtdışı giderlere ilişkin belgeler istenilerek, sadece belgelendirilen giderlerin kabulü suretiyle yeni bir kayıt belgesi istenilerek gerçeğe aykırı fazladan beyanda bulunulmasının önüne geçilebileceği, hukuka aykırı olduğu tespit edilen ve davacı tarafından ödenen verginin, davacının talebi doğrultusunda ödendiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işletilecek 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faizi ile birlikte davacıya iadesine ilişkin olarak İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 14/11/2016 gün ve E:2016/586, K:2016/1363 sayılı kararın; davacı şirket adına tescilli 09.05.2014 tarih ve IM043222 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyaya ilişkin olarak fazladan ödenen gümrük vergisi ile katma değer vergisinin iadesine yönelik olarak, itiraz konusu olabilecek herhangi bir ek tahakkuk yapılmadığı, davacı şirketin tamamen kendi insiyatifiyle ek beyanda bulunduğu ve gümrük işlemlerinin davacı şirketin beyanı üzerine yapıldığı, beyan edilen matrahlar üzerinden yapılan tarhiyatlara karşı dava açılamayacağı, 4458 sayılı Kanunda, vergilerin geri verilmesinde idarece belli bir zamandan önce faiz ödenmeyeceği yönünde amir hüküm bulunması karşısında davacının faiz talebinin reddi gerektiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket adına tescilli 09.05.2014 tarih ve IM043222 ayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya için Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın gözetim uygulamasına ilişkin tebliğinde belirtilen kıymetin esas alınması neticesinde fazladan tahakkuk ve tahsil edildiğini ileri sürdüğü gümrük vergisi ve katma değer vergisinin kaldırılması ve tecil faiziyle iadesi isteminin reddi üzerine 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın reddine dair 10.02.2016 tarih ve 13738481 sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmış olup; İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce davanın kabulüne, dava konusu işlem iptal edilerek fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle davacı şirkete iadesine karar verilmesi üzerine, karara yönelik olarak istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 14/11/2016 gün ve E:2016/586, K:2016/1363 sayılı kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı, usul ve yasaya uygun olup, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle iadesi kısmına gelince;
Anayasanın 125'inci maddesinin 1'inci fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu; son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, "idarenin sorumluluğu" ile ilgili kurallarla sağlanır. Esasen, idari yargının varlık nedenlerinden biri de budur. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmesi yukarıda açıklanan Anayasa kuralının ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Hukuka aykırı işlem nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla talep edilen faiz, kişinin nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeniyle, zarara uğramamak amacıyla karşı taraftan istemeye hakkı olduğu bir karşılık olup, hukuk devletinde, bir zararın faiz adı altında ödenecek tutarla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması düşünülemez. Aksine anlayış, Anayasanın 125'inci maddesinin son fıkrasında yer alan "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" hükmü ile bağdaştırılamaz.
Yargı kararıyla kaldırılan vergilendirmeler nedeniyle tahsil edilmiş tutarların ilgililere iadesi sırasında, tahsil tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre için tasarrufundan yoksun bırakılmaktan dolayı iadenin hangi oranda faiz eklenerek yapılması gerektiği konusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununda ve 6183 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28'inci maddesinin 6'ncı fıkrasında ise, vergi davalarında kararın idareye tebliğinden itibaren infazın gecikmesi sebebiyle idarece kanuni gecikme faizi ödeneceği düzenlenmek suretiyle kanuni faiz uygulaması, kararın verilip idareye tebliğinden sonraki zaman dilimine özgülenmiştir.
Bu durumda, haksız yere fazladan alınan vergi ve harç nedeniyle yoksun kalınan tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren, Danıştay'ın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak ilgilisine ödenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple, davacı şirketin, fazladan ödediği vergilerin 6183 sayılı Kanunda düzenlenmiş tecil faizi ile iadesine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, faiz isteminin kısmen reddine karar verilmesi; bu bağlamda, kararın faize ilişkin kısmının kısmen kaldırılması gerekmektedir.
Açıklanan nedenle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, kararın dava konusu işlemin iptali kısmına yönelik başvurunun reddine, ödenen vergilerin tecil faiziyle iadesi kısmına yönelik başvurunun ise kabulüne, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 14/11/2016 gün ve E:2016/586, K:2016/1363 sayılı kararın faize ilişkin kısmının kaldırılmasına ve ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, faiz isteminin yasal faizi aşan kısmının reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye, aşağıda ayrıntıları yazılı dava aşamasında yapılan 141,40-TL yargılama gideri ile 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, istinaf aşamasına ait 20,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 31,40-TL maktu karar harcının bağlı bulunduğu vergi dairesince davacıdan tahsili için mahkemesince müzekkere yazılmasına, yatırılan posta gideri avanslarından artan miktarların mahkemesince HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıranlara iadesine, kesin olarak 28.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)