(2577 S. K. m. 45) (4458 S. K. m. 242)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin ihtirazi kayıtla verdiği 25/12/2015-IM225432 ve 30/12/2015-IM228629 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamelerinde "navlun farkı" adı altında fazla matrah beyan ettikleri, 25/12/2015-IM225432 sayılı beyannamedeki navlun farkı üzerinden tahakkuk eden 1789,29 TL gümrük vergisi, 5957,65 TL ilave gümrük vergisi, 5385,00 TL katma değer vergisi, 30/12/2015-IM228629 sayılı beyanname üzerinden tahakkuk eden 4326,84 TL gümrük vergisi, 14.422,81 TL ilave gümrük vergisi, 13.038,20 TL katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle davalı idareye yaptıkları başvurunun reddi işlemi ile İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğüne yaptıkları itiraz başvurusunun süre aşımından reddi işleminin iptali ve fazladan ödenen vergilerin iadesi istemiyle açılan davada; navlun ücretinin liste fiyatı üzerinden belirlendiği anlaşılmakta olup, taşıma hizmet bedelinin taşımacılık firmaları arasındaki rekabet, müşteri ile olan ticari ilişkinin kapsamı, nakliyenin yapıldığı dönem gibi nedenlerle farklılık gösterebileceği, bu durumda tek ve sabit bir fiyatın geçerli olamayacağı, faturada yer alan navlun ücretinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin tespitlerin de liste fiyatları üzerinden değil, kıymet araştırmaları suretiyle yapılabileceği, nitekim İstanbul Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünce yazılan 11/4/2010 tarih ve 21373 sayılı görüş yazısında da, "konşimentodaki navlun ücretinin gerçekten ödenen veya ödenecek olan ücret olup olmadığı hususunda çelişkiler bulunduğu, bu nedenle taşıyıcı firmaların da görüşünün alınmasının uygun olacağının belirtildiği, bunun üzerine konunun ....., ....., ve ..... Havayollarına sorulduğu, alınan cevapta taşımaya esas ücretlerin IATA (Uluslar arası Hava Taşımacılar Birliği) belirlediği ücretler olmadığı, kargolarla ilgili olarak kesilen navlun faturası karşılığı ücretler olduğu, yoğun rekabet nedeniyle ana konşimentolardaki gösterilen ücretlerin kullanılmadığının belirtildiği, bu hususta oluşan ihtilaflarda ana konşimentolardaki kıymete göre işlem yapılmakla birlikte gerçekte ödenen navlun ücretinin alınması gerektiği düşünülmekte" olduğu, liste fiyatı üzerinden tespit edilerek konşimentoda yer verilen navlun ücretinin gerçek bedel olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınarak, faturada yer alan navlun ücreti ile konşimentoda yer alan navlun ücreti arasındaki farka tekabül eden ve davacı tarafından "navlun farkı" olarak adlandırılan matrah farkı üzerinden tahakkuk eden vergilerde hukuka uyarlık görülmediği, tebliğe ilişkin uyuşmazlığa ilişkinse; tebliğ yapılan kişinin davacının çalışanı olmadığı ve davacının işyerinde bulunmadığı gibi, verilen vekaletnamede de tebliğ almaya ehil kılınmadığı, "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." hükmü uyarınca itiraz talebinin incelenmeksizin reddi işleminde de hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptal eden fazladan ödenen tutarların iadesine hükmeden İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 17/07/2018 gün ve E:2016/2402; K:2017/1504 sayılı kararının; konşimentoda yer alan taşıma ücreti ile beyanname eki faturada yer alan navlun ücretinin farklılık arz ettiği, buradan da taşıma ücretinin bir kısmının satıcı tarafından ödendiği ve alıcıya yansıtılmadığının anlaşıldığı, ancak bu ücretin satıcı tarafından ödense dahi eşya kıymetine dahil olacağı, yapılan tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca tebligatın yapıldığı ……'a davacı şirket tarafından verilmiş vekaletname bulunduğu ve tebligatın usulsüz olmadığı iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacı adına tescilli beyanname kapsamında ithal edilen eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük vergisi, ilave gümrük vergisi ve katma değer vergisine vaki itirazın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada işlemi iptal eden ödenen vergilerin iadesine hükmeden Mahkeme kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen gümrük vergisi, ilave gümrük vergisi ve katma değer vergisine vaki itirazın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Mahkemece, itirazın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin işlemde isabet bulunmadığı belirtilerek işlemin iptal edildiği, ayrıca, işin esasının değerlendirilmesi suretiyle tahakkukların iptal edilerek ödenen tutarların iadesine hükmedildiği anlaşılmıştır.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının işlemin iptaline dair fıkrasına yönelik istinaf istemi yönünden:
4458 sayılı Gümrük Kanununun 242'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itirazda bulunabilecekleri; 4üncü fıkrasında, itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurabileceği hükme bağlanmıştır
Yapılan itirazın, yukarıda yer verilen maddede öngörülen süre içerisinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, itiraza konu ek tahakkukun hukuka uygunluğunun dava yoluyla denetlenmesi olanağını ortadan kaldıran, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem tesisidir. Olayda da, dava konusu olan nihai işlem davalı İdarece bu yolda tesis edilen işlemdir. Bu işlem, İdarece geri alınmak veya idari yargı yerince iptal edilmek suretiyle, hukuk düzeninden kaldırılmadıkça, idari prosedürün yeniden işletilmesi ve idari dava hakkının kullanılması olanaklı değildir. Bu bakımdan; itirazın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre karar vermesi gereken idari yargı yerinin, maddi olayın ve hukuki durumun yanlış değerlendirilmesi suretiyle işin esasını incelemesi ve bu incelemenin sonucuna göre karar vermesinde, Yargılama Hukukuna uyarlık görülmemiştir. Ancak Mahkemece, ayrıca, başvurunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin işleminde hukuka aykırı olup olmadığı değerlendirilmiş ve tebligatın usulüne uygun olmadığı itirazın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu saptanmıştır. Mahkemece yapılan bu tespit yerinde olduğundan istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar başvurunun süre aşımı nedeniyle reddi yolunda tesis edilen işlemin iptali yolunda verilen ve sonucu itibarıyla yerinde olan kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının ödenen vergilerin iadesine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf istemine gelince:
İhtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen vergilere vaki itirazın esası hakkında idarece verilmiş bir karar bulunmadığından, ödenen tutarlarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin incelenmeksizin reddi gerekmektedir. Bu bakımdan, ödenen tutarların yasal faiziyle iadesine hükmeden Mahkeme kararının anılan hüküm fıkrasında hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf isteminin kısmen kabulüne, İstanbul 14. Vergi Mahkemesi'nin 17/07/2017 gün ve E:2016/2402; K:2017/1504 sayılı kararının, ödenen vergilerin iadesine hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına; ödenen vergilerinin iadesi isteminin incelenmeksizin reddine; işlemin iptaline dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf isteminin reddine anılan hüküm fıkrasının gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmesine, dava kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesine göre aşağıda dökümü yapılan ve dava ve istinaf aşamasında karşılanan 179,00-TL yargılama giderlerinden takdir olunan 89,50-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.210,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; yargılama giderinin idarece istinaf aşamasında karşılanan 65,50-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 24 -TL yargılama giderinin davalı idarece davacıya ödenmesine, Mahkemece dava aşamasında davacı vekili lehine vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğinden davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına; davacıdan 35,90-TL karar harcı alınması için İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, gider avansının artan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 13.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)