(2577 S. K. m. 54, Geç m. 8) (213 S. K. m. 94) (6183 S. K. m. 3, 35) (492 S. K. m. 13)
İSTEMİN ÖZETİ: …… Petrol Ürünleri Gıda Restoran Tarım Ürünleri Turizm Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2006 yılının değişik dönemlerine ait gelir stopaj ve katma değer vergileri ve vergi zıyaı ve özel usulsüzlük cezaları ile gecikme faizi borçlarının tahsili amacıyla şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenerek tebliğ edilen 22.4.2015 tarih ve 2015...9, 10 ve 11 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; 2015...9 takip numaralı ödeme emrine konu alacağın tahsil zaman aşımına uğradığı; 2015...10 ve 11 takip numaralı ödeme emirlerine konu alacağa ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin temsilcinin ikametgâh adresinde kardeşine tebliğ edilmesinin tebligat usulüne uygun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptali yolunda verilen Antalya 1. Vergi Mahkemesinin 8.4.2016 gün ve E:2015/670; K:2016/456 sayılı kararının onanmasına dair Dairemizin 2.3.2017 gün ve E:2016/109; K:2017/229 sayılı kararının; davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Bölge İdare Mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, Dairemizin düzeltilmesi istenilen 2.3.2017 gün ve E:2016/109; K:2017/229 sayılı kararının, mahkeme kararının 22.4.2015 tarih ve 2015...9 takip numaralı ödeme emrinin iptali yolundaki hüküm fıkrasının onanmasına dair hüküm fıkrasına ilişkin olarak kararın düzeltilmesine dair dilekçede ileri sürülen nedenlerin ise bunlardan hiçbirine uymaması karşısında, anılan hüküm fıkrasına ilişkin olarak kararın düzeltilmesi istemi yerinde bulunmamıştır.
22.4.2015 tarih ve 2015...10 ve 11 takip numaralı ödeme emirlerine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Tebliğ yapılacak kimseler" başlıklı 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde, bunları idare edenlere veya temsilcilerine, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hükme göre; tüzel kişilere yapılacak tebligatlarda, tebligatın muhatabı tüzel kişilerin kanuni temsilcileri olduğundan, tüzel kişilere yapılacak tebligatın tüzel kişilerin adreslerinde veya ikametgâh adreslerinde öncelikle kanuni temsilcilerine yapılması gerekiyor ise de, bunların bulunmaması halinde tüzel kişilerin adreslerinde bulunan memur ya da müstahdemlerden birine yapılabileceği gibi kanuni temsilcilerin ikametgâh adreslerinde bulunanlardan birine yapılması da mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenerek tebliğ edilen 2015...10 ve 11 takip numaralı ödeme emirlerinin, konusu olan alacak nedeniyle asıl borçlu olan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde birlikte oturan kardeşine tebliğinin, tebligat usulüne uygun bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmıştır.
Oysa; kanuni temsilcinin tebligat anında ikametgâh adresinde bulunmaması nedeniyle adreste bulunan kişiye yapılan tebligatta, 213 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 94. maddesi hükmünde öngörülen tebligat usulüne aykırılık bulunmadığından, mahkeme kararının 2015...10 ve 11 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali yolundaki hüküm fıkrasının gerekçesi isabetli görülmemiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları hükme bağlanmış olup; bu hükme göre; limited şirketlerin kamu borçları nedeniyle sorumluluğuna başvurulan kişilerin borçların ilişkin olduğu dönemde şirket ortağı olmaları gerekmektedir.
Anılan maddede geçen tahsil edilemeyen amme alacağı terimi ile tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin tanımı ise Kanunun 3. maddesinde yapılmış; aynı Kanunun İkinci Kısmının İkinci Bölümünde, menkul malların, Üçüncü Bölümünde ise gayrimenkul malların haczine ve satışına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre; haklarında usulüne uygun olarak yapılan takip sonucunda mal varlıklarının bulunmadığının tespit edilmesi halinde limited şirketlerin kamu borçları nedeniyle ortaklarının sorumluluğuna gidilmesi mümkündür.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Antalya 3. Noterliğince onaylanan 26.9.2006 gün ve 23213 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile şirketteki hisselerini devrettiği anlaşılmış olup, hisselerini devrettiği tarih itibarıyla şirketle hukuki bağı kalmadığından, davacının ortaklık sıfatının hisse devir tarihi olan 26.9.2006 tarihinde sona erdiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda, adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğinden sonra yapılan araştırma sonucunda mal varlığının da bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında, kamu alacağının asıl borçlu olan şirketten tahsil edilemediği açık olduğundan, şirketin ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen 22.4.2015 tarih ve 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin 26.9.2006 tarihinden önce doğan katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık bulunmamış olup, mahkeme kararının 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin anılan kısımlarının iptali yolundaki hüküm fıkrasında isabet görülmemiştir.
Ancak; ortaklığın sona erdiği tarihten sonra doğan borçlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından, 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin 26.9.2006 tarihinden sonra doğan katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımları ile beyanname verilmesi gereken dönemde ortak olmadığından 2015...10 takip numaralı ödeme emrinde hukuka uyarlık; mahkeme kararının 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin belirtilen kısımları ile 2015...10 takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizin kararının 22.4.2015 tarih ve 2015...9 takip numaralı ödeme emrine dair hüküm fıkrasına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin reddine; Dairemizin kararının 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin 26.9.2006 tarihinden sonra doğan katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımları ile 2015...10 takip numaralı ödeme emrine dair hüküm fıkrasına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine; Dairemizin kararının 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin 26.9.2006 tarihinden önce doğan katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımlarına dair hüküm fıkrasına yönelik kararın düzeltilmesi isteminin ise kabulüne ve 2015...11 takip numaralı ödeme emrinin 26.9.2006 tarihinden önce doğan katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımları yönünden davanın reddine; davanın tüm aşamalarında taraflarca yapılan yargılama giderleri ve tarafların haklılık oranları dikkate alınarak aşağıda dökümü gösterilen, davacı tarafından yapılan 128,70 Türk lirası yargılama giderlerinin 68,70 Türk lirası kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 60,00 Türk lirası kısmının ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; itiraz ve karar düzeltme aşamalarında davalı idare tarafından yapılan 138,60 Türk lirası yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı idare lehine takdir edilen 1.210,00 Türk lirası vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine; 35,90 Türk lirası maktu karar harcı ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınmayan 84,50 Türk lirası itiraz başvuru harcının haklılık oranına göre 34,50 Türk lirası kısmının 492 sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesinin (j) bendinin parantez içi hükmü uyarınca davacıdan alınmasına; posta gideri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 28.03.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Bölge İdare Mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin varlığı halinde mümkün olup, kararın düzeltilmesine ilişkin dilekçede ileri sürülen nedenlerin ise bunlardan hiçbirine uymaması karşısında, yerinde olmayan kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyorum. (¤¤)