(2577 S. K. m. 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının kullandığı ... plakalı aracın 23.09.2013 günlü saat 01.26'da durdurularak alkolmetre ile yapılan alkol kontrolünde 4,25 promil alkollü olarak araç kullandığının tespit edildiği iddiasıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 23.09.2013 günlü ve 252381 sayılı işlemin İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21.03.2014 günlü ve E:2013/2012, K:2014/482 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 10.000.- lira maddi ve 15.000.- lira manevi zararın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının alkollü olarak araç kullanıp kullanmadığı hususunun tespitinde farklı değerlendirme metodları kullanılarak farklı sonuçlara ulaşılmış ise de, idarenin kendi elinde bulunan verilerle ulaştığı sonuca göre mevzuatı uygulamasından dolayı tesis ettiği işlem nedeniyle tazminatla sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, davacının manevi tazminat istemine gelince; manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan, hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi gerekmekte olup, dava konusu olayda bu hususlar gerçekleşmediğinden manevi tazminata hükmedilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/12/2016 tarih ve E:2016/283, K:2016/2049 sayılı kararın; davacı tarafından, tazminat davası öncesi verilen iptal kararında, idarenin sürücü belgesinin geri alınması ve idari para cezası verilmesine dair işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığının açık bir şekilde belirtildiği, alkollü araç kullanılıp kullanılmadığıyla alakalı idarece farklı metodlar kullanılsa da; bu metotların kesin bir doğruluk içermesini sağlayacak şekilde seçilmesinden, ölçüm yapılan cihazların kontrolünden ve sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde ortaya çıkacak maddi ve manevi zararlardan sorumlu olacağı iddialarıyla yapılan kararın kaldırılması ve talep edilen tazminat miktarına hükmedilmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 19.maddesi ile değişik 45. maddesinin 3.fıkrasında; "Bölge İdare Mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu mahkeme kararı hukuka uygun bulunduğundan ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 118,70-TL istinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına ve artan posta avansının ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin (6) bendi uyarınca kesin olarak, 10/05/2017 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; davacının kullandığı ... plakalı aracın 23.09.2013 günlü saat 01.26'da durdurularak alkolmetre ile yapılan alkol kontrolünde 4,25 promil alkollü olarak araç kullandığının tespit edildiği iddiasıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınmasına ilişkin 23.09.2013 günlü ve 252381 sayılı işlemin İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21.03.2014 günlü ve E:2013/2012, K:2014/482 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, söz konusu işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 10.000.- lira maddi ve 15.000.- lira manevi zararın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; davacının alkollü olarak araç kullanıp kullanmadığı hususunun tespitinde farklı değerlendirme metodları kullanılarak farklı sonuçlara ulaşılmış ise de, idarenin kendi elinde bulunan verilerle ulaştığı sonuca göre mevzuatı uygulamasından dolayı tesis ettiği işlem nedeniyle tazminatla sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, davacının manevi tazminat istemine gelince; manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracı olduğundan, hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi gerekmekte olup, dava konusu olayda bu hususlar gerçekleşmediğinden manevi tazminata hükmedilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının sonucuna katılmakla birlikte, davacının iptal edilen işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın karşılığı olan tazminat isteminin haklılığını ortaya koyan, yaptığı harcamalara ilişkin harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından maddi tazminat isteminin reddedilmesi, manevi tazminat isteminin de, etnik kökeninin "roman" olması nedeniyle trafik polis memurlarınca ayrımcılık yapıldığı iddiasına dayanmakta ise de; polis memurlarının davacının etnik kökenini denetim anında öğrenmelerini ve bu husus nedeniyle davacıya ayrımcılık yaptıklarına dair Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca da "suç" oluşturan bu davranışlarının soyut bir iddia olması, bu anlamda polislerle ilgili adli ve idari soruşturma açılması için bu güne kadar bir adım atılarak bir netice alınmamış olması, davacının etnik ve inanç dünyasındaki bu kişisel zenginliğinin ayrımcı uygulamaya tabi tutularak üzüntü yaşaması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın soyut iddialar düzeyinde kalması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine dair karara gerekçe yönünden karşıyım. (¤¤)