İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2010 yılında ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan ve bu faaliyeti nedeniyle elde ettiği gelirleri beyan etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen 2010/1-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığı buradan da ikrazatçılık faaliyetinin mutad meslek halinde yapıldığı, faizin de ikraz işleminin yapıldığı anda ve hesaben elde edildiği kabul edilerek ikrazatçılık (faiz) geliri hesaplanarak yetersiz ve eksik incelemeyle, varsayıma dayalı olarak davacı adına yapılan dava konusu tarhiyatlarda hukuki ve yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne ilişkin Hatay 1.Vergi Mahkemesi'nin 18/01/2017 tarih ve E:2015/1124 esas, K:2017/72 Karar sayılı kararının; davacı hakkındaki tespitlerin davacının ikrazatçılık yaptığını somut biçimde ortaya koyduğu iddia edilerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nin 18.1.2017 tarih ve E:2015/1124 K:2017/72 sayılı kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nce istinafa konu kararda "yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığı buradan da ikrazatçılık faaliyetinin mutad meslek halinde yapıldığı, faizin de ikraz işleminin yapıldığı anda ve hesaben elde edildiği kabul edilerek ikrazatçılık (faiz) geliri hesaplanarak yetersiz ve eksik incelemeyle, varsayıma dayalı olarak davacı adına yapılan dava konusu tarhiyatlarda hukuki ve yasal isabet bulunmadığı, keza mahsup süresi geçmiş olduğu halde geçici vergi aslı için yapılan tarhiyatta da yasal isabet bulunmadığı" gerekçesiyle davanın kabulü yönünde karar verilmiştir.
Dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı olan vergi tekniği raporunda özetle; davacı tarafından ilgili dönemde iletişim, bilişim ve aracılık faaliyeti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirildiği, davacının 2010 yılında kontör alış ve satışı yaptığı mükelleflerin önemli bir kısmı hakkında pos tefeciliği ve sahte belge düzenleme yönünde raporlar düzenlendiği, bazı mükelleflerden hem kontör faturası aldığı, hem de söz konusu mükelleflere kontör faturası düzenlediği, davacının kontör ana bayii olmamasına rağmen çok yüksek tutarlarda kontör alışı ve satışı beyan ettiği, davacı hakkında 2009 yılı için de pos tefecilik faaliyeti nedeniyle vergi tekniği raporu düzenlendiği yönünde yapılan tespit ve belirlemelerin ardından mükellef tarafından pos cihazlarının amacı dışında kullanıldığı, pos cihazından gerçekleştirilen işlemlerin gerçek olmadığı, kontör alım-satımlarının sahte faturalar ile belgelendirilerek gerçekte kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle borç para verme işlerine aracılık ettiği, dolayısıyla kontör satışı faaliyeti adı altında yapılan faaliyetinin tefecilik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, buradan da bu sektöre ilişkin olarak yapılan diğer incelemelerde belirlendiği üzere komisyon gelirinin net %2 oranında olduğu kabul edilerek banka ve sigorta muameleleri vergisi ve vergilendirilmesi gereken safi kazanç tutarlarının hesaplandığı görülmüştür.
Her ne kadar, kart sahiplerinin ifadelerinin alınması yönünden araştırma yapılmamış ise de, bu hususun tek başına incelemeyi sakatlayacak bir yönünün bulunmaması ve diğer tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu davacının kredi kartları ile çekim yapmak suretiyle ikrazatçıık yaptığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının ikrazatçılık yaptığının somut bir biçimde tespit edilmediği gerekçesiyle verilen istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması gerekmektedir.
Buna göre yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca davacının ikrazatçılık yaptığının sabit oluşu ve bu faaliyetinden elde ettiği geliri gizlediği sabit olduğundan dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık, geçici verginin peşin alınan bir vergi olması ve mahsup niteliğinin bulunması nedeniyle Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği hakkaniyet uyarınca tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiğinden geçici vergisi aslının bir katını aşan vergi ziyaı cezasında ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Hatay 1. Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının geçici vergi aslının bir katına isabet eden kısımları yönünden davanın reddine, geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının vergi aslının bir katını aşan kısmının yönünden davanın kabulü ile bu kısmın terkinine, aşağıda dökümü yapılan 109,80 TL yargılama giderinin davada haklılık oranına göre takdiren 22,00 TL'lik kısmının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılıp aşağıda dökümü gösterilen 57,30 TL istinaf yargılama giderinin davada hak1ılık oranına göre takdiren 42,00 TL'lik kısmının davacı tarafından davalı idareye verilmesine, kalan tutarın davalı idare üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00 TL vekalet ücretinin taraflarca karşılıklı olarak birbirlerine ödenmesine, 31,40 TL'den az olmamak üzere reddine hükmedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak karar harcının davalı idare tarafından davacıdan tahsiline, artan posta avansının Mahkemesince ilgili tarafa iadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)