(3194 S. K. m. 5, 18) (4562 S. K. m. 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Tekirdağ ili, Ergene ilçesi, … Organize Sanayi Bölgesi sınırları içinde kalan 215 ada 2 no.lu parselin maliki olan davacı tarafından, parseli kapsayan alanda yapılan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 16.04.2014 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planı, 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planı ile 27.10.2014 tarihinde onaylanan … Organize Sanayi Bölgesine ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.madde uygulamasına ilişkin parselasyon işleminin maliki olduğu parsel yönünden iptali istemiyle açılan davada, "....davacıya ait parselin teknik altyapı alanı olarak ayrılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, bu yönüyle davacıya ait parsel açısından yeni bir 1/5000, 1/1000 ölçekli plan değişikliği ile bu yeni plan değişikliklerine göre de parselasyon işlemi yapılması gerektiğinden, dava konusu 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planı, 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planı ile 27.10.2014 tarihinde onaylanan … Organize Sanayi Bölgesine ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18.madde uygulamasına ilişkin parselasyon işleminin de davacının maliki olduğu parsel yönünden imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri, planlama ve uygulama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı."gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 20/12/2016 tarih ve E:2015/917, K:2016/1259sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, 1994 ve 2005 yıllarında parsel malikinin hazırlattığı imar uygulaması sonucu sanayi alanı olarak düzenlenen kısmın arsaya çevrilerek sanayi arsası olarak tescil edildiği, belediye hizmet alanı olarak ayrılan alanın mülkiyetinin ise parsel malikinde kalmakla birlikte belediye hizmet alanı olarak tapuya tescil edildiği, daha sonra OSB alanlarında belediye hizmet alanının karşılığı olmadığı için "teknik alt yapı" alanı olarak planlara işlendiği iddiasıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
4562 Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4. maddesinde, "OSB sınırları içerisinde yapılacak mevzii imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlığın onayına sunularak İl İdare Kurulu kararı ile yürürlüğe girer. Onaylı OSB imar planları ilgili kurumlara bilgi için gönderilir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, 4562 sayılı kanunla organize sanayi bölgesinin (OSB) sınırları içerisinde yapılacak planların ilgili OSB tarafından hazırlanarak, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın onayına sunulacağı, akabinde anılan planın il idare kurulu kararı ile tekemmül ederek yürürlüğe gireceği belirtilerek OSB sınırları içerisinde plan yapımı hususunda özel bir yetki kuralının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunun 5.maddesinde nazım imar planı, varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Bakılan davada, istinafa konu mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda özetle; "Taşınmazın kısmen sanayi alanında az bir kısmının da 15 m genişlikte trafik yolunda kalmasının yukarıda yapılan açıklama ve gerekçeler çerçevesinde plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olduğu, ancak taşınmazın kısmen TAY teknik altyapı alanında kalmasının yukarıda yapılan açıklama ve gerekçeler çerçevesinde plan yapım yöntem ve tekniklerine uygun olmadığı, yapılan 18. Madde uygulamasında düzenleme sahası tespiti, parsel oluşumları, DOP oranları mevzuata uyarsız olmadığı, ancak paylı mülkiyet ilişkisi yaratılmış olması, paylı mülkiyet oluşturulmadan mülkiyetin özgünleştirilmesine yönelik mevzuatta kesilemeyen Dop miktarının dönüştürülme işleminin bulunmasına rağmen, bu yolun uygulanmamış olması nedeniyle yönetmeliğin 10. Maddesi açısından uygun olmayan bir işlem olduğu" görüşlerine yer verilmiştir.
Dava konusu edilen işlemlerden, parselasyon işleminin özüne yönelik, bilirkişilerin genel olarak herhangi bir hukuka aykırılık tespitinin bulunmadığı, ancak paylı mülkiyet oluşturulmasının hukuka aykırı olduğu ifade edilmektedir. Halbuki davacıya ait fabrika ve müştemilatının korunması adına oluşturulan sanayi parselinin yüzölçümü, davacıya yapılan tahsis miktarının üzerinde olduğu husus açık olup, uyuşmazlık konusu parselde paylı mülkiyetin oluşumu kaçınılmazdır. Bilirkişilerce ifade edilen "düzenlemeye tabi tutulan parselin zemin durumu ve üzerinde ki yapının özelliği itibariyle düzenleme ortaklık payının alınamadığı hallerde, ilgilisinin muvafakatı ile düzenleme ortaklık payının bedele dönüştürülebileceği" hükmünün ise düzenleme alanında uygulanma şartları mevcut değildir.
Bu durumda, bilirkişi raporu, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu parselasyon işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davanın İmar Planlarına İlişkin kısmına gelince;
İptali istenilen diğer işlemler olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ise sadece uyuşmazlık konusu alanda öngörülen teknik alt yapı "TAY" kullanımına yönelik kusurlandırıldığı anlaşılmış olup, TAY kullanımına yönelik tespitler dışında ki imar planlarının uygun olduğuna yönelik bilirkişi raporunda yer verilen görüşler Dairemizce de benimsenmiştir.
Söz konusu bilirkişi raporunda TAY kullanımına yönelik olarak imar planlarına yapılan eleştiri ise, OSB içerisinde TAY alanına ihtiyaç bulunmadığına yönelik değil, yalnızca TAY kullanımının uyuşmazlık konusu parselde belirlenmesi kapsamında, yer seçim kararının uygunluğuna yöneliktir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. Maddesinin (k) bendinde; "Teknik altyapı alanları: Kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz iletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmıştır.
Dava konusu edilen … Organize Sanayi Bölgesi revizyon imar planlarında ise planlama alanının özel niteliği de dikkate alınarak; "teknik hizmet alanı: 42-teknik altyapı alanlarında bölgenin teknik ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler (trafo merkezi, indirici merkez, enerji üretim tesisi, telekomünikasyon tesisi, itfaiye makine parkı v.b tesisler) yer alabilir" tanımına yer verilmiş, böylelikle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde ki tanımın kısıtlanması tercih edilmiştir.
Yer seçim kararına ilişkin olarak;
Bilirkişilerce, teknik alt yapı alanının bir ihtiyaç olarak planda işaretlenmesinin gerekli olduğu vurgulanmakla birlikte, konum/geometri/büyüklük kriterleri açısından neden uyuşmazlık konusu taşınmazın seçildiğinin teknik bir açıklamasının bulunmadığı, çevrede henüz yapılaşmamış parseller bulunduğu, fiilen üretim yapan mevcut bir fabrika binasının yükleme/boşaltma, açık depolama imkanı sunan ileride genişleme imkanı sunan ve gelecekteki tevsii imkanı açısından da önemli bir alanın bu kullanıma ayrılması eleştirilmiştir. Halbuki uyuşmazlık konusu taşınmazın planlama geçmişi irdelendiğinde, davalı idarelerce de davanın çeşitli aşamalarında da belirtildiği gibi söz konusu kamusal kullanımın, sanayi alanından dönüştürülen bir alan olmadığı, aksine bölgenin ilk olarak davacının talebi doğrultusunda planlamaya konu edildiği 1994 tarihinden bu yana taşınmazın geometri, konum ve büyüklük standartları aynı kalmak suretiyle belediye hizmet alanı "BHA" kullanımı ile kamusal kullanıma özgülendiği, davacıya ait faal fabrika binası ile müştemilatlarının ise kamusal alanın dışında konuşlandığı, bu haliyle mekansal alanın halihazır durumu ile planlama geçmişi dikkate alınarak oluşturulan uyuşmazlık konusu plan kararına ilişkin yer seçiminin, tesadüfi ya da gerekçesiz olduğu yolunda bilirkişilerce öne sürülen tespitlerin hatalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, bölgede düzenleme ortaklık payından ya da kamu ortaklık payından karşılanması gereken tek kamusal fonksiyonun davacının taşınmazında belirlenen TAY kullanımı olmadığı, örneğin davacıya tahsis edilen parselin hemen batı komşuluğunda "dini tesis alanı" fonksiyonuna, doğu doğrultusunda ise "otopark" kullanımına yer verildiği hususunun plan paftalarından okunabildiği, bu itibarla kamusal kullanımların gerekçesiz ve tesadüfi bir şekilde değil, hali hazır durumun da dikkate alınmak suretiyle adil ve dengeli bir biçimde alınan plan kararı ile farklı parsellere dağıtıldığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki; parselasyon işlemi sonucu davacı şirkete yapılan tahsis miktarı, faal fabrika binasının bulunduğu parsel yüz ölçümüne nazaran daha düşük olup, davacının kullanımında olan parsel büyüklüğünün korunabilmesi için zaten Ergene Belediye Başkanlığı ile hissedar kılındığı, davacının da bu hususta itirazı bulunduğu nazara alındığında, TAY alanında bulunan bu parselin de davacıya tahsis edilen sanayi fonksiyonlu parsele eklenmesi, bu suretle davacının hisse oranının daha da azalmasına neden olacak bir değişikliğin, mevcut mülkiyet dokusu itibariyle de doğru olmayacağı açıktır.
TAY kullanımında yer verilebilecek hizmetlerin çeşitliliğine yönelik olarak;
Esasen, TAY kullanımının içeriğinin belirsizliğine yönelik bilirkişilerce somut bir eleştiride bulunulmamaktadır. Ancak, meselenin müstekar Danıştay Altıncı Daire içtihatları çerçevesinde ele alınması uygun olacaktır.
Danıştay Altıncı Dairesinin artık istikrar kazanmış içtihatlarında özetle; "Mekansal alanlar için öngörülen her kullanım kararının, 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında detaylı olarak düzenlenmesi zorunluluğunun bulunmadığı, ancak gerek uygulama işlemlerine dayanak teşkil etmesi, gerekse ölçeği itibari ile elverişliliği nedeni ile, mekansal alan kullanımının somutlaştırılması ve detaylandırılması işlevinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına bırakılmasının daha uygun olduğu, bu doğrultuda "resmi kurum alanı", "idari tesis alanı", "belediye hizmet alanı" ve "teknik altyapı alanı" gibi kamusal hizmet görmek üzere üretilen bu fonksiyonların mekansal kullanımın kesin kullanım türü belirtilmeksizin 1/5000 ölçekli nazım imar planlarında gösterilmesinin yeterli olduğunun kabulü gerekmekle birlikte, ulaşım yükü, nüfus ve yapı yoğunluğu başta olmak üzere planlama alanına birbirinden çok farklı etkileri bulunan ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan tanımlarında örnekleme yoluyla sayılan tesisleri, bir bütün olarak kapsayan bu gösterimlerin uygulama imar planı ölçeğinde tek başına yeterli olamamakta, bu gösterim altında hangi kamu faaliyetinin icra edileceğinin belirtilmesi suretiyle kesin kullanım türünün gerek uygulama işlemlerine dayanak oluşturacak ölçüde, gerekse hukuki ihtilaf halinde yargısal incelemeye elverecek açıklıkta somut olarak gösterilmesi zorunluluk arz ettiği" kabul edilmektedir.
Uyuşmazlık bu yönüyle ele alındığında dava konusu edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı özelinde bir tartışma bulunmamaktadır. Ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında uyuşmazlık ayrıca ele alınmalıdır.
Bakılan davada, 1/1000 ölçekli plan paftasında uyuşmazlık konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planında olduğu gibi kesin kullanım türü belirtilmeksizin "teknik altyapı alanı" olarak gösterildiği okunabilmektedir. Ancak burada dava konusu edilen planlama işleminin herhangi bir mekansal alanda değil, sınırları, planlama yetkisi, faaliyet konuları, yönetimi ve kullanımı özel bir kanunla belirlenen OSB alanında icra edildiği dikkate alınmalıdır.
OSB sınırları içerisinde yer alan teknik altyapı kullanımı alanlarında, hangi altyapı hizmeti ifa edilirse edilsin sonuçta OSB faaliyetinin sürdürülebilmesi adına ve sınırlı bir çevre için kurulacağından, çevresi için nüfus, ulaşım yükü ve yapı yoğunluğu yönünden farklı etkileri bulunmayacaktır. Burada önemli olan husus belirlenen teknik altyapı kullanımının yalnız OSB kullanımına özgülenmiş olmasıdır.
Nitekim, dava konusu … Organize Sanayi Bölgesi Revizyon İmar Planlarında, planlama alanının özel niteliği de dikkate alınarak, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer verilen TAY kullanımının genel tanımından kısmen uzaklaşılarak, OSB'nin ihtiyacına özgü tanımlama yapılmıştır. Esasen OSB'nin iç organizasyonunda meydana gelecek değişiklikler ve dinamizmin sağlanması adına TAY alanlarında yer verilecek hizmetlere yönelik sınırlı bir esneklik tanınması da uygundur.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu parsel özelinde öngörülen TAY fonksiyonu da dahil olmak üzere dava konusu edilen imar planlarında ve bu planlara istinaden tesis edilen parselasyon işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne,Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 20/12/2016 tarih ve E:2015/917, K:2016/1259 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine,aşağıda dökümü yapılan 2.741,80.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında …. Organize Sanayi Bölgesi tarafından yapılan 102,36.-TL posta giderinin, Tekirdağ Valiliği tarafından yapılan 49,66.-TL posta giderinin ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan 16,66.-TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince taraflara iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 03/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)