(2709 S. K. m. 2) (213 S. K. m. 113, 114, 374)
İstemin Özeti: Davacı hakkında, 2009 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/42 Sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 2009/9-10-11 dönemlerine dair olarak düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/43 Sayılı Vergi İnceleme Raporu'na dayanılarak, 2009/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergilerinin "0,00 TL" olarak belirlenmesi gerektiğinden bahisle, 2010 yılı katma değer vergilerinin yeniden düzenlenerek ödeme çıkan, 2010/6 dönemine dair olarak 2014/1 numaralı vergi/ceza ihbarnamesi ile re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davada; davacının 2009 yılında fatura aldığı ... ve ... İnş. Teks. ve Ends. Malz. İth. İhr. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen raporlardaki tespitlerin yeterli olduğu ve bu mükellefin davacı şirkete düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varılarak davacı tarafından nakden ve mahsuben iade alınabilir durumda olan katma değer vergilerinin iadesinin yapılmaması gerektiği ve yine yukarda belirtilen açıklamalar gereğince davacının 2009 takvim yılına dair katma değer vergisi beyannamelerinin fiktif olması sebebiyle 2009/Aralık döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisinin "0,00 TL" olarak dikkate alınarak 2010 yılı katma değer vergisi beyan tablosunun yeniden düzenlenmesi suretiyle ödeme çıkan davaya konu 2010/Haziran dönemine dair olarak re'sen tarhedilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren Van Vergi Mahkemesi'nin 09/02/2017 gün ve E:2015/716, K:2017/121 Sayılı kararının; vergilerin zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı şirketin ilgili dönemde hakkında sahte fatura düzenlediği yolunda teknik rapor düzenlenmiş olan mükelleflerden fatura aldığının tespit edildiği, sahte faturalardaki katma değer vergilerinin reddi sureti devreden katma değer vergisinden kaynaklı olarak 2010 yılında salınan cezalı tarhiyatda hukuka aykırılık bulunmadığı ve istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacı hakkında, 2009 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/42 Sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 2009/9-10-11 dönemlerine dair olarak düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/43 Sayılı Vergi İncelme Raporu'na dayanılarak, davacının ilgili yılda gerçek bir ticari faaliyeti olmaksızın sahte belge kullanmak ve düzenlemek fiilini gerçekleştirmek suretiyle indirilecek katma değer vergisi olarak beyan ettiği ve ihracat istisnası kapsamında iade edilebilir durumda olan katma değer vergilerinin iadesinin yapılamaması ve 2009 yılı işlemlerinin fiktif olması sebebi ile ilgili dönem beyannamelerinin dikkate alınmayarak 2009/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergilerinin "0,00 TL" olarak belirlenmesi gerektiğinden bahisle, 2010 yılı katma değer vergilerinin yeniden düzenlenerek ödeme çıkan, 2010/6 dönemine dair olarak 2014/1 numaralı vergi/ceza ihbarnamesi ile re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde; zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış, zamanaşımının, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği, aynı Kanun'un 'Tarh Zamanaşımını' düzenleyen 114. maddesinde, Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Bu hükme göre, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yılı takip eden yılbaşından itibaren beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler tarh zamanaşımına uğramaktadır. Verginin bu süre içinde tarh edilmesi yeterli değildir. Beş yıllık süre içinde verginin hem tarh edilmesi, hem de mükellefe tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu süre içinde tarh edildiği halde mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğramaktadır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Ceza Kesmede Zamanaşımı" başlıklı 374. maddesinde ise; vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353. ve mükerrer 355. maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçtikten sonra vergi cezası kesilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında 2009 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda ilgili dönemde davacının gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı, sahte belge kullanarak ve düzenleyerek indirilecek katma değer vergisi beyan ettiğinden bahisle adına düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/42 Sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 2009/9-10-11 dönemlerine dair olarak düzenlenen 31.07.2014 tarih ve 2014-A-2475/43 Sayılı Vergi İnceleme Raporuna istinaden mükellefin 2009 yılı beyan ve bildirimlerinin fiktif olduğu, gerçekte bir ticari faaliyetinin olmadığı, amacının sahte belge kullanmak ve düzenlemek suretiyle KDV iadesinden yararlanmak olduğu kanaatine varılarak, 2009 yılına dair olarak iade edilebilir durumda olan katma değer vergilerinin iadesinin yapılmaması ile 2009/Aralık döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisi tutarının "0,00 TL" olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerine yer verilerek, devreden katma değer vergisinden kaynaklı olarak 2010 yılı katma değer vergisi beyan tablosunun yeniden düzenlenmesi suretiyle ödeme çıkan 2010/6 dönemine dair olarak 2014/1 numaralı vergi/ceza ihbarnamesi ile tarh edilen katma değer vergisi ve bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı anlaşılmıştır. Bu düzenlemeye istinaden davacının sahte belge düzenleme ve kullanma eylemini gerçekleştirerek indirilecek katma değer vergisi beyan ettiği vergilendirme döneminin 2009 yılı olması sebebiyle zamanaşımının ilgili yılı takip eden yılın başı olan 01.01.2010 tarihinden başlayacağı açıktır. Katma değer vergisi de verginin konusunu oluşturan teslim ve hizmetin yapıldığı tarihte doğacaktır. Ancak teslim ve hizmetin yapıldığı tarihte ödenecek katma vergisinin ortaya çıkmaması, vergi alacağının henüz doğmadığı anlamına gelmemektedir. Davacının 2009 yılı işlemlerinin fiktif olması sebebi ile ilgili dönem beyannamelerinin dikkate alınmayarak 2009/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergilerinin "0,00 TL" olarak belirlenmesi gerektiğinden, 2010 yılı katma değer vergilerinin yeniden düzenlenmesi sonucu ödeme çıkan, 2010/6 dönemine dair vergi alacağının; 2010 yılında ortaya çıktığı ve bu sebeple zamanaşımının 2010 yılını takip eden yıldan itibaren başlayacağı şeklinde yorumlamak; mükelleflerin katma değer vergisi beyan tablosuna göre değişken ve süresi belirli olmayan bir zamanaşımı süresine tabi olması sonucunu doğuracaktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin en önemli ilkelerinden olan hukuk güvenliği, belirliliği zorunlu kılmaktadır. Vergilemede belirlilik ilkesi, yükümlülüğün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini gerektirmektedir. Vergi alacaklısı olan devleti vergi alacağını takip etme ve harekete geçirme konusunda itici bir güç olan zamanaşımı, vergilendirmenin temel bir ögesi olup, başlangıç ve bitiş süreleri açık, belirgin, somut ve öngörülebilir olması gereken bir uygulamadır.
2009 takvim yılına dair olarak tarh edilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliği için 01.01.2010 tarihinde başlayan tarh zamanaşımı süresi Vergi Usul Kanunu'nun 113. ve 114. maddeleri uyarınca, 31.12.2015 tarihinde sona ermektedir. 01.01.2010-31.12.2015 tarihleri arasında davacı adına tarh edilecek vergi ve cezalara dair ihbarnamelerin usulüne uygun olarak 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nda belirlenen esaslara göre tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda, 2010/6 dönemine dair katma değer vergisi; 2009 yılı işlemlerinin fiktif olması sebebi ile ilgili dönem beyannamelerinin dikkate alınmayarak 2009/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergilerinin "0,00 TL" olarak belirlenmesine bağlı olarak, 2010 yılı katma değer vergilerinin yeniden düzenlenmesi sonucu ödeme çıkan, 2010/6 dönemine dair vergi alacağının 2009 yılında ortaya çıktığının ve bu sebeple zamanaşımı süresinin 2009 takvim yılını takip eden yıldan itibaren başlayarak 31.12.2015 tarihinde sona ereceğinin kabul edilmesi gerekmekte olup bu sebeple davaya konu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde tarh zamanaşımı sebebiyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Van Vergi Mahkemesi'nin 09/02/2017 gün ve E:2015/716, K:2017/121 Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davaya konu cezalı tarhiyatın iptaline, aşağıda dökümü yazılı 251,50-TL yargılama giderinin davalı idarece davacıya verilmesine, istinaf başvurusu aşamasında davacıdan fazladan tahsil edilen 31,40-TL karar harcı ile artan posta gideri avanslarının Mahkemesince davacıya iadesine, bu kararın kesin olduğunun taraflara tebliğine, 21.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)