(1136 S. K. m. 168) (6100 S. K. m. 323, 330)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 01.09.2014 tarih ve 2014042466502000001,2,3,4,5,6,7,10,11,12,13 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; 01.09.2014 tarih ve 2014/07 sayılı ödeme emri dayanağı şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin şirket kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde usulüne uygun tebliğ edilmediği, yine 01.09.2014 tarih ve 2014042466502000001,2,3,4,5,6,10 sayılı ödeme emri dayanağı şirket hakkındaki ödeme emirlerinin ilanen tebliğine ilişkin şartlar oluşmadığından şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, usulüne uygun olarak asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmediğinden söz konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, 01.09.2014 tarih ve 201404246650200011,12,13 sayılı ödeme emirlerine ilişkin olarak ise; belirtilen ödeme emirleri içeriği motorlu taşıtlar vergisine ilişkin kendiliğinden tahakkuk eden amme alacakları bakımından şirket hakkındaki ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak şirkete tebliğ edildiği ve şirketten tahsil edilmeyeceği sonucuna varılması üzerine dava konusu ödeme emirleri ile kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, belirtilen 01.09.2014 tarih ve 201404246650200011,12,13 sayılı ödeme emirleri içeriği özel usulsüzlük cezaları yönünden ise; yine usulüne uygun olarak ilanen tebliğ yoluna gidilmediğinden ödeme emirleri içeriği özel usulsüzlük cezaları yönünden ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönünde karar veren Erzurum Vergi Mahkemesi'nin 03/02/2017 gün ve E:2016/609, K:2017/124 sayılı kararının; davalı idare tarafından; vekalet ücretine hükmedilmemesi yanında, usulüne uygun olarak tebliğ edilen ödeme emirleri ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda şirketten tahsil edilmeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilcisi davacı adına tanzim ve tebliğ edilen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın kabulüne ilişkin kısmının, davacı tarafından; şirket adına kayıtlı araçların hacizli ve bağlamalı olduğu, uzun zamandan beri söz konusu araçlardan haberlerinin bulunmadığı, söz konusu araçlar nedeniyle şirket adına tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergilerinde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi'nce işin dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Karşılıklı istinaf başvuru taleplerine konu Erzurum Vergi Mahkemesi'nin 03/02/2017 gün ve E:2016/609, K:2017/124 sayılı kararının davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idare vekilinin kısmen haklı çıktıkları davada lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istemine gelince;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin son paragrafında, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınarak avukatlık ücretine hükmedileceği belirtilmiş olup; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 330. maddesinde; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin taraf lehine hükmedileceği, yine aynı Kanun'un 323. maddesinde ise; vekalet ücretinin de yargılama giderleri içinde olduğu düzenlemelerine yer verildiği, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarifenin 3/1. maddesinde ise yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı, 5/1. maddesinde de hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, davalı idarenin avukat vasıtasıyla temsil edildiği görülmekte olup; davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönünde karar verilmesine ve dolayısıyla idarenin kısmen haklı çıkmış olmasına karşın davalı idare vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen hükümler gereği davalı idare vekilinin avukatlık ücretinden yararlanması gerektiğinden, vekalet ücretine hükmedilmeden verilen kararın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Erzurum Vergi Mahkemesi'nce verilen 03/02/2017 gün ve E:2016/609, K:2017/124 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun reddi ile davalı idarenin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne oybirliğiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun diğer kısmına ilişkin olarak 2014/7 sayılı ödeme emri dışındaki kısım yönünden reddine oybirliğiyle, söz konusu ödeme emri yönünden ise reddine oyçokluğuyla, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.100,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, istinaf başvuru yoluna ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, yine bu aşamaya ait posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince istinaf yoluna başvuranlara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 21/06/2017 tarihinde karar verildi.
AZLIK OYU:
Dava Dairemizin davacının istinaf başvurusunun reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü ve diğer kısım yönünden reddine ilişkin kararına, davacı adına tanzim edilen 01.09.2014 tarih ve 2014/07 sayılı ödeme emri dışındaki kısım yönünden aynı gerekçelerle katılıyorum.
Davalı idarenin istinaf başvurusuna konu 01.09.2014 tarih ve 2014/07 sayılı ödeme emri yönünden ise;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94. maddesinde; "Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir.(Ek: 30/12/1980 - 2365/18 md.) Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)" hükmüne yer verilmiştir.
Belirtilen hüküm incelendiğinde, tüzel kişilerde kendisine tebligat yapılacak kanuni temsilcinin bulunmaması halinde tebligatın ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı lafzen açık olup bu durumda, davaya konu 01.09.2014 tarih ve 2014/07 sayılı ödeme emri dayanağı şirket adına tanzim edilmiş ödeme emirlerinin şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kanuni temsilcinin adreste bulunmaması nedeniyle kanuni temsilcinin eşi ve oğlu imzalarına tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)