(2577 S. K. m. 45, 46) (3056 S. K. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nda müfettiş olarak görev yapan davacı tarafından, Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine raportör olarak atanmasına ilişkin 10/09/2015 tarih ve 10134 sayılı atama onayı ile bu işleme dayanak teşkil eden 10.09.2015 tarih ve 1629 sayılı Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada; 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname ile davacının kamu görevinden çıkarıldığı, bakılan davanın konusunun davacının atamasından ibaret olduğu dikkate alındığında, yargılama sonucunda hüküm kurulmasının davacının hukuki statüsü üzerinde etki ve sonuç doğuramayacağı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/2016 gün ve E:2016/1998; K:2016/5344 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nda müfettiş olarak görev yapan davacı tarafından, Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine raportör olarak atanmasına ilişkin 10/09/2015 tarih ve 10134 sayılı atama onayı ile bu işleme dayanak teşkil eden 10.09.2015 tarih ve 1629 sayılı Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İtiraza konu kararda, davacının 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığından bahisle, atama işlemine ilişkin davada hüküm kurulmasının davacının hukuki statüsü üzerinde etki ve sonuç doğuramayacağı gözetilerek davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşıldığı ve bu nedenle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu tespit edilmiş ise de; iptal davası açılabilmesi için dava konusu edilen işlem ile davacının menfaatinin ihlal edilmesi yeterli bulunup, bu menfaat ilişkisinin dava sonuna kadar sürmesi şart olmadığından, davacının dava devam ederken kamu görevinden çıkartılması sebebiyle davanın konusuz kaldığı yolundaki karar gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.
3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un "Görev" başlıklı 2. maddesinde, "Başbakanlığın görevleri şunlardır:
a) Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek, Anayasa ve kanunlarla verilen hizmetleri yerine getirmek maksadıyla gerekli tedbirleri almak,
b) Devlet Teşkilatının düzenli ve müessir bir şekilde işlemesini temin edecek prensipleri tespit etmek, Hükümet Programı ve kalkınma planları ile yıllık programların uygulanmasını takip etmek,
c) Kanun, kanun hükmünde kararname tüzük, yönetmelik ve karar tekliflerinin Anayasaya ve diğer mevzuata uygunluğunu incelemek ve Yasama Organı ile olan münasebetleri yürütmek,
d) Mevzuat hazırlama usul ve esasları ile ilgili ilkeleri tespit etmek ve geliştirmek, yürürlükte bulunan mevzuatın sicillerini tutmak, kodlamak, tek metin haline getirmek, bilgi işlem sistemi içinde takip etmek ve yayınlamak,
e) İdarede etkinliğin sağlanması, görevlerin tam ve verimli bir şekilde zamanında yerine getirilmesi, idari usul ve işlemlerin basitleştirilmesi, Devlet Teşkilatının düzenlenmesi için gerekli olan sistem ve prensiplerin geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlamak,
f) Devlet Teşkilatındaki teftiş ve denetim sistemini geliştirmek, uygulanmasını takip etmek, gerektiğinde teftiş ve denetim yapmak,
g) Türk Devlet ve millet hayatını ilgilendiren tarihi, hukuki, idari, ekonomik, ilmi doküman ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve düzenlemek, film, mikrofilm gibi ileri teknikleri uygulayarak arşiv malzemesini tek nüsha olmaktan kurtarmak, bunların tahribini önleyecek arşiv laboratuvarı kurmak, milletlerarası arşivcilik ile ilgili hareketleri takip etmek, önemli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,
h) (Mülga: 16/1/1990 - KHK - 406/7 md.)
ı) (Ek: 15/11/1999 - KHK - 583/1 md.; Mülga: 29/5/2009 - 5902/25 md.)
i) (Ek: 24/5/2006-5508/1 md.) İç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadele konusunda görevli kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak." hükmüne yer verilmiş; "Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi" başlıklı ek 11. maddesinde, "Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi; ekonomi, tarım, enerji, sosyal politika, adalet, güvenlik, eğitim, kültür, bilim, teknoloji, iletişim, ulaştırma, çevre, şehircilik ve uluslararası ilişkiler alanları ile Başbakan tarafından belirlenecek diğer alanlarda Başbakanlığa danışmanlık yapar.
Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi, görevlerini Başbakan tarafından görevlendirilen bir Başbakan Başmüşavirinin başkanlığında yerine getirir.
Birinci fıkrada belirtilen alanlarda yürütülecek izleme ve değerlendirme faaliyetleri, Başbakanlık Başmüşaviri, Başbakan Müşaviri, Başbakanlık Müşaviri, Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörleri, Başbakanlık personeli veya 36 ncı maddeye göre Başbakanlıkta görevlendirilen kamu görevlilerinin koordinasyonunda oluşturulacak çalışma grupları tarafından yürütülür.
Birimin görevlerine ilişkin olarak gerektiğinde sürekli veya geçici ihtisas komisyonları ile geçici çalışma grupları kurulabilir.
Birimin sekreterya hizmetleri Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünce yürütülür.
Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörleri, mali ve sosyal haklar ile emeklilik hakları bakımından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında yer alanlar ile denk kabul edilir.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında yer alan kadrolarda bulunanlar ile 5018 sayılı Kanunun eki (III) sayılı Cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların uzmanları ve murakıpları Başbakanlıkça Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarına atanabilir. Ayrıca, anılan personel; aylık, ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer mali ve sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla 36 ncı madde hükümlerine göre Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarında geçici olarak görevlendirilebilir." hükmü düzenlenmiş; geçici 10. maddesinde de, "Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde, Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadro sayısının yüzde yetmişini geçmemek kaydıyla, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında yer alan kadrolarda bulunanlar ile 5018 sayılı Kanunun eki (III) sayılı Cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların uzmanları ve murakıpları, ilgililerin muvafakati aranmaksızın, ilgili mevzuatında öngörülen atama sayı sınırlamalarına tabi olmaksızın Başbakanlıkça Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarına naklen atanabilir.
Bu madde uyarınca atananların mali haklarına ilişkin olarak, atandıkları tarih itibarıyla önceki kadroları için uygulanmakta olan hükümlerin uygulanmasına devam edilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Bilim Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı'nda müfettiş olarak görev yapan davacının, Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine raportör olarak naklen atanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
3056 sayılı Kanunda; Başbakanın, Bakanlar Kurulunun Başkanı, bakanlıkların ve Başbakanlık teşkilatının en üst amiri olduğu, Başbakanlık teşkilatının Anayasa ve kanunlarla Başbakana verilen görevleri yerine getirmek için kurulduğu ve Devlet teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini temin etmenin Başbakanlığın görevi olduğu ifade edilmiştir. Devlet teşkilatının düzenli bir şekilde işlemesini temin etme gayesinin bir ürünü olarak ekonomi, tarım, enerji, sosyal politika, adalet, güvenlik, eğitim, kültür, bilim, teknoloji, iletişim, ulaştırma, çevre, şehircilik ve uluslararası ilişkiler alanları ile Başbakan tarafından belirlenecek diğer alanlarda Başbakanlığa danışmanlık yapmak üzere Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi'nin kurulduğu görülmektedir. Söz konusu Birimde personel istihdamına ilişkin olarak da, açıktan atama suretiyle personel temini yerine kariyer meslek mensubu olanların Birimde görev yapması öngörülmüştür. Bu kapsamda, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında yer alan kadrolarda bulunanlar ile 5018 sayılı Kanunun eki (III) sayılı Cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların uzmanları ve murakıplarının, Başbakanlıkça Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarına atanabileceği; Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörlerinin, mali ve sosyal haklar ile emeklilik hakları bakımından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında yer alanlar ile denk kabul edileceği, mali haklarına ilişkin olarak, atandıkları tarih itibarıyla önceki kadroları için uygulanmakta olan hükümlerin uygulanmasına devam edileceği kurala bağlanmıştır.
Bakılan davada davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (III) sayılı Cetvelin birinci sırasında sayılan unvanlar arasında yer alan müfettiş unvanıyla davalı idarede görev yaptığı ve idari teşkilatın işleyişinden ve koordinasyonundan birinci derecede sorumlu makam olan Başbakanlığa danışmanlık yapmak üzere kurulan bir birime alanında uzman personel olarak atanmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile örtüştüğü dikkate alındığında; adı geçenin Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine raportör olarak naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/2016 gün ve E:2016/1998, K:2016/5344 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE; sonuç olarak davanın reddedilmiş olduğu gözetilerek, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 366,60 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 990 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 04/05/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)