(2577 S. K. m. 31, 54) (6100 S. K. m. 266)
İSTEMİN ÖZETİ: Van Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen 30.03.2016 tarih ve E:2015/1050, K:2016/460 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacıya ait Van İli Gevaş İlçesi ..... Köyü 157 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalı idarece yol genişletme çalışması nedeniyle kamulaştırıldığı, bu kamulaştırma sonrasında kamulaştırma alanı dışında kalan ev müştemilatının yola çok yakın bir mesafede kaldığı, can güvenliği açısından tehlike arz ettiği, karayolu kenar çizgisine yakınlaşması nedeniyle kullanamadığı iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen 7.000,00 TL maddi zararın işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Van 2. İdare Mahkemesince; Gevaş Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak 57 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait bir tane ev ve evin hemen yanında eve bitişik bir tane müştemilat göründüğü ve müştemilatın yol tarafında olduğu, müştemilatın kamulaştırılmadan önce karayoluna mesafesinin 4.03 metre, kamulaştırma kararından sonra yola mesafesinin ise 1.75 metre olduğu, taşınmaz üzerinde 10 yıllık olduğu tespit edilen 3A grubunda tek katlı 60 metrekarelik bir ev ve 1A grubu yaklaşık 5 yıllık olduğu tespit edilen 10 metrekarelik müştemilat bulunduğu, müştemilatın karayoluna 1,75 metre mesafede kaldığından tehlike arz ettiği, mesafenin az olması nedeniyle can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden yıkılması gerektiği, tek katlı betonarme evin ise yola olan mesafesi fazla olduğundan tehlike arz etmediği, yıkılması gereken müştemilatın değerinin ise 760,00 TL olduğu, buna göre dosyadaki bilgi ve belgelerden her ne kadar davalı idarenin yol yapım çalışmaları sebebiyle hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususu belli değil ise de, yol yapım ve genişletme çalışmaları sonrasında davacıya ait müştemilatın yola yakın bir mesafede kaldığı ve tehlike arz etmesi nedeniyle yıkılması gerektiğinden dolayı, davacının müştemilatın değeri olarak bulunan 760,00 TL maddi zararının yukarıda belirtilen kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulu kısmen reddine karar verilmiştir.
Davalı idarenin, itiraz başvurusu üzerine Van Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.03.2016 tarih ve E:2015/1050, K:2016/460 Sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararı ile anılan idare mahkemesi kararı, " mülkiyeti davacıya ait Van İli Gevaş İlçesi ..... Köyü 157 ada 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan müştemilatın, davalı idarece yapılan yol genişletme çalışmaları sırasında idarenin eyleminden kaynaklı bir zarar gördüğü yönünde bir tespit bulunmaması ve davacının kullanımı için ne şekilde tehlike arz edecek olduğunun açık bir şekilde ortaya konulamaması nedeniyle güncel ve hesaplanabilir nitelikte bir zarara uğramadığı anlaşıldığından itiraz konusu kararın, tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından davacının tazminat talebinin reddi gerektiği" gerekçesiyle bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenler 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. Maddesi hükmüne uygun bulunduğundan davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle Van Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.03.2016 tarih ve E:2015/1050, K:2016/460 Sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi;
Tam yargı davalarında öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanamayacağının incelenmesi, tazminat hükmedilirken de herhalde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.
Öte yandan; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının, "kamu külfetleri karşısında eşitlik" ve "fedakarlığın denkleştirilmesi" ilkeleri çerçevesinde idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının ve eğer mevcutsa ortaya çıkan zararın herkesin katlandığı genel külfetler dışında özel ve olağan dışı zarar olup olmadığının, irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir (Nitekim bu değerlendirmenin yapılması gerektiği, yol yapım çalışmasıyla doğduğu öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bir tam yargı davasına ilişkin İdari Dava Daireleri Kurulunun 19.02.2015 gün ve E:2013/509, K:2015/454 Sayılı kararında da belirtilmiştir).
Bakılmakta olan uyuşmazlıkta, Van 2. İdare Mahkemesince verilen karar esas alınan, Gevaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/68 D.iş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda, 57 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacıya ait bir tane ev ve evin hemen yanında eve bitişik bir tane müştemilat göründüğü ve müştemilatın yol tarafında olduğu, müştemilatın kamulaştırılmadan önce karayoluna mesafesinin 4.03 metre, kamulaştırma kararından sonra yola mesafesinin ise 1.75 metre olduğu, taşınmaz üzerinde 10 yıllık olduğu tespit edilen 3A grubunda tek katlı 60 metrekarelik bir ev ve 1A grubu yaklaşık 5 yıllık olduğu tespit edilen 10 metrekarelik müştemilat bulunduğu, müştemilatın karayoluna 1,75 metre mesafede kaldığından tehlike arz ettiği, mesafenin az olması nedeniyle can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden yıkılması gerektiği, tek katlı betonarme evin ise yola olan mesafesi fazla olduğundan tehlike arz etmediği, yıkılması gereken müştemilatın değerinin ise 760,00 TL olduğununu belirtildiği görülmektedir.
Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce, yukarıda belirtilen söz konusu hususların tespiti amacıyla Gevaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/68 D.iş sayılı dosyasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak hazırlanan rapor esas alınmak suretiyle karar verilmiş ise de, anılan rapor belirtilen hususların tespiti bakımından yeterli görülmemiştir.
Bu durumda; uyuşmazlığa konu yapıların ruhsatlı olup olmadığı, yapılan yol çalışması sonucunda söz konusu yapının yola yakınlık mesafesinin ve bu sebeple kullanılıp kullanılmadığı, yol genişletme çalışmaları nedeniyle yapıların gerçek bir değer kaybına uğrayıp uğramadıkları, eğer değer kaybına uğramış iseler ne kadar bir değer kaybının olduğu, konusunda uzman kişilerle yeniden yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanacak rapora göre zararın herkesin katlandığı genel külfetler dışında özel ve olağandışı zarar olup olmadığı da ayrıca irdelenip değerlendirilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinden, Van Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.03.2016 tarih ve E:2015/1050, K:2016/460 Sayılı davanın reddi yolundaki kararda hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulüne, Van Bölge İdare Mahkemesi'nin 30.03.2016 tarih ve E:2015/1050, K:2016/460 Sayılı kararının kaldırılmasına, Van 2. İdare Mahkemesi'nin 04/05/2015 gün ve E:2014/840, K:2015/547 Sayılı kararının bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 15.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)