İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, ….. A.Ş. ile 26.09.2012 tarihinde imzalamış olduğu, "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"ne dayanılarak gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle, zarara uğradığı iddia edilerek, ilgili Banka ve Banka çalışanları hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve zararının tazmin edilmesi talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin, Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığının 10.02.2016 tarihli ve E.1663 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış olan davada; davacı ile .... A.Ş. arasında 26.09.2012 tarihinde "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"nin imzalandığı, davacı tarafından 02.11.2015 tarihinde kayda alınan dilekçeyle davalı idareye başvurularak, .... A.Ş. ile 26.09.2012 tarihinde imzalanan, "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"ne dayanılarak gerçekleştirilen işlemler nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek, ilgili Banka ve Banka çalışanları hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve zararının tazmin edilmesi talebinde bulunulduğu, şikayette bulunulan anılan istemlerin, Kurulun görev ve yetki sınırlarının dışında kaldığı gerekçesiyle, Aracılık Faaliyetleri Daire Başkanı tarafından tesis edilen dava konusu 10.02.2016 tarihli ve E.1663 sayılı işlemle reddedildiği anlaşılmakta ise de, uyuşmazlık konusu "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"nin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan ancak, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 139. maddesi ile yürürlükten kaldırılan (mülga) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Görev ve Yetkiler" başlıklı 22. maddesinin, (j) bendi, 30. maddesinin, (c) ve (h) bendi ile 46. maddesinde yer alan düzenlemelerden bahisle; Yasalarla kendilerine bırakılmış alanlarda faaliyet gösterebilecek olan idarelerin, işlem tesis ederken, sahip oldukları hukuki olanak ve görev alanının "yetki" kavramı ile ifade edildiği, yetkinin aynı zamanda, Anayasanın ve yasaların idareye bıraktığı alanlarda tesis edilecek idari işlemlerin, hangi idari makam ve organlarınca yapılabileceğini belirlediği, idarelerin işlem tesis ederken uymak zorunda oldukları yetki kurallarının kamu düzeninden olduğu ve idarelerin tesis etmiş oldukları işlemlerin yargı önüne getirildiklerinde ise yetki kuralına aykırılık durumunun yargı mercii tarafından resen gözönüne alınacağı, her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satım esaslarını, bu araçların işlem göreceği borsalar ve piyasalarda çalışacakların denetim, faaliyet ilke ve esasları ile yükümlülüklerini, teminatlar, takas ve saklama sistemi konularındaki esas ve usulleri düzenleme yetkisinin Sermaye Piyasası Kurulu'nun görevleri arasında bulunduğu, bu kapsamda da "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"nden kaynaklanan işlemlerin, sermaye piyasası faaliyetleri arasında yer alıp almadığına, dolayısıyla anılan işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu'nun denetimi altında bulunup bulunmadığına yönelik kararların, Sermaye Piyasası Kurulunca alınabileceği, bu bağlamda konuyla ilgi başvuruların Kurulun önüne getirilerek Kurulca bir karar alınması gerektiği, bu konuda başka bir idari birimin karar alma yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafından yapılan söz konusu başvurunun, Sermaye Piyasası Kurulu'na sevk edilerek başvuruya ilişkin Kurulca bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verme yetkisi bulunmayan Aracılık Faaliyetleri Daire Başkanınca tesis edilen dava konusu işlemde, yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak, Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2017 tarih ve E:2016/1772, K:2017/402 sayılı kararın, davalı idare tarafından esas yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması, davacı tarafından ise, bu kararın '' başvuru gereği incelemelerin yapılarak, ilgili aracı kuruluş bankaya, idari yaptırım uygulanması gerektiği'' şeklinde değiştirilerek onanmasına, bu yönüyle kabul edilmemesi halinde ise kararın onanmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALI İDARENİN
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVACININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, .... A.Ş. ile 26.09.2012 tarihinde imzalamış olduğu, "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi"ne dayanılarak gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddia edilerek, ilgili Banka ve Banka çalışanları hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve zararının tazmin edilmesi talebiyle yapılmış olan başvurunun reddine ilişkin, Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığının 10.02.2016 tarihli ve E.1663 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu edilen ve yukarıda istemin özeti bölümünde yer alan, Mahkeme kararının gerekçesi ve hüküm fıkrası, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunmayan, 30/12/2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanun'un 139. Maddesi ile yürürlükten kaldırılan ve 30.07.1981 tarihli, 17416 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe giren, 2499 sayılı (mülga) Sermaye Piyasası Kanunu'nun, 22., 30. ve 46. maddelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca değerlendirmeye alınarak oluşturulmuştur.
Ancak, dava konusu işlemlerin tesis tarihi itibariyle, yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, hukuki irdeleme ve değerlendirmeye alınarak hükme bağlanması gerektiği, idare hukukunun genel kabul görmüş yerleşik ilke ve içtihatlarından olduğunu, halen de bu özelliğini kuvvetli bir şekilde koruduğunu, özellikle belirtmek gerekir.
Dava konusu edilerek iptali istenilen işlemin, Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığı tarafından tesis edilmiş olan 10/02/2016 tarihli E.1663 sayılı işlem olması nedeniyle, uyuşmazlığın bu kapsamda başka bir ifadeyle, 6362 sayılı Kanun hükümleri ele alınarak hukuki değerlendirmeye tabii tutulması gerektiği de tartışmasızdır.
Buna göre, işin esasına gelince;
Dava konusu uyuşmazlığın, davacı ile .... A.Ş. arasında, 26/09/2012 tarihinde imzalanan, "Türev Ürünleri Çerçeve Sözleşmesi" kapsamında gerçekleştirilmiş olan iş ve işlemlerden kaynaklanması nedeniyle, bu sözleşmenin içeriği incelendiğinde; bu sözleşme kapsamında yapılacak tüm işlemlerin, Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde kredi olarak takip edileceği ve Bankanın da bu çerçevede gerekli işlemleri yapmaya, müşteriyi (Davacıyı) kredi borçlusu olarak kayıtlarında izlemeye ve gerektiğinde kredi borçlusu sıfatıyla Müşteri (Davacı) hakkında yasal takip de dahil olmak üzere her türlü işlemi yapmaya tam yetkili olduğu öte yandan, müşterinin (davacının) bu sözleşme hükümleri uyarınca yapabileceği işlemlere karşılık, müşterinin (davacının) mali yapısı ve bankanın kredi tesis ve maliyetleri çerçevesinde, Bankaca talep edilecek her tür ve değerde teminat tesis etmeyi veya bu miktarda nakdi depo etmeyi ve Bankaya vermeyi taahhüt altına alan bir özelliğe sahip olduğu ve bu temel kurallar altında karşılıklı iş ve işlemler gerçekleştirilmesi sonucunda da, maddi anlamda kar ve zarar durumlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, iş bu davadaki temel iddiasını; söz konusu sözleşme hükümleri kapsamda gerçekleştirilmiş olan iş ve işlemlere (faaliyetlere) yönelik olmak üzere, davalı idare tarafından gerekli olan hukuki alt yapının oluşturulmadığı, gereği gibi denetlenmediği ve izlenmediği, oysa ki bu konunun davalı idarenin görev/yetki ve sorumluluğunda, olduğu, bu eksiklikten dolayı da büyük maddi kayıplarının oluştuğu iddiasına dayandırılmış, davalı idare tarafından ise; bankaların borsa dışında, müşterileriyle aralarında yaptıkları türev sözleşmelerin, Kurul düzenlemelerine tabi olmaksızın bankalarca serbest olarak sürdürüldüğü, dolayısıyla davacı ile .... arasında imza edilmiş olan, "Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi" nin sürdürülmesine ilişkin iş ve işlemlerinin taraflarınca düzenlenme ve kontrol edilme yetki ve görevlerinin bulunmadığı savunulmuştur.
Sermaye Piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla, 30/12/2012 tarihli 28513 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan,6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 3. maddesinin (u) fıkrasında "Türev Araçlar"ı nın tanımı yapılarak çeşitlerinin ne olduğu açıklanmış,(ş) fıkrasında türev araçlarına, sermaye piyasası araçlarının içerisinde yer aldığı belirtilmiş, 118/1. maddesinde; Kurul Karar Organının biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi kişiden oluşacağı, Kurul Başkanı Başkanlık teşkilatının da başı olduğu hüküm altına alınmış, Kurulun görev, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği 128. maddesinde de ise; " (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: / a) Bu Kanun ile verilen görevler ile bu Kanunun emrettiği uygulamaların yerine getirilmesini ve öngörülen neticelerin sağlanmasını teminen gerekli olan iş ve işlemleri yapmak / b) Kamunun zamanında, yeterli ve doğru olarak aydınlatılmasını sağlamak amacıyla genel ve özel nitelikte kararlar almak / c) Bu Kanun kapsamına giren kurum ve ortaklıkların bağımsız denetim, derecelendirme, değerleme ve bilgi sistemleri denetimi faaliyetine ilişkin şartları ve çalışma esaslarını belirlemek ve bu şartları taşıyanları listeler hâlinde ilan etmek / ç) Finansal istikrar ve ulusal veya uluslararası mevzuatın gereklerinin sağlanması amacıyla diğer finansal düzenleyici ve denetleyici kurumlarla her türlü iş birliğini yapmak ve bilgi alışverişinde bulunmak / d) Sermaye piyasalarında düzenleme ve denetimle yetkili muadili yabancı kurumlar ile sermaye piyasalarıyla ilgili olarak karşılıklılık ve mesleki sırrın korunması ilkeleri çerçevesinde karşılıklı bilgi alışverişinde bulunulmasına ve belge taleplerinin karşılanmasına, yabancı ülkelerdeki sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kuruluşların Türkiye’deki merkez, şube veya ortaklıkları ile yazılı bir sözleşme çerçevesinde dışarıdan hizmet aldıkları kurumlarda denetim yapılmasına ve gerekli idari tedbirlerin alınmasına, bu kapsamda yürütülecek faaliyetlere ilişkin masrafların paylaşımına yönelik ikili veya çok taraflı mutabakat zabıtları imzalamak ve sermaye piyasalarıyla ilgili her türlü iş birliğini yapmak / e) Sermaye piyasasının gelişmesini teminen yeni sermaye piyasası kurumlarına ve araçlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek ve bunları denetlemek/ f) Halka açık ortaklıklarda görev alacaklar, sermaye piyasası kurumlarının yönetici ve diğer çalışanlarının mesleki eğitimi, mesleki yeterliliği ve mesleki ehliyetlerini gösterir sertifika verilmesine ilişkin esasları belirlemek, bu amaçlarla merkez veya şirket kurmak ve bunların faaliyet usul ve esaslarını belirlemek / g) Sermaye piyasasında yatırımcı ve tasarruf sahiplerine yönelik olarak yatırım tavsiyesinde bulunacak kişiler ve kuruluşların uyacakları ilke ve esasları belirlemek/ ğ) Kamuyu Aydınlatma Platformunun işletim ve çalışma esasları ile bu Kanun kapsamında Kurula yapılacak bildirim ve başvuruların usul ve esaslarını belirlemek / h) Sermaye piyasası kurumlarının, halka açık şirketlerin, borsaların ve öz düzenleyici kuruluşların bilgi sistemlerinin işletimine ve bu Kanun çerçevesindeki denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek / ı) Yerli veya yabancı akademisyen veya uygulamacılardan oluşan çalışma gruplarına veya kişilere, mevcut veya gelecekteki düzenleme tercihlerinde esas teşkil etmek üzere sermaye piyasalarına ilişkin ulusal veya uluslararası nitelikli bilimsel araştırmalar yaptırmak / i) Kurulun üyesi bulunduğu uluslararası kuruluşlar, mali, iktisadi ve mesleki teşekküller ile Türkiye’nin doğrudan üyesi bulunduğu uluslararası kuruluşların çalışmalarına katılmak, bu kuruluşlarla ortak projeler geliştirmek ve projelerine katkıda bulunmak / j) Kurulun görev alanı ile ilgili uluslararası kuruluşlara, mali, iktisadi ve mesleki teşekküllere üye olmak / k) (Ek: 12/7/2013-6495/57 md.) Halka açık ortaklıkların yönetim kurullarında, yönetim kurulu üyelerinin tamamının veya bir kısmının görev süresinin dolması veya üyeliklerinin boşalması sebebiyle yönetim kurulu toplantı yeter sayısının sağlanamaması ve görev süresi dolan veya üyeliği boşalan yönetim kurulu üyelerinin yerlerine görev sürelerinin bitimini veya üyeliğin boşalmasını takip eden 30 gün içinde yeni yönetim kurulu üyelerini seçmek üzere genel kurulun toplanamaması veya genel kurulda yeter sayıda yönetim kurulu üyesinin seçilememesi durumunda, Kurul, yerlerine halka açık ortaklık genel kurulunca yeni üyeler seçilinceye veya Kurulca başka üyeler atanıncaya kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu toplantı yeter sayısını sağlayacak asgari sayıda, Kurulun kurumsal yönetim ilkelerinde sayılan bağımsızlık kriterlerini sağlayan yönetim kurulu üyelerini resen atar. Görev süresinin dolması nedeniyle boşalan halka açık ortaklık yönetim kurulu üyeliklerine Kurulca atamalar yapılıncaya kadar, görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri görevlerine devam eder. Kurulca yapılan resen atama sonucunda geriye kalan boş üyelikler için, kurumsal yönetim ilkelerinde sayılan bağımsızlık kriterlerini sağlayan, boş üye sayısının 3 katı kadar kişiyi halka açık ortaklığın ortaklarından aday göstermelerini talep eder. Kurul bu talebini ortakların halka açık ortaklıkta sahip olduğu pay oranlarını dikkate alarak belirler ve bu bentteki esaslara uygun olarak atama yapar. Olağan genel kurul toplantısını kanuni süresi içinde üst üste iki hesap dönemi içinde yapmayan ve yönetim kurulu üyeleri kısmen veya tamamen Kurulca yukarıdaki fıkralar uyarınca atanmış halka açık ortaklıklarda genel kurulun yetkileri YTM tarafından kullanılabilir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir. / (2) Kurul, yetkilerini, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanır. Kurul, kararlarının Resmî Gazete’de veya internet ortamı dâhil uygun vasıtalarla yayımlanmasına karar verebilir. Düzenleyici işlem niteliğindeki yönetmelik ve tebliğler Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konur. / (3) Kurul, yabancı ülkelerin sermaye piyasalarında düzenleme ve denetime yetkili muadili kuruluşlardan aldığı bilgi ve belgeleri, yargı organlarının talebi veya diğer suç teşkil eden konuların kovuşturulması hâlleri hariç, bu kuruluşlarla ilgili mevzuata göre imzalanacak mutabakat zaptı çerçevesinde ilgili mercilere intikal ettirebilir ve kullanabilir. / (4) Kurul Başkanlık teşkilatı, görevlerinin yerine getirilmesinde bakanlıklardan, ilgili resmî ve özel kuruluşlar ve kişilerden görüş ve bilgi isteyebilir. Bunlar söz konusu isteğe cevap vermek ve Kurulun görevlilerine gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. Kurul, kanunen başka merciler tarafından takibi gereken hususları ilgili mercilere intikal ettirir." hükmü yer almıştır.
Yukarıda yer alan tüm anlatım ve anılan mevzuat hükümleri, dava konusu uyuşmazlık ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Dava konusu uyuşmazlığın, davacı ile .... arasında imzalanmış olan ‘’Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi‘’ kapsamında gerçekleştirilmiş olan iş ve işlemlerden kaynaklandığı, 6362 sayılı Kanunun 3/ş maddesinde, türev araçlarının sermaye piyasası araçları içerisinde(kapsamında) kabul edildiği, sermaye piyasası araçlarıyla ilgili iş ve işlemlerin denetlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması konusu da dahil olmak üzere, geniş bir alanda 6362 sayılı Kanun’ un 128. maddesi uyarınca Kurulun görevli ve yetkili olduğu, dolayısıyla davacının söz konusu başvurusu hakkında karar alma ve/veya hukuki tesir ve sonuç doğuracak nitelikte işlem tesis etmek görev ve yetkisinin Kurula ait olduğu ve ayrıca bu yetki ve görevinin, bir başka birim tarafından kullanılacağına dair ilgili mevzuatta her hangi bir düzenlemenin de bulunmadığı hususları dikkate alındığında, dava konusu edilen işlemin tesisi konusunda görev ve yetkisi bulunmayan, Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığı tarafından tesis edilmiş olan dava konusu işlemde, yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmediği gibi, hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygun bulunan Mahkeme kararına karşı, tarafların yapmış oldukları istinaf başvurularının da reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2017 tarih ve E:2016/1772, K:2017/402 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup tarafların istinaf başvurularının kabulünü gerektiren bir neden de bulunmadığından, tarafların istinaf başvurularının yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, yargılama giderlerinin başvuruda bulunan taraflar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın ve davalı idare ile davacı tarafından ayrı ayrı olmak üzere fazla yatırılan 31,40 TL karar harçlarının istenilmesi halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca KESİN olarak, 09/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)