(213 S. K. m. 3, 31, 75) (193 S. K. Mük. m. 80)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, 2010 yılında gayrimenkul satışından elde ettiği değer artış kazancını beyan etmediğinin saptanması üzerine takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden salınan vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 11/04/2008 tarihinde satın alınan taşınmazın, 01/03/2010 tarihinde 74.000,00-TL bedel karşılığı satıldığı, söz konusu gayrimenkulün iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılması nedeniyle takdir komisyonu kararıyla; taşınmazın alıcısı ve davacı nezdinde düzenlenen tutanaklarla, gerçek alım/satım bedelinin 87.500,00-TL olduğunun beyan edilmesi nedeniyle maliyet bedelinin düşülmesi sonucunda kalan tutarın satış karı olduğu, bu tutardan tapu harcı ile değer artış kazancının doğduğu yıla ait istisna miktarı da indirildikten sonra belirlenen matrah üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle reddine karar veren İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nin 12/01/2017 tarih ve E:2016/1207, K:2017/41 sayılı kararının, yasal dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1.Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasında, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin yemin hariç her türlü delil ile ispatlanabileceği; şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu, 31/8 inci maddesinde, takdirin dayanağı ve takdir hakkında izahatın takdir komisyonu kararlarında yer alması gerektiği hükümlerine yer verilmiş, 74 üncü maddesinin a-1 bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak takdir komisyonlarının görevleri arasında sayılmış, 75 inci maddenin 1 inci fıkrasında, takdir komisyonunun 74 üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu Kanunda yazılı inceleme yetkisine haiz olduğu, 134 üncü maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 nci maddesinin birinci fıkrasının 6 ncı bendinde, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.) değer artışı kazancı olduğu, ikinci fıkrasında, bu maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade edeceği, üçüncü fıkrasında, bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 8000 Türk Lirasının gelir vergisinden müstesna olduğu, ‘safi değer artışı ‘ başlıklı mükerrer 81 inci maddesinin birinci fıkrasında, değer artışında safi kazancın, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacağı, hâsılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarının Vergi Usul Kanununun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunacağı, yedinci fıkrasında ise, mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edileceği, şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olmasının şart olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 10.7.2005 tarihinde üye olduğu konut yapı kooperatifinde bulunan hissesine ait bağımsız bölüm nedeniyle yapılan ferdileştirme işlemi sonucunda tapu kayıtlarına göre, tapu harcına esas olmak üzere beyan edilen 7.000,00.-TL bedelle 11.04.2008 tarihinde elde edilen taşınmazın 1.03.2010 tarihinde tapu harcına esas olmak üzere beyan edilen 74.000,00.-TL bedelle satıldığı, Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. Yazısı üzerine alıcının konut kredisi kullandığının saptanması nedeniyle alıcı nezdinde düzenlenen 27.07.2015 ve davacı nezdinde düzenlenen 31.07.2015 tarihli tutanaklarla gerçek alım/satım bedelinin 87.500,00.TL olduğunun tespit edilmesi ve değer artış kazancı kapsamında herhangi bir vergi beyannamesi verilmemesi nedenleriyle sevk edilen takdir komisyonunca; 87.500,00-TL satış bedelinden 44.234,28.TL maliyet bedelinin düşülmesi sonucunda kalan 43.265,72-TL'nın satış karı olduğu, bu tutardan 1.548,75-YTL tapu harcı ile değer artış kazancının doğduğu yıla ait 7.700,00-TL istisna miktarının indirilmesi sonucunda safi kazanç olarak belirlenen 34.016,97-TL üzerinden cezalı tarhiyat yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, tapuda 11.04.2008 tarihinde davacı adına tescil edilen taşınmazın Kanunda öngörülen beş yıl geçmeden 1.03.2010 tarihinde elden çıkarıldığı anlaşılmakla, bu satışdan elde edilen gelirin değer artışı kazancına tabi olduğu sonucuna ulaşılmakla birlikte; inceleme yetkisine haiz olan takdir komisyonunca gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesi uyarınca, taşınmazın tespit edilen gerçek satış tutarından, gerçek maliyet bedelinin (davacı tarafından, kooperatife ödenen bedellerin toplamının) taşınmazın davacı tarafından satışı sırasında yapılan giderler ile ödenen vergi ve borçların indirilmesi (ayrıca iktisap bedeline Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranının uygulanması) suretiyle değer artış kazancının bulunması ve ayrıca Yasada öngörülen istisna tutarının düşülmesi sonucunda, değer artışı kazancı varsa bu kazanç tutarına göre matrah takdirinin yapılması gerekirken, belirtilen hususlarda her hangi bir araştırma ve somut tespit yapılmaksızın ve tespit edilecek gerçek giderlerin ve bunların gerçek tutarlarının gider indiriminde değerlendirilmeksizin belirlenen matrah üzerinden yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 12/01/2017 gün ve E:2016/1207, K:2017/41 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan 214,00 TL yargılama gideri ile 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesi'nce H.M.K'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, 29/05/2017 tarihinde oyçokluğuyla kesin olmak üzere karar verildi.
AZLIK OYU
İstinaf başvurusuna konu İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nce verilen 12/01/2017 gün ve E:2016/1207, K:2017/41 sayılı kararı, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğundan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki karara katılmıyorum. (¤¤)