(2709 S. K. m. 35) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Tekirdağ ili, Şarköy … İlkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 25.08.2016 tarih ve 9072409 sayılı işlemin iptali ile aylığından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada, davanın reddi yolunda Tekirdağ İdare Mahkemesince verilen 15/12/2016 gün ve E:2016/1338, K:2016/1212 sayılı kararın; Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri ve Danıştay içtihatlarına aykırı olduğu, 4688 sayılı Yasanın davacı lehine getirdiği düzenlemelerin aleyhe yorumlanarak karar verildiği, üyesi olduğu sendikanın aldığı karara uymasından dolayı göreve gelmeme halinin mazeret olarak kabulü gerektiği ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; Tekirdağ ili, Şarköy … İlkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 25.08.2016 tarih ve 9072409 sayılı işlemin iptali ile aylığından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34.maddesinde "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesinde, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilini işleyen memura, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılması şeklinde uygulanacak aylıktan kesme cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. Maddesinde "Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiş; "Sendika ve Konfederasyonların Yetki ve Faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinde ise " Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler
a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek.
...
d) Üyelerin mesleki yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak. " hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin dernek kurma ve toplantı özgürlüğünün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, üyesi olduğu sendikanın çağrısına uyarak görevine gitmeyen ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılan iki başvurucu hakkında verdiği, 18.09.2014 tarihli, 2013/8463 başvurulu numaralı ve 06.01.2015 tarihli, 2013/8517 başvuru numaralı kararlarında; demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığının sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşeni olduğu, demokrasilerde böyle bir örgütün Devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip olduğu, istihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikaların, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçası olduğu,örgütlenme özgürlüğünün, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasından yararlanacağı,şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilmez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin demokrasiye hizmet edemeyeceği ve hatta tehlikeye düşüreceği belirtilmiş ve başvuruya konu disiplin cezası değerlendirmesinde,dava konusu eylem gününün, tüm ülkede önceden bildirildiği, söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edildiği de ileri sürülmediğinden başvurucunun bu eyleme katılarak sendikal hakkını kullandığına karar verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15/09/2009 tarihli Kaya ve Seyhan-Türkiye kararında (Başvuru No: 30946/04); sendika üyesi kamu görevlilerinin, alınan karar uyarınca düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve gelmedikleri için disiplin cezası verilmesinin, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının "acil bir sosyal ihtiyaca "tekâbül etmediği ve bu nedenle "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna varmış, başvuranların gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava konusu olayda; Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun 22/12/2015 tarihli, 92 sayılı kararı ile''Savaşa Hayır Barışı Savunacağız şiarıyla ortak pankart, afiş, bildiri ve stickerler hazırlanarak web sayfalarında yayınlanmasına, 29 Aralık 2015 tarihinde Konfederasyonlarımıza bağlı sendika üyelerinin hizmet üretiminden gelen gücü kullanarak işyerlerinden çıkıp tüm illerde merkezi alanlarda basın açıklamaları yapmalarına " karar verildiği, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının 25.12.2015 günlü yürütme kurulunda sendikanın bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikası ve diğer emek ve meslek örgütlerinin birlikte almış olduğu 92 sayılı kararın gereği olarak, aynı gerekçeler ile "29 Aralık 2015 tarihinde 1 günlük hizmet üretmeme kararının hayata geçirilmesine yönelik" karar alındığı, davacının bağlı olduğu sendikanın aldığı karar uyarınca iş bırakma eylemine katıldığı, davacının bu eyleme katılarak özürsüz olarak bir gün göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, davanın bu disiplin cezasının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın ve sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırılığına karar verilmiş olmasından dolayı işlem nedeniyle davacının aylığından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekeceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Tekirdağ İdare Mahkemesince verilen 15/12/2016 gün ve E:2016/1338, K:2016/1212 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının maaşından yapılan kesinti tutarının dava açma tarihi olan 22/09/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 233,15-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, artan posta ücretinin davacıya iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 21/06/2017 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY: Dava dosyasının incelenmesinden, istinafa konu İdare Mahkemesi kararında 2577 sayılı Kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf isteminin reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)