İSTEMİN ÖZETİ: Tacikistan vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının giriş yasağı bilgilerinde hakkında Mit Müsteşarlığı'nın N 387-81841852 sayılı yazısına istinaden G87-Genel güvenlik tahdit kaydının bulunduğu, bu nedenle Adana Valiliği'nce hakkında sınırdışı etme ve idari gözetim kararı verildiği, "Yurda Girişi Yasaklanan Yabancılar" kapsamına alındığının görüldüğü, uluslararası korumanın amacının başvuru sahibi kişilerin ülkede ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen sebepler dışında kalmalarına izin verilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği ve anılan statünün amacının zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve gerçekten bu riski taşıyan şahısların ülkede belirlenen statü içerisinde kalmalarına izin vermek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davacının uluslararası koruma talebinin reddedilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/01/2017 gün ve E:2016/2672, K:2017/86 sayılı kararın, davacı vekili tarafından, mahkemece davacı hakkında menfi hiçbir somut delil ve ciddi emare bulunmamasına rağmen yalnızca gerçek dışı istihbari bilgilere dayanarak hüküm tesis edildiği, davacının kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğunun sabit olması halinde dahi kendisine şartlı mülteci sıfatı verilmesi gerektiği, bu nedenle hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdare tarafından davacı hakkında uluslararası korumaya ilişkin alınmış ve tebliğ edilmiş herhangi bir karar bulunmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işleme karşı dava açılmadığından davanın reddi gerektiği ileri sürülerek istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/01/2017 gün ve E:2016/2672, K:2017/86 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davacı tarafın istinaf isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, Mahkemesince dava safhasında adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilmediği anlaşılan istinaf safhasına ait 85,70-TL başvuru harcı ve 33,00-TL posta giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 23/06/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Dava, Tacikistan vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen istinaf başvurusuna konu 11/01/2017 gün ve E:2016/2672, K:2017/86sayılı kararında; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 92. maddesi hükmünden hareketle ve davacının 14/05/2015 tarihinde sığınma başvurusunda bulunduğu, idarece başvuru hakkında bu tarihten itibaren altı ay içinde bir karar verilmediği ve davacının da bilgilendirilmediğinden bahisle zımni ret işleminin oluştuğu sonucuna varılarak davanın esası incelenerek karar verilmiştir.
Davalı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nce dosyaya sunulan 09/08/2016 tarihli davaya cevap dilekçesi, 19/10/2016 tarihli ikinci cevap dilekçesi ile 01/06/2017 tarihli istinaf talebine cevap dilekçesinde, davacı hakkında uluslararası korumaya ilişkin alınmış ve tebliğ edilmiş herhangi bir karar bulunmadığı tekraren belirtilmiş, davacının uluslararası koruma başvurusunun zımnen reddedildiği kabul edilmemiş ve buna bağlı olarak zımnen ret işleminin hukuka uygunluğuna yönelik herhangi bir savunmada da bulunulmamıştır.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 78. maddesinin birinci fıkrasında, "Başvuru, kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır. Kararın bu süre içinde verilmemesi halinde başvuru sahibi bilgilendirilir." hükmüne yer verilmiştir.
Belirtilen Yasa hükmünde uluslararası koruma başvurusunun kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılması gerektiği öngörülmüş ise de bu sürenin aşılabilmesine de imkan tanındığından, yalnızca başvuru sahibinin altı aylık süre içinde karar verilemediği hususunda bilgilendirilmemiş olmasının, idarenin bu yönde bir ikrarı bulunmadığı sürece uluslararası koruma başvurusunun zımnen reddedildiği şeklinde yorumlanması, idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimini yapmakla yetkili bulunan İdare Mahkemesince yürütme görevinin kısıtlanmasına ve idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesine yol açacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosyanın incelenmesinden, davacının uluslarası koruma başvurusunun reddine ya da zımnen reddine ilişkin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir idari işlemin varlığından söz edilmediğinden İdare Mahkemesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1(b) maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken uluslararası koruma başvurusunun zımnen reddedildiği varsayımıyla işin esasına girilerek davanın reddi yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Öte yandan, 2577 sayılı Yasanın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacakları hükme bağlandığından; işin esasına geçilmesi durumunda, istinaf başvurusunun reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin çoğunluk kararına katılıyorum. (¤¤)