(213 S. K. m. 116, 117, 122, 124) (2577 S. K. m. 45) (2464 S. K. m. 86, 89, 90)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, adına 2011 ve 2014 yılları için tahakkuk ettirilen yol harcamalarına katılım bedelinin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; Ankara İli, ….. İlçesi, …. Mahallesi, ….. adresindeki 46628 Ada, 1 Parselde kayıtlı taşınmaz nedeniyle 2011 ve 2014 yıllarına ilişkin olarak ödediği toplam 33.588,84-TL yol harcamalarına katılım payının iadesi istemiyle yaptığı başvuruya verilen cevabı ret işlemi sayan davacı tarafından, anılan işlemin iptali talebiyle Ankara 7. Vergi Mahkemesinin E:2016/1097 sayılı dosyasında açtığı davada, dava açma süresi geçirildikten sonra idareye yapılan başvurunun reddi sonrasında şikayet yoluna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen 23.06.2016 tarih ve K:2016/1181 sayılı "merciine tevdi" kararı üzerine dosyanın gönderildiği davalı idarenin 08.08.2016 tarih ve E.24765 sayılı yazısıyla yapılan tahakkukta herhangi bir yanlışlık olmadığından bahisle iade istemini reddettiği, söz konusu şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın iadesi talebiyle görülmekte olan davanın açıldığı, 213 sayılı Kanun uyarınca mükelleflerce yapılan düzeltme başvurularının kabulünün, vergi muamelelerinde açık bir vergilendirme veya hesap hatası bulunması ve uyuşmazlığın hukuki bir nitelik taşımaması hallerinde mümkün olabileceği, bu hususlar bulunmadığı halde yapılan düzeltme ve şikayet başvurularının reddi icap ettiği gerekçesiyle reddeden Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 30/01/2017 gün ve E:2016/1520, K:2017/160 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu; davacı adına tahakkuk ettirilen yol harcamalarına katılım payının iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davayı; ortada düzeltme ve şikayet başvurusuna konu edilebilecek nitelikte vergilendirme hatası bulunmadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmıştır. Bu maddeler uyarınca düzeltilmesi vergi dairelerinden istenebilecek vergi hatasının tanımı ise, aynı Kanunun 116. maddesinde, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak yapılmış, 117. maddesinin 2. fıkrasında da, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanmasının, "hesap hatası" olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından; adına tahakkuk ettirilen yol harcamalarına katılım payının hesaplanmasında hata yapıldığı ileri sürüldüğünden, anılan iddianın vergilendirme hatası kapsamında kabul edilip edilemeyeceği hususu, uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arzetmektedir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 86. maddesinde, belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce maddede belirtilen şekillerde inşa, tamir ve genişletmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkışı olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrımenkullerin sahiplerinden yol harcamalarına katılma payı alınacağı; 89. maddesinin ilk fıkrasında, harcamalara katılma paylarının, bir program dahilinde veya istek üzerine doğrudan doğruya yapılan işlerde, bu hizmetler dolayısıyla yapılan giderlerin tamamı olduğu, şu kadar ki yapılacak giderler peşin ödendiği takdirde bu payların ilgililerden yüzde yirmibeş noksanı ile alınacağı, ancak, bu tür hizmet giderlerinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile İller Bankası tarafından tespit edilen ve yayınlanan rayiç ve birim fiyatlara göre hesaplanan tutarı aşamayacağı; ikinci fıkrasında, özel devlet yardımları, karşılıksız fon tahsisleri, bu işler için yapılacak bağış ve yardımlar ve istimlak bedellerinin giderler tutarından indirileceği; üçüncü fıkrasında ise, harcamalara katılma paylarının bina ve arsalarda vergi değerinin yüzde 2'sini geçemeyeceği; 90. maddesinde de, yol harcamalarına katılma payının, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan gayrimenkul sahipleri arasında ve 89. maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirileceği, hükme bağlanmıştır.
2464 sayılı Kanun'un yukarıda bahsi geçen hükümleri uyarınca; mükellefin hissesine düşen yol harcamalarına katılım payı hesaplanırken, sadece, mükellefe ait gayrımenkulun cephesine düşen yolların inşa, tamir ve genişletme maliyetinin hesaplanarak, sadece o yollara cephesi bulunan mükelleflerin hissesi oranında mükellef adına tahakkuk yapılması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; yola cephesi bulunan davacıya ait gayrimenkul nedeniyle 46628 ada 1 parselin cephesine isabet eden Fatih Sultan Mehmet Bulvarına 2011 yılında, Malazgirt 1071 caddesine 2014 yılında yapılan asfalt kaplama çalışmalarından dolayı gayrimenkullerin vergi değerinin % 2'sini geçmeyecek oranda hesaplanarak iki adet ihbarname içeriği olarak toplam 33.588,84-TL dava konusu yol harcamalarına katılım payının hesaplandığının belirtilmesine karşın, savunma ekinde dosyaya sunulan iş emri, keşif özeti, ibra ve geçici kabul tutanağı incelendiğinde, 31/12/2011 tarihli ibra geçici kabul, keşif özeti, iş emri tutanağında Fatih Sultan Mehmet Bulvarında yapılan beton asfalt kaplama işinin hangi alanlarda yapıldığının belirlendiği hanenin "muhtelif mahalle" ibaresi yazılarak düzenlendiği, davacının taşınmazının yer aldığı mahallenin olup olmadığının belli olmadığı, 2014 yılına ilişkin olarak ise; 1071 Malazgirt Caddesinde yapılan çalışmaya ilişkin olarak Şehit Osman Avcı mahallesi olarak belirtildiği, davacının gayrimekulunun cephesinin olduğu yolların hangileri olduğunun belli olmadığı, bu hususunun yanısıra, davacıdan talep edilen katılım paylarının emlak vergisi rayiç değerlerinin sırasıyla dosyaya sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda, 2011 yılı için belirlenen rayiç değer olan 260.144,25 TL'sının %2'si olan 5.202,88 TL ve 2011 yılı için belirlenen rayiç değer olan 388.175,00 TL'sının %2'si olan 6.763,50 TL'sından fazla miktarda hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı adına yol harcamalarına katılım payının hesaplanırken, davacıya ait gayrimenkulün cephesinin hangi yola olduğunun belirtilmesi ve sadece davacıya ait gayrimenkulün cephesinin olduğu yollara ilişkin yapılan işin maliyeti esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken, böyle bir ayırıma gidilmeksizin yasada belirlenen yüzdelik dilimin üzerinde yol harcamalarına katılım payının hesaplanmasında "vergilendirme hatası" bulunduğu sonucuna varılmakla, aksi yoldaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf isteminin kabulüne, Ankara 3. Vergi Mahkemesince verilen 30/01/2017 gün ve E:2016/1520; K:2017/160 sayılı kararın kaldırılmasına; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davalı İdarenin 08.08.2016 tarih ve E.24765 sayılı işleminin iptaline, aşağıda gösterilen 284,80-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.210,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarların kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kesin olarak 21.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)