(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 31, 45, 46, 49) (6100 S. K. m. 323, 332, 400, 402, 405, 447)
İSTEMİN ÖZETİ: Denizli İli, ...... İlçesi, ...... Mahallesi, ...... Caddesi No: 23 adresinde bulunan ve tapuda Denizli İli, ...... İlçesi, .... Mahallesi, ...... Mevkii, 747 sayılı parselde kayıtlı olan, 23.800,00 m2 yüzölçümündeki müfrez tarla vasfındaki taşınmazın maliki olan davacı tarafından, 13.01.2015 günü kanalizasyon termal sularının basması sonucu taşınmazındaki dikili ağaçların ve ekili ürünlerin zarar gördüğünden bahisle davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 4.712,50 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat ve 895,40 TL tespit giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; olayda; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi uyarınca idarelerin her türlü işlem ve eylemlerinden sorumlu olduğu, davacı tarafından yaptırılan, Mahkemelerince de hükme esas teşkil edebilecek nitelikte görülen ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü'nün 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400. ve 401. maddelerine uygun olarak Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.İş sayılı dosyası üzerinden bilirkişi marifetiyle yaptırılan ve davalı idareye tebliğ edilen 28.01.2015 ve 04.03.2015 tarihli bilirkişi raporlarına göre "logarların kanalizasyondaki sıcak termal sularını kaldıramadığından logarlardan taşan kirli sıcak suyun aşağıya doğru gelerek davacının taşınmazına dökülmek suretiyle taşınmazın kirli sıcak suyla dolduğu, bu nedenle taşınmazda ekili olan arpa, ıspanak ile toprak yığınının zarara uğradığı, davacının uğradığı toplam maddi zararın 4.712,50 TL olduğu, bu zararın2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 2. ve Ek.5. maddeleri uyarınca davalı idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmet kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından davacının 4.712,50 olan maddi zararının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan; davacının, meydana gelen maddi zararının belirlenmesi amacıyla Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/3 D.İş sayılı dosyası üzerinden yaptırdığı tespitte 931,40 TL masraf yaptığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323 maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi hükmü uyarınca geçici hukuki koruma tedbiri niteliğinde olan tespit giderlerinin yargılama giderlerinden sayılması ve Mahkemelerince davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle söz konusu 931,40 TL tespit giderinin de davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmekte ise de, davacının dava dilekçesinde tespit gideri olarak 895,40 TL ödenmesini talep etmesi nedeniyle, 895,40 TL tespit giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, davacının manevi tazminat istemine yönelik olarak ise, idarenin hizmet kusuru nedeniyle kanalizasyon termal sularının basması sonucu davacının taşınmazındaki dikili ağaçların ve ekili ürünlerin zarar gördüğü, davacının 78 yaşında yaşlı bir insan olduğu da düşünüldüğünde meydana gelen zarar nedeniyle bir elem ve üzüntü duyduğu, bu nedenle davacının meydana gelen olay nedeniyle manevi zarara uğradığının kabulü gerektiği, olayın oluş şekli, idarenin kusuru ve meydana gelen zararın miktarı dikkate alındığında; takdiren davalı idarece davacıya 1.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise yerinde olmadığı sonucuna varılmış olup, davacının 4.712,50 TL maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiği, davacının 5.000,00 TL manevi tazminat talebinin 1.000,00 TL'lik kısmının kabul edilmesi ve fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminatın kabulü, manevi tazminatın ise kısmen kabulü yolunda Denizli İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 08/02/2017 tarih, E: 2015/1198, K: 2017/336 sayılı kararın; davalı idarece, kabule ilişkin kısmına yönelik olarak, usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, zararın oluşumuna davacının sebebiyet verdiği, davacının zararı ile idari eylem arasında illiyet bağı bulunmadığı, tespit dosyası içindeki raporun yetersiz olduğu, eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı hususları ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükmü veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, Denizli İli, ...... İlçesi, ...... Mahallesi, ...... Caddesi No: 23 adresinde bulunan ve tapuda Denizli İli, ...... İlçesi, …..Mahallesi, ...... Mevkii, 747 sayılı parselde kayıtlı olan, 23.800,00 m2 yüzölçümündeki müfrez tarla vasfındaki taşınmazın maliki olan davacı tarafından, 13.01.2015 günü kanalizasyon termal sularının basması sonucu taşınmazındaki dikili ağaçların ve ekili ürünlerin zarar gördüğünden bahisle davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 4.712,50 TL maddi tazminat, 5.000,00 TL manevi tazminat ve 895,40 TL tespit giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın 4.712,50-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 23.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden hukuka ve usule uygun olduğundan kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kararın, 931,40-TL tespit giderine ilişkin kısmına yönelik istinaf istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31/1. maddesinde, "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükununu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır..." hükmü yer almaktadır. Anılan hükümle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göndermede bulunulmuş, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinin 2. fıkrasında "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 16/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmü getirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderlerinin kapsamı sayılmakta olup, (h) bendinde, "yargılama sırasında yapılan diğer giderler" de yer almakta; 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmekte; 332. maddesinde, yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği belirtilmekte; anılan Kanunun 400. maddesinde taraflardan her birinin, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebileceği, delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığının gerekeceği, kanunda açıkça öngörülen haller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyorsa hukuki yararın var sayılacağı, 402. maddesinde mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılmayacağı, 405. maddesinde de delil tespiti dosyasının, asıl dava dosyasının eki sayılacağı ve onunla birleştirileceği, asıl davanın taraflarından her birinin, iddia ve savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabileceği kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Kanunun 323. maddesinde yer alan "diğer yargılama giderleri", bir davada harçlar ve vekalet ücreti gibi maddede sayılanlar dışında yapılan, yargılama için zorunlu olan bir iş veya hizmetin gerektirdiği bütün giderlerdir. Bunlar arasında delil tespiti giderleri de bulunmaktadır. Delillerin tesbiti ister dava açılmadan önce, ister dava açıldıktan sonra yapılmış olsun, harç, tebligat, şahit, keşif, bilirkişi ücreti ve avukatlık parası gibi bir takım giderlerin istek sahibi tarafından peşin ödenmesini icap ettirmektedir. Dava açıldıktan sonra davanın görüldüğü mahkeme aracılığıyla yaptırılan delillerin tesbiti giderlerinin dava giderlerinden olduğunda şüphe yoktur. Dava açılmadan önce yapılan delillerin tespiti giderlerinin yargılama giderlerinden mi, yoksa dava ile talep edilen şeye, davanın konusuna ilave edilebilecek olan masraflardan mı sayılıp sayılmayacağı hususunda; HMK' nun 323. maddesinde yargılama giderleri şunlardır denildikten sonra (a) bendinden (ğ) bendine yargılama giderlerine dahil bulunan giderler sıralanmış, bu arada harç, keşif, tanık, bilirkişi ve avukatlık ücretleri de sayılmıştır ki, bunlar delillerin tesbitinde de mahkeme aracılığıyla yapılan giderlerle tam bir benzerlik göstermektedir. Aslında dava sırasında yapılması gereken delil toplanması işleminin, ileride ikame edilecek davada dermeyan olunacak bir hususun sonradan kaybolma veya edilmemesi gibi nedenlerle daha önceden, delillerin tesbiti yoluyla toplanması ve bunun için bazı giderlere katlanılması, bu giderlerin sırf davadan önce yapıldığı nedeniyle dava giderleri dışında bırakılmasını gerektirmez. HMK'nun 405. maddesine göre delil tespiti dosyasının, asıl dava dosyasının eki sayılmakla, delillerin tesbiti işleminin davadan önce veya davadan sonra yapılmış olmasına bakılmaksızın davanın bir parçası ve davanın içinde sayılacağı ifade edilmek istenmiştir. Bu nedenlerle delil tesbiti giderlerinin dava giderlerinden sayılması zorunluluğu vardır.
Öte yandan, yargılama giderlerine faiz yürütülmesine imkan veren bir yasal düzenleme ise mevcut bulunmamaktadır.
Bu durumda; davacı tarafından dava açılmadan önce Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/3 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitine ilişkin yargılama giderleri olarak ödediği 895,40 TL'nın, dava yargılama giderleri arasında yer verilmesi ve davada haklı çıkması nedeniyle davalı idarece bu yargılama giderinin de davacıya ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, davada talep edilen maddi tazminat kalemleri arasına dahil edilerek bu miktara, 23/12/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamakta ve kararın, maddi tazminat talebinin 895,40- TL delil tespiti yargılama giderine "ilk 23.12.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine" ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, delil tespiti giderlerine yargılama giderlerinin dökümü bölümünde yer verilerek yargılama giderleri hesabına dahil edilmesi gerekirken, talep edilen tazminat miktarı içerisine dahil edilerek bu şekilde hüküm kurulmak suretiyle; 895,40 TL üzerinden fazladan nispi karar harcı hesaplanmasına sebebiyet verilmiş bulunmaktadır.
Buna göre; 895,40 TL delil tespiti giderlerinin tazminat miktarına dahil edilmesiyle, Harçlar Kanunu gereğince hükmedilen tazminat miktarı üzerinden Binde 68,31 oranında nispi olarak hesaplanmakta olan nispi karar harcının hesabına dahil edilerek, fazladan bu miktarda nispi karar harcına hükmedilerek yargılama giderleri arasında yer verilmesinde de mevzuata uyarlık bulunmadığından, 895,40-TL tespit giderlerine isabet eden 61,16 TL nispi karar harcının, hükmedilen yargılama giderleri arasında yazılı nispi karar harcı miktarından düşürülmesi gerekmektedir.
Kararın manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmına gelince;
Manevi tazminat gerçekte bir tazmin aracı değil, tatmin vasıtası olup kişinin duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle manevi tazminat adı altında bir miktar para verilerek kişinin bu yoldan tatmin edilmesi olup, sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, idarenin hizmet kusuru nedeniyle kanalizasyon termal sularının basması sonucu taşınmazındaki dikili ağaçların ve ekili ürünlerin zarar görmesi nedeniyle elem ve üzüntü duyduğundan söz edilemeyeceğinden manevi tazminat isteminin tazmini mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun 4.712,50-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 23.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmı yönünden reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Denizli İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 08/02/2017 tarih, E: 2015/1198, K: 2017/336 sayılı kararın 895,40 TL delil tespiti giderlerinin maddi tazminat tutarı içerisinde gösterilmesine ve 23.12.2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine yönelik kısmının ve 1.000,00-TL manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın belirtilen talebe yönelik olarak reddine, 895,40-TL delil tespiti giderlerinin yargılama giderleri arasında kabulüne, kararın yargılama giderleri bölümünde yer alan kabul edilen maddi tazminata yönelik 383.07-TL nisbi karar harcının 321,91-TL olarak düzeltilmesine, reddedilen manevi tazminata ilişkin davacıdan fazladan alınan 68,31-TL nisbi karar harcı ile delil tespiti giderine yönelik fazladan alınan 61,16-TL nisbi karar harcının istemi halinde Mahkemesince davacıya iadesine, manevi tazminatın reddedilen kısmına yönelik olarak vekalet ücretine Mahkemesince hükmedildiğinden Dairemizce reddedilen manevi tazminata ilişkin olarak yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına, istinaf aşamasına ait yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, kesin olarak 08/06/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)