(2330 S. K. m. 2) (3713 S. K. m. 21, Ek. m. 1)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, murisleri .......'ün, 13.12.1992 tarihinde kendine ait traktör ile tarladan evine dönmekte iken oğlu ile birlikte PKK terör örgütü mensupları tarafından Devlete yakın olduğu gerekçesiyle kaçırıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığından bahisle adı geçen şahsın şehit sayılması istemiyle yaptıkları 12.01.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin 01.02.2016 tarih ve 1208 sayılı Batman Valiliği işleminin iptali istemiyle açılan davada; mevzuatımızda "şehitlik" tanımını yapan bağlayıcı bir düzenlemenin bulunmadığı, davacılar tarafından, babalarının ''Şehit'' statüsüne alınarak şehit sayılması istemiyle Batman Valiliği'ne yapılan başvurunun .......'ün şehit sayılması ile ilgili gerekli belgelere rastlanılmadığından bahisle reddi üzerine açılan davada, Mahkemelerinin 10.01.2017 tarihli ara kararı ile dava konusu işlemin hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde tesis edildiğinin bildirilmesinin istenmesi üzerine, verilen cevapta 2330 sayılı Kanun ve bu kanunun uygulanması hakkında yönetmelik gereği düzenlenmesi gereken belgelerin eksik olması nedeniyle şehit sayılarak 2330 sayılı Kanun kapsamından yararlandırılmalarının mümkün bulunmadığının savunulmuş olması karşısında, uyuşmazlığın çözümünün adı geçen 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre çözümlenmesinin bir zorunluluk arz ettiği, dava dosyasının incelenmesinden, davacıların murisi olan .......'ün 13.12.1992 tarihinde çift sürüp, kendine ait traktör ile evine döndüğü sırada oğlu ....... ile birlikte PKK terör örgütü tarafından kaçırılması sonucu bir daha kendisinden haber alınamaması sebebiyle adı geçen şahsın şehit sayılması istemiyle yapılan 12.01.2016 tarihli başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, davacıların başvuru dilekçesinde .......'ün Kozluk İlçe Jandarma Komutanı tarafından karakolların yapımı için görevlendirildiği, karakol yapımında teşeronluk yapan murisin askeri personelle olan iyi ilişkileri sebebiyle PKK terör örgütünün hedefi haline geldiği, babası ile birlikte kaçırılan .......'ün korucubaşı .......'ın öldürülmesi eyleminin gerçekleştirilmesi durumunda .......'ün bırakılacağı belirtilerek, bu şartla serbest bırakıldığı, .......'ün eylem için kendisine verilen iki adet el bombasını Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığı'na teslim ederek durumu anlattığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen bir sonuca ulaşılamadığı, babalarının bu sebeple öldürüldüğü belirtilerek, konuya dair bilgisi olduğunu belirttikleri İlçe Jandarma Komutanı ......., .......... Köyü Muhtarı ......., .......... Köyü muhtarı ......., .......... Köyü muhtarı .......'ın ifadelerinin alınarak, babalarının şehit sayılması istemli başvuruda bulundukları, Batman Merkez Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan araştırmada ......., ......., ......., ......., ......., ......., ....... ve .......'ün beyanlarına başvurulduğu, diğer tanıklar dönemin Tabur Komutanı ......., ......., ....... ve .......'ün adreslerinin sorumluluk bölgesi dışında olmasından dolayı ifadelerinin alınamadığına ilişkin tutanak düzenlendiği, araştırma tutanağında yer alan beyanlardan da anlaşılacağı üzere PKK BTÖ mensupları tarafından İlçe Jandarma Komutanlığı ile iltisaklı olmaları nedeniyle kaçırılmış ve etkisiz hale getirilmiş olabileceğinin değerlendirildiği, .......'e terör olayları nedeniyle kolluk kuvvetlerince bir görev verilip verilmediği, bu şahsın yardımcı olup, olmadığı hususunda Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığı'nda bir kayıt bulunmadığının belirtildiği, görev tevdi edebilecek dönemin Jandarma Karakol Komutanı ....... (kimlik ve adres bilgileri belirtilerek) ile Tabur Komutanı ....... (kimlik, telefon ve adres belirtilerek)'dan bilgi alınabileceğinin belirtildiği, dosya kapsamında dönemin Jandarma Karakol Komutanı .......'in ifadesine başvurulduğuna dair bir belge bulunmadığı, kaçırılma olayına ilişkin olarak başlatılan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 1993/430 Soruşturma numaralı dosyası kapsamında ....... ....... tarafından ....... ve .......'ün kaçırılması olayına ilişkin verilen ifadede ''Devlet adamı oldukları için ......., ....... ve ....... tarafından kaçırıldıkları, .......'ın evine el bombası atması şartıyla .......'ün bırakıldığı, el bombası atmadığı için, .......'ün öldürüldüğü, kaçıran ve öldürenlerin ölü olduğunun'' belirtildiği, soruşturma dosyasında zamanaşımı süresi dolduğundan 07/01/2013 tarih ve 2013/70 karar numarası ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, her ne kadar davacılar tarafından ''Şehit'' statüsü verilmesi istemiyle başvuru yapılmış ise de başvurucuların muradının şehit sayılarak 2330 sayılı Kanun kapsamından yararlandırılması olarak kabul edilerek tesis edilen işlemde ....... adlı .......'un alınan ifadesi, başvurulanların alınan ifadeleri ve kolluk kuvvetlerince yapılan araştırma sonucu hazırlanan tutanak birlikte değerlendirildiğinde ....... ve oğlu'nun Devlet yanlısı olduğu, İlçe Jandarma Komutanlığı ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle kaçırılmış ve .......'ün oğlunun örgüt adına eylem yapmaması sebebiyle öldürülmüş olduğunun kabulü gerekmekte olup, olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve başvurunun gerekli şartları sağladığından, .......'ün şehit sayılması ile ilgili gerekli evraklara rastlanmadığı gerekçesiyle reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Batman İdare Mahkemesi'nce verilen 08/02/2017 gün ve E:2016/406, K:2017/164 sayılı kararın; adı geçen kişinin ....... Köyü sakinlerinden olduğu ve güvenlik güçleriyle herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, gaiplik olayının herhangi bir kamu hizmetinin ifasından dolayı meydana gelmediği ve terörle mücadele konusunda bir görevinin bulunmadığı, kamu ile ilgili olan herhangi bir görevinden dolayı kaçırılmadığı, bu nedenle 2330 veya 3713 sayılı Kanunlar kapsamında şehit sayılmasına olanak bulunmadığından bahisle istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: 2330 sayılı Kanun'un 2. ve 3713 sayılı Kanun'un 21/j maddesinin, terörle mücadelede yardımcı olanların da şehitlikle ilgili haklardan yararlandırılmasına ilişkin düzenlemeler içerdiği, dosya içinde bulunan tanık ifadeleri ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyası muhteviyatından, murislerinin bu kapsama girmesi gerektiğinin açıkça anlaşıldığı, bu nedenle şehit sayılması gerektiği, işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu öne sürülerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, davacılar tarafından, murisleri .......'ün, 13.12.1992 tarihinde kendine ait traktör ile tarladan evine dönmekte iken oğlu ile birlikte PKK terör örgütü mensupları tarafından Devlete yakın olduğu gerekçesiyle kaçırıldığı ve bir daha kendisinden haber alınamadığından bahisle adı geçen şahsın şehit sayılması istemiyle yaptıkları 12.01.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin 01.02.2016 tarih ve 1208 sayılı Batman Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İdari yargıda istemle bağlılık ilkesinin bir sonucu olarak davanın konusunun davacı istemi çerçevesinde ve bununla sınırlı olarak oluşturulmasının gerektiği, bu kapsamda davanın konusunun ve hukuksal irdelemesinin davacının başvuru dilekçesinde yer verdiği istem çerçevesinde yapılması gerekmekte olup, idare tarafından istemin reddine ilişkin işlemde belirtilen gerekçeler ile dayanılan mevzuat hükümleri çerçevesinde davanın konusunun oluşturulmasına ve bu çerçevede istemin davacı iradesi dışında daraltılarak yargılama yapılmasına hukuken olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.
Bakılan davanın, davacılar tarafından PKK terör örgütü tarafından kaçırılarak öldürüldüğünü düşündükleri murislerinin "şehit" sayılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, idare mahkemesince ise bu çerçevede uyuşmazlığın ele alınıp sonuçlandırılması gerekirken yapılan ara kararı ile dava konusu işlemin hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde tesis edildiğinin idareden sorulduğu ve verilen yanıt üzerine uyuşmazlığın 2330 sayılı Kanundan yararlandırılması isteminin reddedilmesinden kaynaklandığı kabul edilerek yargılamanın bu Kanun hükümleri çerçevesinde yapıldığı, ancak davacıların idari başvuru, dava ve istinafa cevap dilekçelerinden davanın 2330 sayılı Kanundan yararlandırılma isteminin reddine ilişkin işlem olarak anlaşılmasını gerektirir herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi istinaf cevap dilekçesinde 2330 sayılı Kanun yanında 3713 sayılı Kanun hükümlerine de dayanıldığı görüldüğünden; idare mahkemesi tarafından uyuşmazlığın 2330 sayılı Kanun kapsamında şehit yakınlarına sağlanan haklardan yararlandırılma isteminin reddi ile sınırlandırılması suretiyle bu çerçevede iptal hükmü kurulmasında hukuki isabet görülmemiş, davanın konusunu, davacıların murislerinin şehit sayılması isteminin reddine ilişkin valilik işleminin oluşturduğu anlaşılmıştır.
Daha çok dini bir nitelik taşıyan "şehit" kavramının yazılı hukukumuzda bir tanımına yer verilmediği gibi kimlerin şehit sayılacağına ilişkin olarak da hukukumuzda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Türk milleti için büyük öneme sahip olduğu kuşkusuz olan şehitlik kavramının, askeri bir nitelik taşıdığı ve genel olarak ülkeyi düşmana karşı muhafaza sırasında hayatını kaybedenler için kullanıldığı şüphesizdir. Ancak zaman içinde terörle mücadele sırasında yaşamını yitiren güvenlik personeli ile bu mücadelede yararlılıkları veya görevi bulunması nedeniyle yine terör saldırısı sonucu hayatını kaybedenler için de "şehit", "görev şehidi", "sivil şehit" gibi kavramların kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu kavramların hiçbir hukuki altyapısı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, çeşitli hukuksal düzenlemelerle şehit yakınlarına birtakım haklar tanınmıştır. Bu çerçevede şehit yakınlarına nakdi tazminat ödenmesi, emekli aylığı bağlanması, ikramiye verilmesi, destek yardımı yapılması, öğrenim yardımında bulunulması, toplu konut gibi sosyal yardımlar sırasında öncelik tanınması, toplu ulaşım olanaklarından ücretsiz veya daha düşük ücretle yararlandırılması, askerlik hizmeti muafiyeti, kamuda işe alınma, kamu konutlarından veya kira yardımından yararlanma, kamu bankaları tarafından uygun oranlı kredi olanağından faydalanma, özel hastanelerden, askeri hastane ve ordu evlerinden yararlanma, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sağlanan olanaklardan öncelikle yararlanma gibi pek çok farklı Kanun ve Yönetmelik ile tanınan maddi haklar bulunmaktadır. Bu haklardan yararlanmaya ilişkin başvuruların bir kısmının valilikler tarafından sonuçlandırılması olanaklı ise de, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Toplu Konut İdaresi ve Belediyelerin de yetkili olduğu hususların bulunduğu görülmektedir.
Yine bu hakların her birisinden yararlanma koşul ve yöntemlerinin farklı olduğu, yakınının şehit olduğunu düşünen kişiler tarafından hangi yasal haklardan yararlanılmak isteniliyor ise o haklardan yararlanmak için yetkili merciye müracaat edilerek gerekli belgelerin sunulması gerektiği, farklı kanunlarda yer alan hakların tamamından aynı anda yararlanabilmeyi sağlayacak şekilde hukuki bir mekanizmanın mevcut olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, davacılar tarafından yararlanılmak istenilen hak belirtilmek suretiyle, o hakkın tanındığı mevzuata uygun olarak ve o konuda yetkili kılınmış olan kurum ve kuruluşlara başvurulması ve olumsuz yanıt verilmesi halinde o konuya yönelik olarak dava açılması gerekirken, doğrudan hukuki sonuç doğurması mümkün bulunmayan şekilde 13.12.1992 tarihinde PKK terör örgütü mensuplarınca kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan, bu nedenle hakkında gaiplik kararı verilen babaları .......'ün "şehit statüsüne alınarak şehit sayılması" istemiyle Batman Valiliğine yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde, -Valiliğe, kimlerin şehit sayılıp sayılmayacağına karar verme görev ve yetkisi veren bir düzenleme bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda- sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, iş bu kararın davacıların babası .......'ün ilgili kanunlar kapsamında şehit sayılmaması sonucunu doğurmayacağı, davacıların 2330 sayılı Kanun kapsamında babalarının şehit sayılması, tazminat ödenmesi, dul ve yetim aylığı bağlanması, 3713 sayılı Kanunun Ek 1.maddesi uyarınca istihdam hakkından yararlandırılma gibi kanunlarda somut olarak düzenlenen haklardan yararlanabilmek için yetkili mercilere başvuru yaparak, sonucuna göre dava açmalarına engel bir yönünün bulunmadığını, davacıların babasının şehit sayılıp sayılamayacağının, ancak şekilde yaratılacak bir uyuşmazlığın ele alınması sırasında değerlendirilebileceğini de belirtmek gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile, Batman İdare Mahkemesi'nce verilen 08/02/2017 gün ve E:2016/406, K:2017/164 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 117,70.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderinden ibaret 60,40.-TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 22.06.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)