İSTEMİN ÖZETİ: Azerbaycan uyruklu olan davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığının kazanılması için yapılan başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin 07.03.2016 tarih ve 2016/48 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkında yapılan arşiv araştırması sonucunda davacının 02.04.2009 tarihinde "fuhuş yapmak" suçundan hakkında adli işlem yapıldığı ve sınırdışı edildiği, bu durumun Türk Vatandaşlık Kanununun 16/1-b maddesinde düzenlenen ve vatandaşlığa alınma şartlarından biri olan "Evlilik birliği ile bağdaşmayacak faaliyette bulunmama" düzenlemesine uyarlı olmadığı gibi Türk kültür örf ve adetlerine aykırı davranışları nedeniyle ahlaki bakımdan iyi bir örnek teşkil etmeyeceğinin belirtilmesi karşısında, her ne kadar bu tespitten sonra davacı Türk Vatandaşı ile evliliği gerçekleştirmiş ise de bu evliliğin gerçek olmadığı hususunda tereddüdün giderilememesi de dikkate alındığında vatandaşlık başvurusunun, idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/02/2017 gün ve E: 2016/1430, K: 2017/409 sayılı kararın, davacı vekili tarafından, davacının evlilik öncesi işlediği fiil nedeniyle cezalandırılamayacağı, yasalara, genel ahlak ve adaba uygun evlilik birliği içerisinde hayatını sürdürdüğü, bu nedenle, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; Azerbaycan uyruklu olan davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığının kazanılması için yapılan başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin 07.03.2016 tarih ve 2016/48 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 10. maddesinin 1. fıkrasında, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancının, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabileceği, ancak aranan şartları taşımanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı kural altına alınmış; 16. maddesinin 1. fıkrasında, bir Türk vatandaşı ile evlenmenin doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacağı, ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancıların Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecekleri belirtilmiş, devamında, başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartlarının aranacağı kuralına yer verilmiştir.
Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 14. maddesinde, Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması, yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması yolları arasında sayılmış; 28. maddesinin 1. fıkrasında, il emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının, (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılacağı kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Azerbaycan uyruklu olan ve 06.02.2012 tarihinden itibaren Türk Vatandaşı ile evli bulunan davacının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığını kazanma istemiyle yaptığı başvurunun, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, davacının ... ismi ile 02.04.2009 tarihinde ''fuhuş yapmak'' suçundan hakkında adli işlem yapıldığı ve sınırdışı edildiği tespit edilmesi nedeniyle olumsuz olarak değerlendirilmesi üzerine vatandaşlık talebinin reddedildiği görülmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Azerbaycan uyruklu olan davacının 06.02.2012 tarihinde Türk Vatandaşı ile evlendiği, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan inceleme ve araştırma sonucunda evliliklerinin normal bir evlilik olduğu, evlendikten sonra herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı belirtilmiştir.
Olayda, evlilik birliği sağlandıktan sonra davacı hakkında evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespitin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yazılı şartı taşımadığı gerekçesiyle Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf isteminin kabulüne, Ankara 10. İdare Mahkemesi'nce verilen 20/02/2017 gün ve E: 2016/1430, K: 2017/409 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhalarına ilişkin toplam 254,50-TL yargılama giderleri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)