(AİHS m. 11) (2709 S. K. m. 51, 90) (657 S. K. m. 22, 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Balıkesir İli, Karasi İlçesi, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 29.12.2015 günü özürsüz olarak görevine gitmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılması gerekmekle birlikte alt ceza uygulanmak suretiyle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 28.12.2016 gün ve 1212 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının üyesi olduğu Sendikanın bağlı olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu yürütme kurulu tarafından, "sokağa çıkma yasakları"nın hem kamu hizmeti sunmakla görevli kamu emekçilerinin ve ailelerinin hem de kamu hizmetinden yararlananların sadece kamu hizmeti sunma ve alma hakkı değil yaşam haklarını da tehdit eder boyutlara geldiği, bölgede binlerce öğretmenin izine gönderilmesi sonucunda onbinlerce öğrencinin eğitim hakkının askıya alındığı, sağlık emekçilerinin hastanelerden çıkmadan zorunlu nöbete tabi tutulduğu, eğitim sağlık, yerle yönetim hizmetleri başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinin bölgede sürdürülen operasyonlara göre yeniden dizayn edildiği, ayrıca tarihi eserlerin tahrip edildiği, okullar, hastaneler, öğrenci yurtları boşaltılarak şehirlerin polis karakolları ve askeri karargâhlar haline getirildiği, sürekli çatışma ortamında kamu çalışanlarının ve yurttaşların evleri ve kendilerinin hedef haline geldiği, elektriksiz, susuz bırakılarak hastalık ve açlık tehlikesiyle burun buruna bir yaşama itildiğinden bahisle alınan 22.12.2015 gün ve 92 sayılı karar doğrultusunda görevine gitmediği hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda, Devletin, terörle mücadele operasyonları çerçevesinde, vatandaşlarını terör örgütünden korumaya yönelik olarak aldığı tedbirleri protesto etmek amacıyla göreve gitmeme şeklinde gerçekleşen eylemin, sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından dava konusu disiplin cezasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 27/04/2017 gün ve E:2017/302; K:2017/1242 sayılı kararın; davacı tarafından, sendikanın ve konfederasyonun aldığı kararın hukuki denetiminin yapılarak davacıya ceza verilmesinin mümkün olmadığı, davacının eyleminin eğitim ve öğretim faaliyetini engelleme amacı taşımadığı, eylemin barışçıl bir eylem olduğu, disiplin amirinin ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, idare mahkemesince verilen kararın Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının mazeretsiz olarak göreve gelmeme fiilinin Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümlerine aykırı olduğu, kamu görevlilerinin grev hakkından söz edilmesinin mümkün olmadığı, Mahkeme kararının usul ve Yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdare Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; Balıkesir İli, Karesi İlçesi, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 29.12.2015 günü özürsüz olarak görevine gitmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılması gerekmekle birlikte alt ceza uygulanmak suretiyle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 28.12.2016 gün ve 1212 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (C/b) bendinde, "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin aylıktan kesme cezası ile cezalandırılacağı kuralına yer verilmiştir.
Anayasanın 51. maddesinde; "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." hükmüne yer verilmiş olup; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde, "Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." şeklindedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin dernek kurma ve toplantı özgürlüğünün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, üyesi olduğu sendikanın çağrısına uyarak görevine gitmeyen ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılan iki başvurucu hakkında verdiği, 18.09.2014 tarihli, 2013/8463 başvuru numaralı ve 06.01.2015 tarihli, 2013/8517 başvuru numaralı kararlarında; demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığının sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşeni olduğu, demokrasilerde böyle bir örgütün Devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip olduğu, istihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikaların, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçası olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasından yararlanacağı, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilmez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin demokrasiye hizmet edemeyeceği ve hatta tehlikeye düşüreceği belirtilmiş ve başvuruya konu disiplin cezası değerlendirmesinde, dava konusu eylem gününün, tüm ülkede önceden bildirildiği, söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edildiği de ileri sürülmediğinden başvurucunun bu eyleme katılarak sendikal hakkını kullandığına karar verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15/09/2009 tarihli Kaya ve Seyhan-Türkiye kararında (Başvuru No: 30946/04); sendika üyesi kamu görevlilerinin, alınan karar uyarınca düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve gelmedikleri için disiplin cezası verilmesinin, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının "acil bir sosyal ihtiyaca" tekâbül etmediği ve bu nedenle "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna varmış, başvuranların gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Balıkesir İli, Karesi İlçesi, .. Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın da aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının kararı ile 29.12.2015 tarihinde "Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız" şiarı ile gerçekleştirilen bir günlük hizmet üretmeme eylemine katıldığı, anılan tarihte mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davalı idarenin 28.12.2016 gün ve 1212 sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının üyesi bulunduğu sendikanın ve sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekmekte olup, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Nitekim, Danıştay Onikinci Dairesinin 27.04.2017 tarih ve E:2016/11307, K:2017/2034 sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 27/04/2017 gün ve E:2017/302, K:2017/1242 sayılı kararın kaldırılmasına, işin esasına geçilerek dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından karşılanan 107,55 TL ilk derece dava ve istinaf yargılama gideri olan 129,00 TL ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 990,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 08.11.2017 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İdare Mahkemesince verilen karar usul ve hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan Daire kararına karşıyım. (¤¤)