(213 S. K. m. 114)
Davacı şirket adına düzenlenen 07/12/2015 tarih ve 2015-B-179/1 Sayılı vergi inceleme raporu uyarınca, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355/4. maddesine istinaden 2010/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada; davacı şirketin 2010 yılı hesap döneminde toplam 4.180.801,10-TL tutarındaki tahsilat ve ödemeyi banka, benzeri finans kurumları veya posta idaresi ile değil, doğrudan kasa hesabı vasıtasıyla gerçekleştirdiği, dolayısıyla Kanun hükmünde yer alan tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymadığı, buna bağlı olarak şirket hakkında işleme konu 4.180.801,10-TL'in %5'i nispetinde toplam 209.040,05-TL özel usulsüzlük cezası kesildiği, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasına dair ihbarnamenin şirketin idareye bildirdiği ... adresine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, Mahkemenin 26/05/2016 tarihli ara kararıyla özel usulsüzlük cezasını ihtiva eden 11/12/2015 tarih ve 20151211135040000001 Sayılı vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği adreste tebliği alan ...'nın davacı şirketle bağı sorulduğu, alınan cevabi yazıdan, ...'nın 17/02/2014-24/06/2014 tarihleri arasında davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığının, 24/06/2014 tarihi itibarıyla sigorta çıkışının yapıldığının, 01.07.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığının Sosyal Güvenlik Kurumunun 27/07/2016 tarih ve 8.426.493 Sayılı yazısı eki belgelerden anlaşıldığı, tebliği alan kişi davacının sigortalı çalışanı olarak görünmemekle birlikte; yaşlılık aylığı almaya başlanılmasıyla sigorta çıkışının yapılması, sigortasız çalıştırma durumunun yaygın olması, ihbarnamenin tebliğ edildiği 14/12/2015 tarihli tebliğ alındısında şirket kaşesinin bulunması hususlarından, sigorta çıkışı yapılmasına karşın anılan kişinin iş yerinde çalışmaya devam ettiği sonucu çıktığından, davacı şirketin tebligatın usulsüz yapıldığı, dolayısıyla 2010 yılına dair cezanın zaman aşımına uğradığına dair itirazının yerinde görülmediği, bu durumda; tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymadığı açık olan davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davaya konu özel usulsüzlük cezasının onanmasına dair olarak İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen 17/11/2016 gün ve E:2016/125, K:2016/1641sayılı kararın; davaya konu vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğinin usulüne uygun bir şekilde yapılmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı şirket adına düzenlenen 07/12/2015 tarih ve 2015-B-179/1 Sayılı vergi inceleme raporu uyarınca, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355/4. maddesine istinaden 2010/1-12 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 114.maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olduğu; tebliğin kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı; 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhattabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyetin beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrağın çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar vea ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında düzenlenen 07/12/2015 tarih ve 2015-B-179/1 Sayılı vergi inceleme raporu ile 2010 yılı hesap döneminde toplam 4.180.801,10-TL tutarındaki tahsilat ve ödemeyi banka, benzeri finans kurumları veya posta idaresi ile değil doğrudan kasa hesabı vasıtasıyla gerçekleştirdiği, dolayısıyla kanun hükmünde yer alan tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle teşvik etme zorunluluğuna uymadığından bahisle 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesine istinaden 2010/1-12 dönemi için işleme konu 4.180.801,10-TL'nin %5'i nispetinde toplam 209.040,05-TL özel usulsüzlük cezası kesildiği, davacı şirket adına kesilen özel usulsüzlük cezasına dair ihbarnamenin ... adresinde ... isimli kişiye tebliğ edildiği, İzmir 1. Vergi Mahkemesi'nin 26/05/2016 tarihli ara kararıyla vergi-ceza ihbarnamelerinin tebliğ edildiği ...'nın davacı şirketle bağının sorulduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca 27/07/2016 tarih ve 8.426.493 Sayılı cevabi yazıyla, adı geçen şahsın 17/02/2014- 24/06/2014 tarihleri arasında davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığının, 24/06/2014 tarihi itibariyle sigorta çıkışının yapıldığının, 01/07/2014 tarihinden itbaren yaşlılık aylığı almaya başladığının bildirildiği, bunu üzerine Mahkemece, tebliği alan kişi davacının sigortalı çalışanı olarak görünmemekle birlikte, yaşlılık aylığı almaya başlanılmasıyla sigorta çıkışının yapılması, sigortasız çalıştırma durumunun yaygın olması, ihbarnamenin tebliğ edildiği 14/12/2015 tarihli tebliğ alındısında şirket kaşesinin bulunması hususlarından, sigorta çıkışı yapılmasına karşın anılan kişinin iş yerinde çalışmaya devam ettiği sonucuna varılarak davacı şirketin tebligatın usulsüz yapıldığı, dolayısıyla 2010 yılına dair cezanın zaman aşımına uğradığına dair itirazları yerinde görülmediğinden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan 213 Sayılı Kanun'un tebliğe dair hükümlerine göre, davacı şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğinin öncelikle Kanunun 94. maddesinde belirtilen şirketin müdürü, kanuni temsilcisi, varsa müteaddit müdür veya temsilcisine yapılmaya çalışılması, bunlara bulunmamaları veya başka bir sebeple tebligat yapılamaması durumunda bu durumun ve sebebinin tebliğ mazbatasında ilgililerin beyanını içerecek şekilde belirtilmesi; kendisine tebligat yapılacak kimsenin ( belirtilen kimselerin ) bulunmaması halinde, işyerindeki memur veya müstahdemlerden birine tebligat yapılması gerekirken, öncelikle tebliğ yapılması gerekenlere dair olarak herhangi bir kayıt konulmaksızın, 24/06/2014 tarihi itibariyle sigorta çıkışı yapılan, dolayısıyla, çalışan olarak kabulü olanaklı olmayan ... isimli şahsa yapılan tebliğin usulsüz olduğu sonucuna varılmış olup; bu durumda, usulsüz tebligatın zaman aşımını kestiğinden söz edilemeyeceğinden, davacı şirket tarafından 08.01.2016 tarihinde ıttılaına girdiği belirtilen 2010 yılına dair cezanın zamanaşımına uğradığı açık bulunduğundan, davaya konu cezanın bu gerekçe ile kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen 17/11/2016 gün ve E:2016/125, K:2016/1641 Sayılı kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davaya konu özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına, davacı tarafından dava ve itiraz aşamasında yapılan toplam 233,90-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, kesin olarak, 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)