(657 S. K. m. 125) (6100 S. K. m. 333)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ..... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 29.12.2015 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bayraklı Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.10.2016 tarih ve 11575028 sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının üyesi bulunduğu sendikanın ve sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin, Uluslararası Sözleşmeler ile de güvence altına alınan Anayasal hakkını kullanması sebebiyle sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; iptal edilen dava konusu işlem sebebiyle davacının aylığından kesilen tutarın davanın açıldığı 13.12.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi Anayasada belirtilen Hukuk Devleti ilkesinin doğal sonucu olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali, dava konusu işlem sebebiyle davacının aylığından kesilen tutarın davanın açıldığı 13.12.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda İzmir 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/06/2017 gün ve E:2016/1605; K:2017/1081 sayılı kararın; davacının 29.12.2015 tarihindeki eyleminin özlük hakları ya da eğitimle ilgili sendikal faaliyet kapsamında olmadığı, göreve gelmeyerek eğitim gören öğrencileri anayasal hakları olan eğitim alma hakkından yoksun bıraktığı, bu nedenle mazeret sayılamayacağı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve Yasaya uygun olduğu, emsal yargı kararlarının bulunduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2.İdare Dava Dairesi'nce, işin gereği görüşüldü:
İzmir 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/06/2017 gün ve E:2016/1605; K:2017/1081 sayılı kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 06.10.2017 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU (X)
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 3/f maddesinde; sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.
Kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla kurulan sendikaların, bu amaç doğrultusunda sendikal faaliyetlerde bulunabileceğinin, uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve ilgili kanun ile güvence altında olan bir hak olduğu tartışmasızdır.
Dava konusu olayda, davacının üyesi bulunduğu sendikanın bağlı olduğu Konfederasyonun, ülkemizin Güneydoğu Anadolu bölgesinde devam eden terörle mücadele kapsamında Devlet tarafından alınan tedbirleri protesto etmek amacıyla aldığı karar doğrultusunda 29/12/2015 tarihinde bir gün göreve gelmediği görülmektedir.
Bu durumda, bir gün göreve gelmemenin dayanağı gösterilen Konfederasyon kararı ve bu doğrultuda gerçekleştirilen eylemin amacı ve konusu dikkate alındığında, söz konusu eylemin, sendika üyelerinin ortak, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumaya yönelik sendikal bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki ülkemizde meydana gelen bir takım toplumsal ve siyasal olayları protesto etmek bahanesiyle iş bırakma eyleminin bireylerin eğitim ve öğrenim hakkının engellenmesi ve gerçekleşen işgücü kaybı gözönüne alındığında, ulusal ve uluslararası mevzuat ile güvence altına alınan bu hakkın kötüye kullanılması olduğu, bu bağlamda sendikal bir faaliyet kapsamında kabulü mümkün olmayan bir gün göreve gelmemek eyleminden dolayı davacının, dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunamadığından, istinaf başvurusunun kabulü gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
6. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/1605
KARAR NO: 2017/1081
T: 29/06/2017
DAVANIN ÖZETİ: İzmir İli, Bayraklı İlçesi, .... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 29.12.2015 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bayraklı Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.10.2016 tarih ve 11575028 sayılı işleminin; üyesi olduğu sendikanın da aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının kararı ile 29.12.2015 tarihinde gerçekleştirilen hizmet üretmeme eylemine karar verildiği, bu karar doğrultusunda iş bırakma eylemine katıldığı, bu durumun mazeret olarak kabul edilmesi gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca anılan fiilin disiplin suçu olarak değerlendirilemeyeceği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı hakkında 29.12.2015 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmemesi sebebiyle soruşturma başlatıldığı, davacının üyesi olduğu sendika tarafından alınan karara uyarak anılan tarihte göreve gelmediğinin tespit edildiği, gerçekleştirilen eylemin konusunun kamu çalışanlarının haklarını koruma amacını taşımadığı, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir 6. İdare Mahkemesi'nce dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Bayraklı İlçesi, .... İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 29.12.2015 tarihinde mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bayraklı Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 19.10.2016 tarih ve 11575028 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 26. maddesinde "Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır." kuralına, aynı Kanunun 125/C-b maddesinde ise "Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği kuralına yer verilmiştir.
Anayasanın 51. maddesinde, "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." hükmüne yer verilmiş olup; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 22. maddesinde, "Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." şeklindedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin dernek kurma ve toplantı özgürlüğünün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, üyesi olduğu sendikanın çağrısına uyarak görevine gitmeyen ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılan iki başvurucu hakkında verdiği, 18.09.2014 tarihli, 2013/8463 başvuru numaralı ve 06.01.2015 tarihli, 2013/8517 başvuru numaralı kararlarında; demokrasilerde vatandaşların biraraya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığının sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşeni olduğu, demokrasilerde böyle bir örgütün Devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip olduğu, istihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikaların, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydana getirerek biraraya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçası olduğu, örgütlenme özgürlüğünün, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasından yararlanacağı, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilmez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin demokrasiye hizmet edemeyeceği ve hatta tehlikeye düşüreceği belirtilmiş ve başvuruya konu disiplin cezası değerlendirmesinde, dava konusu eylem gününün, tüm ülkede önceden bildirildiği, söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edildiği de ileri sürülmediğinden başvurucunun bu eyleme katılarak sendikal hakkını kullandığına karar verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 15/09/2009 tarihli Kaya ve Seyhan-Türkiye kararında (Başvuru No: 30946/04); sendika üyesi kamu görevlilerinin, alınan karar uyarınca düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle göreve gelmedikleri için disiplin cezası verilmesinin, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının "acil bir sosyal ihtiyaca" tekabül etmediği ve bu nedenle "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı sonucuna varmış, başvuranların gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, İzmir İli, Bayraklı İlçesi, .... İlkokulunda öğretmen olarak görev yaptığı, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun 22.12.2015 tarih ve 92 sayılı kararı ile; “Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız" şiarı ile ortak pankart, afiş, bildiri ve stickerler hazırlanarak web sayfamızdan yayınlanmasına, 29 Aralık 2015 tarihinde Konfederasyonumuza bağlı sendika üyelerinin hizmet üretiminden gelen gücü kullanarak işyerlerinden çıkıp tüm illerde merkezi alanlarda basın açıklaması yapmalarına karar verilmiştir.'' kararı alındığı, bu karar üzerine Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasının 25.12.2015 günlü ve 12 sayılı kararıyla; "29 Aralık 2015 tarihinde Konfederasyonumuzun KESK'in diğer emek ve meslek örgütleri ile birlikte almış olduğu 92 sayılı kararı gereği Savaşa Hayır, Barışı Savunacağız şiarıyla gerçekleştireceği üretiminden gelen gücümüzü kullanarak 1 günlük hizmet üretmeme kararının işkolumuzda hayata geçirilmesine" şeklinde karar alındığı, davacının bağlı olduğu sendikanın aldığı karar uyarınca iş bırakma eylemine katıldığı, davacının bu eyleme katılarak özürsüz olarak bir gün göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, anılan disiplin cezasının iptali istemiyle bakılmakta olan işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan davada, davacının üyesi bulunduğu sendikanın ve sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin, Uluslararası Sözleşmeler ile de güvence altına alınan Anayasal hakkını kullanması sebebiyle sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekeceğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; iptal edilen dava konusu işlem sebebiyle davacının aylığından kesilen tutarın davanın açıldığı 13.12.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi Anayasada belirtilen Hukuk Devleti ilkesinin doğal sonucudur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem sebebiyle davacının aylığından kesilen tutarın davanın açıldığı 13.12.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan 117,70 TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00 TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 29.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)