(2942 S. K. Ek. m. 1) (6100 S. K. m. 323, 331)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların paylı mülkiyetindeki Antalya İli, ….. Mahallesi'nde bulunan ve tapunun 4165 ada, 1 parsel numarasında kayıtlı olan taşınmazın imar planında semt spor sahası olarak ayrıldığı ve bugüne kadar kamulaştırılmayarak davacının mağdur edildiği, mülkiyet hakkının kısıtlandığı; Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesine göre yapılan başvurudan da bir sonuç alınamadığı belirtilerek, tasarruf hakkının bu şekilde engellenmesi suretiyle oluştuğu ileri sürülen 10.000,00.-TL zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yapılan değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanması gerektiğinin açık olduğu, uygulama imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde yapılması gereken imar programları veya imar uygulamalarının yapılma süresinin 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek Madde 1'in yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden itibaren başlayacak olması nedeniyle, tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında belirtilen kanun hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilmesi veya ilgililerin dava açabilmesi ancak bu sürenin dolmasından sonra mümkün olabileceğinden, bu aşamada görülmekte olan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 4. İdare Mahkemesi'nce tek hakimle verilen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin 07/11/2016 gün ve E:2016/253, K:2016/965 sayılı kararın; davacılar vekilince, yeni yasaların yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanacağı, sonradan çıkarılan yasalar ile devam eden davalara müdahale edilirse hukuk güvenliğinin kalmayacağı, yeni düzenlemenin Anayasa aykırı olması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, davanın açılmasına davalı tarafın neden olduğu, bu nedenle yapılan masraflar ve harçların iadesi ile resmi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, davacılar vekilinin Anayasa'ya aykırılık itirazı yerinde görülmedikten sonra dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Bakılan davada, İdare Mahkemesince 6745 sayılı Yasa uyarınca uyuşmazlık hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu ve mahkeme kararının da bu yönüyle anılan yasa maddesine ve genel olarak hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, davacıların -kararın vekalet ücreti haricinde kalan kısmına yönelik- istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Mahkeme kararının vekalet ücretine yönelik kısmına ilişkin istinaf talebine gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331. maddesinin ilk fıkrasında; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmüne yer verilmiş, 323. maddesinin 1/ğ bendinde de; "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmıştır.
İstinaf istemine konu mahkeme kararında; dava konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve yargılama giderleri de davacılar lehine hükmedilmiş ise de, hüküm fıkrasında davacılar lehine vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Bakılan davada, davacıların davasını açtığı tarih itibariyle hukuki el atma nedeniyle tazminat davası açabilmeye yönelik olarak davacılar açısından (taşınmazın imar planında umumi hizmet veya resmi kurum alanına ayrılmış olması; beş yıllık süre içinde taşınmazın kamulaştırılmamış bulunması veya kısıtlılığın giderilmemiş olması; yine taşınmaza beş yıldan fazla bir süredir malik bulunulması gibi) gerekli tüm şartların bulunduğu ve fakat davanın sonradan çıkan yasal düzenleme nedeniyle konusuz kalmış olduğu, dolayısıyla davanın açılmasında davacıya yöneltilebilecek bir kusur bulunmadığı görülmüş olup, bu sebeple yukarıda aktarılan yasa maddesi uyarınca, bakılan davada yargılama giderlerinin (davalı idareden alınmak suretiyle) davacılar lehine hükmedilmesi yasa ve hakkaniyet gereğidir.
Aynı şekilde, yukarıda aktarıldığı üzere vekalet ücretinin de yargılama giderlerinin bir unsuru olduğu ve ayrıca davacılar vekilince mahkeme aşamasında yapılan hukuki yardımın vekalet ücretini gerektirdiği açık olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de vekalet ücretine hükmolunmayacak durumlar tahdidi olarak sayıldığından ve yine Tarifede "karar verilmesine yer olmadığı" yönünde verilen kararlarda vekalet ücreti ödenmeyeceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığından, yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü yargılama giderlerine koşut olarak maktu vekalet ücretinin (davalı idareden alınmak suretiyle) davacılar lehine hükmedilmesi icap etmektedir. Belirtilen nedenle de davacıların vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulü suretiyle davacılar lehine yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacıların istinaf başvurusunun kısmen (mahkeme kararının vekalet ücreti haricinde kalan kısmı yönünden) reddine, istinaf başvurusunun vekalet ücretine yönelik kısmının kabulüne, istinafa konu mahkeme kararının davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 990,00-TL vekalet ücretinin, istinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 140,10.-TL yargılama giderinin takdiren 70,05.-TL'lik kısmı ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine, yargılama giderinin kalan 70,05.-TL'lik kısmının ise davacılar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istinaf başvurusunda bulunan davacılara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 09.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)