(2918 S. K. Ek. m. 2) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına kayıtlı ...... plaka sayılı aracın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3 maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin 20.06.2016 tarih ve 0596652 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi'nin 11/09/2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, araç sürücüsü ile araç malikinin farklı kişiler olması durumunda araç sahipleri hakkında idari yaptırım kararı uygulanmasına izin veren yasal bir dayanak bulunmadığından, aracın trafikten men edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/10/2016 tarih ve E:2016/948, K:2016/1819 sayılı kararın; davalı idarece araç sahibine araç sürücüsü arasında akrabalık nedeniyle birliktelik olması karşısında durumdan haberli olan davacının Anayasa Mahkemesi kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği iddialarıyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesinin 3. fıkrasında; "Bölge İdare Mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu mahkeme kararı hukuka uygun bulunduğundan ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 33,00-TL istinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına ve artan posta avansının ilgilisine iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesinin (d) fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 08/02/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 11.09.2014 tarih ve E:2014/52, K:2014/139 sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, korsan tabi edilen yasa dışı taşımacılıkla mücadele amacını taşıdığı; dolayısıyla gerekli izin ve ruhsatları almaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması eylemini yasaklamanın ve bu eylemin hangi tür ceza ile yaptırıma bağlanacağı hususunun kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kaldığı, kanun koyucunun da özellikle büyükşehirlerde sayıları çok büyük boyutlara ulaşan, önemli şekilde vergi kaybına yol açan, hizmet alanlar yönünden de sıkıntı oluşturan yasa dışı taşımacılığın yol açtığı mağduriyetin önüne geçmek için kamu yararı amacıyla, takdir yetkisine dayanarak anılan madde hükmünü düzenlediği; eylemin cezasının açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmesi sebebiyle iptali istenilen kuralın, hukuk devleti ilkesine ve belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmadığı; ....... alınması gereken izin veya ruhsatı olmaksızın ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapılması ve sürücünün araç sahibi olmaması hâlinde tescil plakası sahiplerine sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasının cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, Anayasa ve ceza hukukunun temel kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için aranan koşullardan birinin hukuka aykırı eylemin kanunda belirtilmiş olması, diğerinin ise bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kanıtlanmasını gerektirdiği, itiraz konusu kuralda araç sahiplerinin hangi eylemlerinin suç sayıldığı için başkasının eyleminden sorumlu tutulduğu açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi olma ile suç arasındaki illiyet bağının da ne suretle oluştuğunun belirtilmediği, kuralın bu yönleriyle açık ve belirgin olmadığı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın birinci cümlesinde yer alan "araç sahibine" ibaresi ile ikinci cümlesindeki "araç sahibine" ibaresi yönünden cezaların şahsiliği ilkesine ve Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptallerine karar verilmiştir.
Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi, korsan tabir edilen yasa dışı taşımacılığın yapıldığının tespit edildiği durumlarda, araç sürücüsü aynı zamanda araç sahibi değilse, sürücünün belgesiz olarak ticari amaçlı yolcu taşımacılığı yapmasına izin veren ve yasa dışı taşımacılık yapılmasında kusuru bulunan araç sahibine de aynı miktarda ceza verilebileceğini kabul etmekte, ancak itiraz konusu kuralda araç sahibi açısından suç ile illiyet bağı aranmaksızın sadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanmasını cezaların şahsiliği ilkesine aykırı bulduğu için iptal kararı vermektedir.
Bu hususlar ve yasa dışı taşımacılıkta kullanılan aracın sürücüsünün aynı zamanda aracın sahibi olması halinde yasada belirtilen idari yaptırımın uygulanacağı dikkate alındığında, araç sahibinin yasa dışı taşımacılık yaptığı ileri sürülen araç sürücüsünün taşımacılık faaliyetinden bilgisi olması ve buna izin vermesi halinde araç sahibi ile suç arasındaki illiyet bağının da oluştuğunun, başka bir anlatımla araç sahibinin bilgisi ve iradesi ile yapılan izinsiz taşıma faaliyetinden araç sahibinin de sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Bakılan uyuşmazlıkta, dosyada yer alan bilgi ve beyanlardan, araç sürücüsünün gerçekleştirdiği taşımacılık faaliyetinin, araç sahibi olan davacının bilgisi ve izni dahilinde yapıldığı anlaşılmaktadır
Diğer yandan izinsiz yolcu taşımacılığında kullanıldığı saptanan aracın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden alınmış olan 25/05/2015 tarihli Turizm Servis Aracı Güzergah Kullanım İzin Belgesinin dava konusu işlem tarihinde süresinin dolduğu görülmektedir.
Bu durumda, araç sahibi olan davacının bilgisi ve iradesi ile ilgili belediyeden izin almadan ticari amaçlı yolcu taşımacılığında kullanılan aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesinin istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)